En İdeal Fitness Formülü

Sağlıklı yaşam ve fitness hakkındaki bu yazı Exuberant Animal sitesinde yayımlanmıştır.
Yazar: Frank Forencich
Yazının yayımlandığı orijinal adresler: http://www.ptonthenet.com/blog/the-inner-unit/ultimate-fitness-formula-351 ve http://blog.exuberantanimal.com/the-ultimate-fitness-formula/

Yazan: Serkan Yimsel

Yazı için Zinde Türkiye notu: Yazıdaki görüşleri ilginç ve dikkate değer bulmakla birlikte doğru beslenmenin ve düzenli egzersizin şaşırtıcı derecede olumlu etkileri olduğunun ve kişileri tahminlerin ötesinde değiştirebileceğinin dikkate alınması gerektiğini düşünüyor, bu yazının sağlıklı yaşam-beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığınıza / kararınıza olumsuz etki etmemesini umuyoruz.

Sağlıklı yaşam, fitness; kalıtımsal ve çevresel şartların sağlık ve formdalığa olan etkisi hakkındaki bu yazıda kullanılan telif haklarıyla korunan görseller: trindade.joao, heraldpost, Sanofi Pasteur, rougenoirphoto ve Edson Hong Creative Commons lisanslarına uygun olarak kullanılmıştır.

En İdeal Fitness Formülü

Çeviren: Serkan Yimsel

NOT: Bu yazı uluslar arası tanınmış bir antrenör ve eğitimci Frank Forencich tarafından yazılmış ve çok ilginç bulduğum için tarafımdan dilimize çevrilmiştir. Eğitim programlarını ve eserlerini çok yakından takip ettiğim ve takdir ettiğim bir eğitmen olduğu için hiçbir değişiklik yapmadan kelimesi kelimesine katıldığım bu yazısını aynen sizlere yansıtmayı uygun gördüm.

Tamam, tamam, biliyorum! Bunu daha önce defalarca duydunuz. Size bir fitness formülü vermeyen uzman, âlim, yayın ve web sitesi kalmadı şu dünyada; ve hemen hemen hepsi de birbirine çok benziyor.

Ama bu seferki farklı. Söz veriyorum.

Formül:

Eğer gerçekten sağlıklı ve fit olmak istiyorsanız, şu önerilere muhakkak uyunuz:

Önce işe doğru babaanne ve anneanne seçerek başlayınız. Bu gerçekten can alıcı bir husus, o yüzden ev ödevinizi iyi yapınız. Genler, sağlık ve fitness profillinizin en kuvvetli oyuncularıdır ve bu yüzden vücudunuzdaki her bir hücrenin olası en iyi şifreyi almasını istemelisiniz. Anne ve babanızın da benzer şekilde aynı Allah vergisi özelliklerde olduğundan ve siz ana rahmine düşmeden önce her ikisinin de çok sağlıklı beslenmiş olduğundan emin olunuz. Çünkü eğer eksik ya da sağlıksız beslenmişler ise obezite (şişmanlık) ve diyabet gibi metabolik anormallikleri size geçirebilirler.

Sonra, öyle bir ayarlayın ki ana rahmine düşme anınız en ideal mevsim ile rastlaşsın. Böylelikle hamilelik döneminin son üç ayı ile sizin doğumunuzdan hemen sonraki ilk birkaç ay boyunca anneniz taptaze sebze ve meyvelerle beslensin. Eğer burada zamanlamayı iyi yapamazsanız, konserve ve paket gıdalardan oluşan düşük kaliteli bir kış diyeti ile cezalandırılırsınız. Bu da gelecekteki sağlık ve performansınızı oldukça aşağı çekecek bir etki yapacaktır.

