<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Vücut Geliştirme &#124; Body Building &#124; Fitness &#124; bodytr.com&#187; Gıda Rehberi</title>
	<atom:link href="http://www.bodytr.com/category/saglikli-beslenme-diyetler/gida-rehberi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bodytr.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 22:39:06 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Glisemik İndeks ve Glisemik Yük</title>
		<link>http://www.bodytr.com/2010/08/glisemik-indeks-ve-glisemik-yuk.html</link>
		<comments>http://www.bodytr.com/2010/08/glisemik-indeks-ve-glisemik-yuk.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 18:10:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>BodyTR Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gıda Rehberi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bodytr.com/?p=5173</guid>
		<description><![CDATA[Teknik bi sebepten ötürü sistemimizden silinen bu eski yazımızı kaybetmiştik. Şimdi o yazıyı geri getirdik. Glisemik indeks ve glisemik yük nedir? Beslenme açısından ne önemi vardır? Bu soruların yanıtlarını ve fazlasını bu yazıda bulabilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start --><h2>Glisemik İndeks Nedir, Glisemik Yük Nedir ?</h2>

<center><p><b><em>Vücut geliştirme, body building ve fitness konularıyla dolaylı yoldan ilgili olan bu yazıda kullanılan görsel: <a href="http://www.flickr.com/photos/stevenfernandez/2272752165" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">John Steven Fernandez</a> Creative Commons lisansına uygun olarak kullanılmıştır. Diğer görseller ise yazının eski hâlinden kalmadır ve kaynakları tespit edilememiştir (bu yazı sitemizin ilk yazısı ve bir denemeden ibaretti, fotoğraflara kaynak göstermeye sonradan başladık) ancak CC ya da GPL lisanslı fotoğraflardır, Copyrighted fotoğraflar değillerdir.</em></b></p></center>

<a href="http://www.bodytr.com/2010/08/glisemik-indeks-ve-glisemik-yuk.html/greyfurt-splash" rel="attachment wp-att-5179" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/08/greyfurt-splash.jpg" alt="" title="Greyfurt!.. Leziz, nefis..." width="376" height="500" class="aligncenter size-full wp-image-5179" /></a>

<p><strong>Glisemik indeks</strong> (Gİ) karbonhidratların kandaki glükoz düzeylerine olan etkisini ölçme sistemidir. Kavram Toronto Üniversitesinde Dr. David J. Jenkins ve meslektaşlarının çalışmaları sonucu ortaya atılmıştır. Karbon, oksijen ve hidrojen moleküllerinden oluşan ve başta merkezi sinir sistemi olmak üzere insan bedenine enerji sağlayan karbonhidratlar beyaz şeker örneğinde olduğu gibi basit, patates örneğinde olduğu gibi kompleks karbonhidratlar olarak ikiye ayrılırlar. </p>
<p>Çeşitli besinlerdeki karbonhidrat yapıları kan şekerini farklı derecelerde yükseltmektedir. Glisemik indeksi düşük besinler bireylerin daha uzun süre tok kalmalarını sağlarken bu oranın yüksek olduğu besinler kandaki insülin miktarını hızla yükseltmekte ve sonucunda da hızla düşmesine neden olmakta ve vücut beslenmesine karşın hızla acıkmaktadır. Bu, bir yandan ani yükselen kan şekerinin vücutta depolanmasının beraberinde getirdiği yağlanma yani kilo almaya bir yandan da glikoz aşırı ve dengesiz salındığı için pankreas insülin miktarını ayarlamak için aşırı insülin üretmesine ve sonuçta kan şekerindeki bu ani değişiklikler yıllar içinde genetik yatkınlığı olan kişilerde diyabetin ortaya çıkmasına, hipertansiyona, damar sertliğine yol açmaktadır.<p>
<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/glisemik-indeks-tablo.jpg" alt="glisemik-indeks-tablo" title="glisemik indeks tablosu" width="561" height="344" class="aligncenter size-full wp-image-81" /><p>Yukarıdaki tabloda düşük ve yüksek glisemik indekse sahip karbonhidratların etkisi görülmektedir. Sol taraf (Blood Gluscose) kandaki şeker, alt taraf ise süreyi göstermektedir. Görüldüğü gibi yüksek glisemik indeks kısa sürede kan şekerini yükseltmektedir.</p>