Hamilelik döneminde annenizin kendisine çok iyi baktığından ve stressiz bir ortamda yaşadığından emin olun. Çünkü eğer anneniz hamilelik esnasında stres içinde yaşamış ise siz de bir nevi doğum öncesi kortizol banyosunda pişmiş olarak çıkarsınız. Bu durum DNA’nızı olumsuz yönde etkileyerek erişkin yaşlarınızda stres ile ilgili problemler yaşamanıza neden olabilir. Öyle ki elverişsiz gen dışa vurumu kalıcı olabilir ve sizi hayat boyu sürecek hastalık ve düşük performans riskleriyle baş başa bırakabilir.

En sonunda doğduğunuz zaman bu olayın hastanede değil, çok daha sağlıklı ve doğal bir ortamda olduğundan emin olun. Hayatınızın ilk anlarında cömertçe ve şefkatle size dokunulsun ve teniniz okşansın. Çünkü bu dokunsal tecrübe, sizin dokularınızda rahatlatan ve sizi restore eden bir etkiye sahiptir.

Bebekliğinizde ne yapın ne edin, annenizin en az 6 ay boyunca sizi sadece anne sütüyle beslemesini sağlayın. Bu sizin çok daha kuvvetli bir bağışıklık sistemine sahip olmanızda en büyük rolü oynayacaktır. Hatta ve hatta 6 ay sonra katı gıdalara hafif hafif geçildikten sonra bile 2 seneye kadar anne sütü içmeye gayret edin. Anne sütünden yoksun geçirilen bir bebeklik yaşadıysanız orta kulak iltihapları, zatürree, mide ve sindirim rahatsızlıkları ve idrar yolları enfeksiyonları ile uzun süre başınız ağrıyabilir.

Bağışıklıktan bahsetmişken, bebekliğinizde muhakkak bol bol çamurlu sularda oynamak, yalın ayak çimenlerde yürümek ve teninizi doğal objelere sürtmek için ebeveynlerinizden izin alınız. Bu sayede teniniz faydalı bakterilerle tanışabilir ve onlarla her gün pratik yapabilir. Böyle bir tecrübenin olumlu katkıları onlarca yıl sonra dahi etkisini sürdürecektir.

Çocukluğunuz sırasında ebeveynleriniz sizi muhakkak doğal ışığa ve doğal günlük ritimlere maruz bıraksın. Televizyon, bilgisayar ve flüoresan lamba ışıklardan sizi uzak tutsunlar. Bu durum vücudunuzun fizyolojik ritimlerinin tam olarak çalışması için çok önemli.

Ebeveynlerinizin size muhakkak güvenli, destek olan ve koruyucu bir çevre sağlamasına gayret ediniz. İstikrarlı, dengeli ve sizi dış dünyanın tehlikelerinden koruyacak bir ev ortamına çok ihtiyacınız olacak. Bu korunma duygusu beyin ve stres tepkinizi normal olarak geliştirerek tam gelişmiş bir beyin zarı oluşturmanıza yardım eder. Böylece düşünmeden eyleme geçme, davranış ya da dikkat problemleri gibi sorunlardan uzak yaşarsınız.

Ne yaparsanız yapın, doğru bir sosyal sınıfta doğmaya gayret edin, mümkünse toplumun üst sınıflarında. Araştırmalar inatla gösteriyor ki üst sınıfların bireyleri daha sağlıklı bir yaşamı istiyor ve bundan zevk alıyorlar. Benzer şekilde ebeveynlerinizin varlıklı olduğundan da emin olunuz. Sağlam bir gelir ailenizdeki stresi azaltmakla kalmaz, fiziksel hareket için sürüyle fırsatı da mümkün kılar.

Doğduğunuz yerle ilgili yine çok önemli bir konu da çevrenizin insan bedenine dost bir çevre olması gerektiği. Bölgede bol bol bisiklet yollarının, yürüyüş parkurlarının ve doğal pazarların olduğundan emin olun. Kasabanın yanlış tarafında iseniz eğer, sağlıklı yaşam için zayıf fırsatlara gebe kalabilirsiniz.