<h2> Besinlerin Glisemik İndeks Tablosu</h2>
<p>Besinlerin Gİ değerleri besinin miktarıyla orantılı olarak değişmekle birlikte genel olarak aşağıdaki değerlere sahiptirler:<br />
<strong>Sınıflandırma: </strong> Düşük Gİ, Vasat Gİ, Yüksek Gİ<br />
Düşük Gİ: 55 ve daha az, örnek besinler: barbunya, nohut, kuru fasülye, mercimek, fındık, elma, portakal (çoğu meyve ve sebze), makarna, Kepekli (siyah) ekmek<br />
Vasat Gİ: 56-69, örnek besinler: esmer pirinç, şeker kamışı, çavdar ekmeği, muz (ham), dondurma, fırında patates<br />
Yüksek Gİ: 70 ve daha yğüksek, örnek besinler: patates, beyaz ekmek, beyaz pirinç, beyaz şeker, işlenmiş meyve suları, muz(olgun), karpuz, krakerler, mısır cipsi, mısır gevreği</p>

<p>Düşük Gİ değerli besinler glükozun daha yavaş ve düzenli salınımı sağlayacak, yüksek Gİ'ye sahip besinler kandaki glükoz düzeylerini hızla yükseltecektir. Ancak glisemik indeks tabloları mutlak olarak görülmemesi gerektiği ifade edilmekte ve şu gerekçelerle eleştirilmektedirler:</p>

<p>    * Gİ insülin yanıtı gibi glisemik yanıtları göz önüne almamaktadır.<br />
    * Besinlerin Gİ değerleri onların olgunluklarına, saklanma sürelerine, nasıl pişirildiklerine, farklı türlerine, nasıl işlemden geçirildiğine bağlı olarak değişmektedir.<br />
    * Besinlerin Gİ değerleri kandaki glikoz düzeylerine, insülin dayanıklılığına ve diğer faktörlere bağlı olarak kişiden kişiye hatta aynı kişi için günden güne değişebilmektedir.<br />
    * Karışık öğünlerdeki Gİ değerlerini tespit etmek güçtür. Örneğin yağ ve proteinler öğünün midede daha uzun kalmasını sağlayarak besinin Gİ değerlerini düşürebilmektedir.<br />
    * Gİ değerleri yalnızca 50 gramlık porsiyonlar için hesaplanmıştır.
</p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/cayda-seker-300x225.jpg" alt="cayda-seker" title="Çay ve Küp Şeker" width="300" height="225" class="alignright size-medium wp-image-84" /><p> Gıdaların kan şekerini yükseltme hızı olan glisemik indeks her gıda maddesi için farklı değerlerde olabilir. Eşit miktarda karbonhidrat içerseler de yiyeceklerin kan şekerini arttırıcı etkileri birbirinden farklıdır. Bunun nedeni yiyeceklerdeki karbonhidratların sindirim sisteminden farklı hızda geçmesi ve emilmesidir. Farklı yapıdaki farklı karbonhidratlar ayunı miktarda olsalar da aynı etkiyi göstermezler.</p>