Ah, tabii bir de etrafınızın sürüyle sağlık ve fitness konusunda örnek alabileceğiniz insanlarla dolu olmasına gayret ediniz. Yani ailenizde, okulunuzda ve yakın çevrenizde kaliteli ve iyi ahlaklı sporcular olmalı ve sizi sağlıklı yaşam ve egzersiz konularında hep teşvik etmeli. Anne babanız, öğretmenleriniz ve koçlarınız canlılık, merak, yaratıcılık ve iyimserlik ile dolu olmalılar.

İşe başladığınız zaman da işvereninizi öyle bir seçiniz ki kendisi düzenli hareketin önemini, organik beslenmeyi ve stres azaltıcı pratiklerin faydalarını anlayan birisi olsun. Kendisi size gerektiğinde egzersiz yapabilmeniz ve kişisel gelişiminizi tamamlamanız için bol bol izin versin.

Sonra, genişlemiş sosyal çevrenizde de sağlıklı yaşam pratiklerinin yapılıyor olması çok önemli. Yani arkadaşlarınızın arkadaşlarının arkadaşları zengin, aktif ve hareketli yaşayan ve doğru gıdaları tercih eden kişiler olmalı. Bu durum vücudunuzda, hayatınızda ve sağlığınızda büyük bir dalgalanma yaratacak ve alacağınız faydaları ikiye üçe katlayacaktır.

Son olarak, tarihin doğru bir zamanında ve doğru bir kültürde yaşadığınızdan emin olunuz. Öyle bir kültür ki yaratıcı ve iyimser bir kültür olsun. Yaşadığınız zaman ve kültürün ahlaki değer ve yapılarının nasıl düşündüğünüz, nasıl davrandığınız ve nihayette vücudunuzun nasıl performans gösterdiğinde çok derin bir baskısı olacaktır çünkü!

Sağlık ve Fitness’in Yörüngesi

Belki de bu formülün alaycı ve taşlama maiyetinde hazırlanmış bir formül olduğunu düşünüyorsunuz, belki gerçekten de öyle. Bu tavsiyeler sizlere garip gelebilir çünkü hemen hepsi, kişinin kontrolünün dışında gelişen koşulları temsil ediyor. Kimse ebeveynlerini, doğum öncesi ortamını, arkadaşlarının arkadaşlarının arkadaşlarını ya da yaşadığı zaman ve kültürü seçme hakkına sahip değil. Ancak yine de bütün bu faktörlerin sağlık ve fiziksel performansımıza etkisi tartışılmaz. Halk sağlığı, epijenetik ve nörobiyoloji dallarındaki yeni araştırmaların da kanıtladığı gibi sağlık ve fitness büyük bir oranda “kişinin kendisine bağlı olmayan” kuvvetlere ve şartlara bağlı olmaktadır.

Netice olarak, kanımca, sağlık ve fitness’in ne olduğunu yeniden düşünme zamanı geldi.

Çok fazla sayıda insan, antrenmanın tamamen kişisel istek, kişisel tercih ve kişisel çabadan ibaret olduğunu düşünüyor. Yani sadece doğru egzersizi yapıp doğru gıdaları yediğimiz zaman istediğimiz sonuçları alacağız. Formda kişiler formdadır çünkü doğru programlarla çalışmışlardır, doğru spor salonlarına gitmişlerdir, doğru beslenme desteklerini kullanmışlardır ve doğru antrenörlerle çalışmışlardır. Sağlıksız kişilerse sağlıksızlardır çünkü tembeldirler, ya da yanlış bilgilendirilmişlerdir. Hâlbuki bu genellemeler açıkça yanlış!