<p>Bir salgın hastalık hızıyla yayılıp çoğalan çağın hastalığı şişmanlık, erişkin tip diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile Metabolik Sendromunun önlenmesinde sadece yağ tüketiminizi azaltmanızın yeterli olmayacağı ortadadır. Yapmamız gereken daha düşük glisemik indeksli doğal, temel besinlere yönelmemiz, gıda üreticilerinin ve ev hanımlarının bunu göz önüne almasıdır. Kısacası düşük glisemik indeksli gıdalarla beslenmek kolay, ucuz, sonucunu kısa sürede üstümüzde görebileceğimiz, akılcı ve her şeyden önemlisi sağlıklı bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor. </p>
<p>Gıdalar glisemik indeks değerlerine göre şeker yükseltici etkisi yüksek, orta (vasat) ve düşük olarak sınıflandırılır. Glisemik indeksi düşük olan yiyecekler, kan şekerinin daha yavaş yükselmesine sebep olacağından her zaman tercih edilmelidir. Düşük glisemik indeksli besinlerin seçimi tokluk kan şekerinin denetimini sağlarken yüksek glisemik indeksli besin seçimi tokluk kan şekerinin yükselmesine neden olabilmektedir. Lifli olan, posası olan yiyeceklerin glisemik indeksi genelde düşüktür. Bunlar kuru fasülye, nohut, mercimek, bulgur, kepekli ekmek, elma, armut, makarna, portakal ve yoğurt gibi besinlerdir.</p>

<p>Glisemik indeksi yüksek olan gıdaların kötü bir yanıda erken yaşlanmaya da sebep olmasıdır. Bunlar beyaz unlu (yani şu evlerimize hep aldığımız un işte) gıdalar, beyaz ekmek, pirinç, patates, şeker katkılı gıdalar, havuç, muz, kavun ve üzümdür. Kuru üzüm, kuru kayısı gibi kurutulmuş gıdaların da glisemik indeksi yüksektir. Glisemik indeks hesaplamasında gıdaların mideden boşalma hızı ve sindirilebilirlik düzeyleri göz önüne alınır. Yavaş boşalan besin kan şekerini daha yavaş yükseltir. Besinlerin protein içeriği de glisemik indeks hesaplamasında göz önünde tutulur. Diyetteki karbonhidratların hem içeriği hem de miktarı bir besinin glisemik etkisini etkilemektedir. </p>
<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/un-150x150.jpg" alt="un" title="un" width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-83" /><p>Ayrıca, son yıllarda karbonhidrat içeren besinlerin öğünlerde tüketilen porsiyonlarının kan şekeri üzerindeki etkilerini karşılaştırmak için "glisemik yük" kavramı ileri sürülmüştür. Bir besinin glisemik indeksi yüksek olsa bile tüketilen miktarı az olduğunda glisemik yükü düşük olabilmektedir. Örneğin havuç glisemik indeksi yüksek bir besindir ancak glisemik indeks kavramı 50 gram karbonhidrat içeren besinin kan şekeri üzerindeki etkisini gösterir. Oysa ki 50 gram karbonhidrat içeren 6 orta boy havuç bir seferde yenilen miktar değildir ve 8 gram karbonhidrat içeren 1 orta boy havuçun tüketilmesi sonucunda oluşan glisemik yük düşüktür. Glisemik yük kavramı karbonhidrat içeren bir besinin yenilen miktarının kan şekerine etkisini göstermek amacı ile kullanılmaktadır. Bu nedenle bir besinin glisemik indeksinin dışında o besinin glisemik yükünün belirlenmesi son derece önemlidir. </p>
<p>Genel olarak lif içeriği yüksek olan besinlerin glisemik indeksi ve glisemik yükü düşüktür. Dondurmanın glisemik indeksi düşük olmakla birlikte fazla miktarlarda tüketildiğinde glisemik yükü artar. Örn: Proteince güçlü soyanın glisemik indeksi düşük, proteince fakir pirincin ki ise yüksektir. Sanayide kullanılan bazı besin işleme teknikleri de glisemik indeksi yükseltir. Örn: Mısır için %50 olan bu oran, mısır gevreğinde %80´e ulaşır. Lif: bazı besinlerin diğerlerine göre neden daha düşük glisemik indekse sahip olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Bu nedenlerden birisi besinin lif içeriğidir. Besinin lif içeriği arttıkça glisemik indeksi azalır. </p>