Sağlık ve fitness sektörlerinde çalışan uzmanlar olarak, bu aralar sık sık nörobiyoloji dünyasından gelen işlerimizi aksatıcı haberlerle çalkalanıyoruz: yani sağlık ve fitness çoğunlukla değiştirilemez şartların ürünü. Büyük oranda formda kişiler basitçe daha şanslı. Sağlıksız insanlar ise çoğunlukla şanssız. Evet; irade, seçim, istek ve kararlılık için de bolca yer var ama bedenlerimizin formu büyük ölçüde kendimizden daha büyük kuvvetlerin etkisiyle şekillenmekte.

İşte bu yüzden dar görüşle salt egzersiz ve beslenmeye odaklandığımız zaman genellikle başarısız oluyoruz. Uzmanlık alanlarımızı ve en son bilgilerimizi sürekli genişletiyoruz ancak obezite, diyabet ve kalp hastalıklarının vahim durumu gittikçe derinleşiyor. Eğer metotlarımız gerçekten etkili olsaydı, şurası apaçık bir gerçek ki insanlar giderek daha sağlıklı olurlardı. Ama olamıyorlar.

Rahatsız edici gerçek şu ki, bedenimizin sağlık ve fitness yörüngesi önceki tahminlerimizden çok daha öncesinden belirlenmiştir. Hatta ve hatta doğumumuzdan bile öncesinden. Fitness uzmanları ya da antrenörler olarak bu yörüngeler üzerindeki etkimiz yok denecek kadar azdır. Birçok defalar, bu yörüngeyi saptırabilmek için aşırı miktarlarda zaman, enerji ve kaynak gerekecektir. Evet, orada burada bazı vücut değişim hikâyeleri okuyor ya da tanık oluyoruz ve bunlar ilham veren nitelikte; ancak gerçekte yapabileceğimiz pek fazla bir şey yok. En düzenli egzersiz ve beslenme programı dahi genlerimize kazınan on yılların hatta nesillerin etkilerini geri çevirecek kuvvette olamaz.

Eğer gerçekten insanların daha sağlıklı ve formda olmasına yardım etmek istiyor isek, dikkatimizi biyomekanik ve biyokimyanın, diyet ve egzersizin ve özellikle estetik ve performansın çok çok daha dışına taşımamız gerekmektedir. Artık zor konuları konuşmanın zamanı geldi: sosyal adalet, eşitlik, kültür, sosyal nörobilim ve kişilerarası nörobiyoloji gibi. Vücutlarımızı şekillendiren daha büyük sosyal ve çevresel kuvvetler konu olduğunda artık “bu benim işim değil” diyerek kaçamayız.

Gerçekte, bu bizim işimiz!

Bu yazı kanunen tescillenmiştir.

About The Author

2009 yılında kurulan Zinde Türkiye Sağlıklı Yaşam ve Spor Dergisi Türkiye'nin en çok okunan fitness ve sağlıklı yaşam dergisidir.

Related posts

7 Comments

  1. onur

    Anatomi okuyan bir doktor adayı olarak, yazılanlara katılıyorum. Ayrıca çeviren arkadaşa eline sağlık diyorum. Hem çok akıcı yazmışsın hem de ne nokta ne de virgül hatası var:D zevkle okudum

    [Bu Yoruma Yanıt Ver]