<p>Tüm taneli tahıllar gibi tane yapısının bozulmadığı durumlarda besin glukoza parçalanmamak için direnç gösterir, kalın barsağa geçer ve orada fermente olur. Ayrıca, yüksek lif içerikli besinler (özellikle liflerin çözünür olarak bulunması durumunda) daha düşük glisemik indekse sahiptir. Uzun dönemli etkileri: Öğünün glisemik indeks ve lif içeriği yemek sonrası kan glukozunu etkileyen önemli göstergeler olmakla kalmaz ayrıca genel anlamda glisemik kontrolü de etkilerler. Diyabetli kişiler düşük glisemik indeksli liften zengin bir beslenme tarzı ile HbA1c (uzun dönem kan glikoz kontrolü ölçümü) düzeylerinde azalma sağlayabilirler. Ayrıca, beslenme tarzındaki diğer özelliklerin de kan glukoz kontrolünde uzun dönemli etkisi olabilmektedir. Bu açıdan kısmi önemi olan diyetin enerji yoğunluğudur. Enerji yoğunluğu fazla olan diyetler besinin alınan miktarına bağlı olarak fazla kalori verecektir. Eğer bu yüksek kalori alımı ile birlikte aşırı fiziksel aktivite olmaz ise o zaman bu tür beslenme tarzı ağırlık artışına neden olur. Beyaz ekmek standart alınarak yapılan çalışmalarda 50gr karbonhidrat içeren besinler sınıflandırılmış ve ortalama glisemik indeksleri bulunmuştur. <br /><em>Not:Bu tablo beyaz ekmeğe kıyasla hesaplanmıştır, bunun yanı sıra bir de glikoz temel alınarak yapılan glisemik indeks tabloları vardır, karıştırmayın.</em> </p>
<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/beyaz-pirinc-pilav-150x150.jpg" alt="beyaz-pirinc-pilav" title="Beyaz pirinç pilavı" width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-78" /><p>Gıda 	                          Glisemik İndeks<br />
Beyaz ekmek---------------: 100<br />
Bulgur  --------------------: 65<br />
Pirinç----------------------: 83<br />
Spaghetti------------------: 66<br />
Mısır-----------------------: 87<br />
Kök sebzeler ---------------: 70-116<br />
Kuru baklagiller--------------: 20-60<br />
Süt ürünleri   ---------------: 46-52<br />
Yağsız süt------------------: 46<br />
Tam süt--------------------: 43<br />
Yoğurt---------------------: 52<br />
Dondurma------------------: 52<br />
<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/zone-diyeti-karbonhidratlari-150x150.jpg" alt="Meyveler" title="zone-diyeti-karbonhidratlari" width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-764" />Meyvalar-------------------: 34-93<br />
Muz----------------------: 84<br />
Portakal-------------------: 59<br />
Portakal suyu---------------: 64<br />
Elma----------------------: 53<br />
Şekerler------------------: 30-152<br />
Fruktoz------------------: 30<br />
Glukoz------------------: 138<br />
Maltoz------------------: 152<br />
Sukroz------------------: 89<br />
Bal---------------------: 126 </p>

<p><strong>Glisemik indeksi etkileyen faktörler</strong><br />
Turgay Köse, karbonhidratların türü, besinlerin pişirilme şekli, besinin lif ve tuz oranı, besinin sıvı veya katı olması, o öğünde tüketilen protein ve yağ miktarının glisemik indeksi etkilediğini vurgulayarak, glisemik indeksi yüksek olan karbonhidratların kana tamamen ve hemen karıştıklarından dolayı kan şekerinde ani yükselmelere yol açtığını ve bu yüzden tercih edilmediğini kaydetti. Köse, bu nedenle saflaştırılmış ve basit şeker içeren (bal, reçel, pekmez gibi) besinlerden mümkün olduğunca kaçınmayı, kompleks karbonhidratlara (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebze ve meyveler) öncelik vermeyi önerdi.</p>

<p><strong>Kan şekerinin ani yükseltmesinin anlamı ve önemi nedir?</strong> <br />Karbonhidrat içeren bir besin alınmasını takiben, kan şekerinde bir artış söz konusu olmaktadır. Bu yükselmeye paralel olarak Pankreas tarafından insülin hormonu salınmaktadır. İnsülinin görevi; kanda bulunan şekeri hücrelerin içerisine sokmaktır. Özellikle vücutlarında insülin direnci söz konusu olan, diyabetli ve metabolik sendromu olan şişman bireylerde hızla ve hemen kana karışan saflaştırılmış ve rafine şeker içeren besinlerin tüketimine bağlı olarak kan şekerinde önce bir artış, ardından insülin hormonunun salınımı ile azalma söz konusu olmaktadır. Her çıkışın bir inişi vardır. Kan şekerinin çabuk yükselmesi, çabuk da düşmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla böyle bir besin tüketen birey, kısa bir süre sonra tekrar şeker veya şeker içeren bir besin tüketme ihtiyacı duyacaktır. İnsülin hormonu aynı zamanda yağın vücutta depolanmasında da görev almaktadır. Bu nedenle böylesi bir kısır döngüye giren bireylerde kilo alımı söz konusu olmaktadır. </p>

<p><strong>Tablodaki rakamları nasıl yorumlamalıyız?</strong> <br />Benzer besinlerin kendi aralarında değerlendirilmesi daha uygun görülmektedir. Glisemik indeks değeri düşük olan besinler midenin daha geç boşalmasına ve kan şekerinin daha yavaş yükselmesine neden olacağından buğday ekmeği yerine kepek ekmeği, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı, muz yerine elma tercih edilmesi daha sağlıklı olmaktadır.</p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/yaspasta-300x225.jpg" alt="yaspasta" title="Yaş pasta" width="300" height="225" class="alignright size-medium wp-image-86" /><p><strong>Glisemik indeksi yüksek olan besinleri hiç mi yemiyelim?</strong><br /> Elbette hayır. Sonuçta büyük bir çoğunluğumuz tatlıları severek tüketiyoruz. Burada önemli olan husus; tüketilen miktara ve tüketim sıklığına dikkat edilesi, lokma ve tulumba gibi hamur, yağda kızartılmış ve bol şerbetli tatlılardan uzak durulmasıdır. Sütlü ve meyveli tatlıları tercih etmek daha sağlıklı olacaktır. Öte yandan saflaştırılmış ve rafine şeker içeren besinler kan şekerinde ani bir dalgalanmaya neden olurlar. Hızla ve hemen kana karışan bu besinler kan şekerinin öncelikle yükselmesine, pankreastan gelen insülin yanıtına bağlı olarak bir süre sonra kan şekerinin düşmesine yol açmaktadır. Bu durum özellikle diyabetliler için son derece sakıncalı sonuçlar doğurabilir. Diyabetliler başta olmak üzere, şeker tadından vazgeçemeyen, iştahını baskılayamayan ve formuna önem veren bireyler ve aileleri için alternatif olarak yapay tatlandırıcıların kullanılması daha uygun görülmektedir. İçeceklerde ve tatlıların içerisinde güvenle ve rahatlıkla kullanılabilecek olan bu yapay tatlandırıcıların enerji değeri yok veya göz ardı edilecek kadar düşüktür. Kan şekeri üzerinde de olumsuz etki yaratmamaları nedeniyle saflaştırılmış ve rafine şeker yerine tercih edilmeleri daha sağlıklı olacaktır. </p>

<p><strong>Patatesin pişirilme şekli için yorumunuz nedir?</strong> <br /> Yüksek sıcaklıkta pişirilen besinlerdeki nişastanın sindirimi hızlanmakta, kan şekerini daha fazla yükseltmektedir. Hatta besinlerin ezilmiş olarak tüketilmesi taneli, parçalı haline göre kan şekerini daha hızlı yükseltmektedir. Bu nedenle kumpir gibi fırınlanmış veya püre haline getirilmiş patates yerine haşlanmış olanının (örneğin patates salatası) tercih edilmesi daha düşük bir glisemik yanıt oluşturmaktadır. </p>

<p><strong>Lif oranı glisemik indeksi etkiler mi? </strong> <br />Besinin lif miktarı arttıkça sindirimi gecikir, midenin boşalma hızı ve kan şekerini yükseltme özelliği azalır. Bu nedenle buğday ekmeği, pirinç, bal yerine; kepek ekmeği, bulgur, kuru fasulye gibi glisemik indeksi düşük, lif oranı yüksek besinlerin tüketimi önerilmektedir. </p>