  2. Kemal Siren

    Makale cok ilginc basliyor. Hamilelikte dikkat edilmesi gerekenler, buyume donemindeki cocuklarin ilerideki sagliklari icin onemli bazi etkenler anlatilmis. Makalenin ilerleyen bolumlerinde de mutlu yasamak icin verilmesi gereken bazi kararlar siralanmis.
    Bunlar faydali, ilginc ve kullanisli fikirler. Ama makalenin sonu bir garip. Acikca “Ne yaparsan yap bir hayri yok, genetik ve sosyal etkenler senin kaderini belirlemis bile” manasina gelen ibareler var.  Fitness (?) uzmanlarinin ellerinin bagli oldugu,“Evet, orada burada bazı vücut değişim hikâyeleri okuyor ya da tanık oluyoruz ve bunlar ilham veren nitelikte; ancak gerçekte yapabileceğimiz pek fazla bir şey yok. En düzenli egzersiz ve beslenme programı dahi genlerimize kazınan on yılların hatta nesillerin etkilerini geri çevirecek kuvvette olamaz”
    gibi ibarelerle ileri suruluyor.
    Halbuki bu hic dogru degil. Herhangi bir saglik problemine yakalanma sansi can egrisi gibi. Soldaki azinlik ne yaparsa yapsin hastaliga yakalanacak. Sagdaki azinlik en kotu sekilde beslense ve yasasa bile hastaliga yakalanmayacak. Ortadaki cogunluk ise dogru beslenip yasadigi oranda hastaliga yakalanma riskini azaltacak.
    Aktif yasayan ve saglikli beslenen insanlarin obesite-diyabet-yuksek tansiyon-kalp/dolasim problemlerine daha az yakalandiklari uzun zamandir yapilan bilimsel gozlemler sayesinde biliniyor. Demekki, genetik ve sosyal konum, vs herseye karar vermiyor. Zengin-ust tabakalarda bile hareketsiz yasayip cok kalori alanlar daha cok saglik problemlerine maruz kaliyorlar ve daha kisa yasiyorlar. Fakir-alt tabakalarda bile aktif yasayip az (ama yeterli) kalori alanlar daha saglikli ve uzun yasiyor. 
    En son paragrafta sadece bedenimizin bakimiyla degil ayni zamanda sosyal-politik etkenlerle de yakindan ilgilenmemiz oneriliyor. Buna katilmamak mumkun degil. Problem bu sonuca ulasmak icin onceki paragraflarda ileri surulen fikirlerin tutarsizligi. 

    [Bu Yoruma Yanıt Ver]

    Serkan Yimsel Reply:

    "Aktif yasayan ve saglikli beslenen insanlarin obesite-diyabet-yuksek tansiyon-kalp/dolasim problemlerine daha az yakalandiklari uzun zamandir yapilan bilimsel gozlemler sayesinde biliniyor. "

    Yazı buna ters birşey söylemiyor zaten. Yazının inmeye çalıştığı derinlik: Acaba aktif yaşayan ve sağlıklı beslenen insanların bu yolu izlemelerindeki faktörlerin ne kadarı kendi elinde?? Aktif yaşamı biz mi seçiyoruz, yoksa anne ve babamız aktif olduğu, aktif olmayı seven bir çevrede oturduğumuz ya da hayatımızda karşımıza çıkan arkadaşlarımız, onların arkadaşları ve onların arkadaşlarının arkadaşları aktif bir yaşamı sevdiği için mi biz de aktif oluyoruz? Sağlıklı beslenme nedenimiz bunun mantıken ve bilimsel olarak doğru olmasından mı, yoksa nesilden nesile gelen yemek alışkanlıklarımızı henüz kaybetmemiş olmamızdan mı? Zengin ve fakir tabakalarda elbette istisnalar olacaktır. Ancak yazının belirttiği genellemeyi doğrulayan bir araştırma kitabının referansını veriyorum hemen: The Status Syndrome, yazarı Michael Marmot. Yorum için teşekkür ederim.

    [Bu Yoruma Yanıt Ver]

  3. Serkan Yimsel

    Gerek yorum yazısından, gerek yazı başında eklenen ibareden de anladığım üzere yazının vermek istediği mesaj iyi anlaşılmamış. Önce yazının neyi vermediğini yazayım:

    1. Yazı; sağlıklı ya da fit olmak için çaba sarfetmenize gerek yok, herşeyi bırakın ve tembelliğe devam edin demiyor.

    2. Yazı; insanın kendi çabası dışındaki faktörleri sadece ırsi ya da kardiyovasküler risk faktörleri olarak dar bir çerçeveye sığdırmamış.