<p>Neden portakal suyunun glisemik indeksi portakaldan daha yüksek? <br />Portakalın glisemik indeksi 59 iken, portakal suyunda bu oran 67 olarak karşımıza çıkmaktadır. Hem posası sıkacakta kaldığı için, hem de sıvı halde tüketildiği için portakal suyu kana daha hızlı karışmakta ve kan şekerini daha hızlı yükseltmektedir. O nedenle meyveleri bütün olarak tüketmek glisemik indeksi düşürmektedir. Öğünle birlikte fazla miktarda sıvı tüketimi mide boşalmasını hızlandırmakta, kan şekeri daha hızlı yükselmektedir. Bu yüzden yemekle birlikte çok fazla sıvı alımı önerilmemektedir. </p>

<p><strong>Karpuz, peynir ve ekmek yemek sakıncalı mıdır? </strong><br />İyi bir ana öğün olduğu pek söylenemez. Kilo vermek adına gün içerisinde sadece bu besinlerin tüketilmesi dengesiz beslenmeye bir örnek teşkil etmektedir. Diyet kişiye özel olarak, bir hekim ve diyetisyen gözetiminde planlanmalıdır. Ancak ara öğün olarak oldukça güzel ve dengelidir. Karpuzun glisemik indeks değeri portakal, elma gibi diğer meyvelerden yüksek görünse de yanında (peynir gibi) protein içeren bir besin ile birlikte yenildiği için kan şekerini tek başına yenildiği kadar fazla yükseltmemektedir. </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/esmer-kahverengi-ekmek-150x150.jpg" alt="esmer-kahverengi-ekmek" title="esmer kahverengi ekmek" width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-85" /><p><strong>O halde glisemik indeksi yüksek olan besinlerin ne şekilde tüketilmesi önerilmektedir?</strong> <br />Protein ve yağ içeren besinler kan şeker yüksekliğinden göz önüne alınmayacak kadar sorumludur. Bu nedenle tek başına muz yemek yerine; karışım şeklinde muzlu süt veya muzlu yoğurt tüketmek glisemik indeksini düşürmektedir. Aynı şekilde tatlı yenildikten hemen sonra üzerine bir parça kepek ekmeği yenilmesi de glisemik indeksin nispeten daha az yükselmesine yol açmaktadır. Glisemik indeksi yüksek olan besinlerin tüketimi için doğru zaman gibi bir kavramdan bahsedilememektedir. Ancak şeker içeriği yüksek olan bir tatlının da özellikle ağır bir öğün sonrası yenilmesi pek önerilmemektedir.</p><div id="crp_related"><h6>Bu yazıyla ilgili olabilecek 10 Yazı:</h6><ul><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/dogru-karbonhidratlar-zayiflatir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/zeytinyagi-300x199.jpg" alt="Doğru Karbonhidratlar Zayıflatır" title="Doğru Karbonhidratlar Zayıflatır" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/dogru-karbonhidratlar-zayiflatir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Doğru Karbonhidratlar Zayıflatır</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/bulking-up.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/frank-mc-grant-off-season.jpg" alt="Hacimlenme İlkesi" title="Hacimlenme İlkesi" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/bulking-up.html" rel="bookmark" class="crp_title">Hacimlenme İlkesi</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/karbonhidratlar-nedir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/yuvarlak-koy-ekmekleri.jpg" alt="Karbonhidratlar Nedir?" title="Karbonhidratlar Nedir?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/karbonhidratlar-nedir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Karbonhidratlar Nedir?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/kayisi.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/kayisi-300x196.jpg" alt="Kayısı Hakkında Detaylı Bilgiler" title="Kayısı Hakkında Detaylı Bilgiler" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/kayisi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kayısı Hakkında Detaylı Bilgiler</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/isvec-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/yesil-salata-yesil-tabak-267x300.jpg" alt="İsveç Diyeti" title="İsveç Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/isvec-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">İsveç Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/karbonhidratlarin-sporcu-beslenmesindeki-yeri.