    3. Yazı; sağlık ve fitnessin ne olduğunu açıklamaya çalışmamış, başında hafif alaylı ifadeyle bahsettiği gibi, bunu yapan yeterince yazı ve kaynak zaten var.Yazı ne anlatmak istiyor? Sürekli bize anlatılan şeyler yerine, sağlık ve fitness konusunda bize anlatılmayan şeylere de dikkat çekmeye çalışıyor. İdeal bir form tutturma girişimlerimizin dışında kalan koskoca bir dünyadan bahsediyor. Sağlıklı ve formda kalmanın gerekliliklerinin, doğru beslenme ve antrenman yapmadan ibaret olamayacağını, gelir düzeyimizden tut, insan ilişkilerimize, oturduğumuz yerden tut kültürümüze kadar herşeyle alakalı olduğunu belirtmeye çalışıyor.

    Gemi örneğine şunu söyleyebilirim, evet yelkeni kuran ve dümeni kullanan biziz ama eğer o geminin tahtaları zayıf malzemeden yapılmış ise, doğru dürüst rüzgar esmiyor ise ya da üzerinde yüzdüğü su balçık halinde ise biz istediğimiz kadar dümeni iyi kullanalım ya da yelkeni doğru açalım; o yolculuk zevkli bir yolculuk olamaz. 

    [Bu Yoruma Yanıt Ver]

    ALİ RIZA KARSLI Reply:

    Yazının hakkını,yorumun cevabını veren yerinde bir yorum.Tebrik ve teşekkür ederim.Bir konuyu toparlamak, özetlemek kadar; onu kendi ekseninde anlayabilmekte çok önemlidir.Sezar'ın hakkı Sezara..Bence isabetli bir çerçeve çizilmiş,geçmişin şimdiki zamana ve geleceğe yansıma ve yankıları dile getirilmiş.muhasebesiz bilanço,temelsiz bina olmaz.Altın kural denile-bilecek bu tesbitlerin hesaba dahil edilmesi elimizi güçlendirir,önümüzü görmemize,yönümüzü bulmamıza ve yolumuzu çizmemize rehberlik ve koçluk eder.yazıyı ve yorumu çok beğendim ve masa üstüme kaydettim, teşekkür ederim.

    [Bu Yoruma Yanıt Ver]

  4. Hayri Özmeriç

    Geniş ufuklar açmaya çalışan bir inceleme, ancak bence FITNESS'in ne olduğunu insan doğasında hangi hususları kapsadığı hususunda kısa bir açıklama yapılmış olsa idi gerçekten yararlı olur idi. Nitekim SAĞLIK ve FITNESS ifadeleri bir birinin tamamlayıcısı olarak kullanılıyor. Fitness ve sağlık deyimlerinin hangi oluşumları kapsadığı açıklanmış olsa idi görüşler daha açıklıkla yerine oturur idi. Şüphesiz, irsiyetten gelen kardiovasküler risk faktörleri etkili olamayacağımız bir faktördür ama irsiyetten gelmeyip kendi yaşantımızla oluşan bir yığın risk faktörleri vardır ve sağlığımızı derinden etkiler. Yazıda sağlık ve fitness tabirleri bir bütünlük içinde kullanılınca ikisinin nerelerde bir birinden ayrıldığını iyi tespit etmek gerekir idi. O zaman bir söz vardır:" İNSAN BİR GEMİ AKIL YELKENİ FİKİR DÜMENİ KULLAN KENDİNİ GÖREYİM SENİ" Şayet benim yaşantım ebeveynlerimin yapısında belirlendi ise, bu halk deyiminin ne kıymeti kalır idi. Neticede düşüncelerim: insanın üstesinden gelebileceği tevarüs ettiklerinden çok daha değişik yönlerde geliştirebileceği yetenekleri vardır. Anam babam , dedem, ninem şöyle böyle diye ümitsizliğe kesinlikle kapılmamak lazım.
    Bütün Zinde Türkiye okurlarına mutlu BAYRAMLAR dilerim.

    [Bu Yoruma Yanıt Ver]

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


4 + 9 =