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/saglikli-besinler-kuskonmaz-domates-elma-portakal-tavuk-tam-ekmek-yumurta-cilek-uzum.jpg" alt="Karbonhidratların Sporcu Beslenmesindeki Yeri" title="Karbonhidratların Sporcu Beslenmesindeki Yeri" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/karbonhidratlarin-sporcu-beslenmesindeki-yeri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Karbonhidratların Sporcu Beslenmesindeki Yeri</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/zone-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/zone-diyeti-karbonhidratlari-300x207.jpg" alt="Zone Diyeti" title="Zone Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/zone-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Zone Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sok-diyetler.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/diyet-tap-300x199.jpg" alt="Şok Diyetin Riskleri" title="Şok Diyetin Riskleri" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sok-diyetler.html" rel="bookmark" class="crp_title">Şok Diyetin Riskleri</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/savunma-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/savunma-diyeti-300x225.jpg" alt="Savunma Diyeti" title="Savunma Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/savunma-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Savunma Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/lahana-corbasi-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/lahana-diyeti-malzemeler-300x199.jpg" alt="Lahana Çorbası Diyeti" title="Lahana Çorbası Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/lahana-corbasi-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Lahana Çorbası Diyeti</a></li></ul></div><script src="http://feeds.feedburner.com/~s/?i=http://www.bodytr.com/2010/08/glisemik-indeks-ve-glisemik-yuk.html" type="text/javascript" charset="utf-8"></script><!-- google_ad_section_end -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bodytr.com/2010/08/glisemik-indeks-ve-glisemik-yuk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarım Bakanlığından BodyTR&#039;ye Yapılan Açıklama</title>
		<link>http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html</link>
		<comments>http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 May 2010 00:41:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlşad ÖZKAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme Destekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Alma Diyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama Diyetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bodytr.com/?p=4970</guid>
		<description><![CDATA[Tarım Bakanlığının zayıflatıcı, kilo verdirici; zayıflama, yağ yakma, incelme; kilo alma vb. "mucize haplar" hakkında yaptığı genel açıklama.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start --><center><h2>Tarım Bakanlığından Bütün “Mucize Haplar” İçin Açıklama</h2></center>
<p>Zayıflama, kilo verme, yağ yakma, incelme, basen eritme, zayıflatıcı, bel inceltici hapı / hapları vb. pek çok ürünle ilgili Tarım Bakanlığının açıklamasını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugüne kadar aldığım en detaylı yanıt bu olduğu için sizlerle de paylaşmak istedim. “Bakanlık gerçekten bu tür ürünlere izin veriyor mu?” sorusuna resmî bir açıklama yapılıyor sonunda. </p>
<h3>BodyTR’nin Israrlı Şikâyetleri Sonuç Verdi</h3>
<p>Bu cevabın benim için özel bir önemi daha var: Bu cevabı almamı sağlayan sorudan sonra, bu konularla ilgili olarak genel şikayetimi dile getirmiştim. O şikâyetler işe yaramış ve Bakanlık kapsamlı bir çalışma başlatmış ve hatta ilk denetlemelerini bile yapmış. İnanıyorum ki bizim Tarım Bakanlığımız halkı aldatanların üzerine gitmeye devam ederek bu tür olaylara son verecektir. Siz de inanın ve konuyla ilgili şikâyetlerinizi yetkili makamlara yapın. Örnek bir şikâyet metnini <a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html" class="liinternal">Red Pepper Time Meksika Acı Biber Hapı Zararları Yorumları</a> yazımın sonunda sizlerle paylaşmıştım. </p>

<p>Sözü daha fazla uzatmadan Bakanlığın açıklamasını sizlerle paylaşıyorum. Bu arada, sorduğum acı biber haplarının da elbette ki onayı yokmuş, bunu da bir not olarak vereyim.</p>

<a href="http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html/tarim-bakanligi-sembol-logo" rel="attachment wp-att-4980" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/tarim-bakanligi-sembol-logo-300x300.jpg" alt="" title="Tarım Bakanlığının logosu. Nihayet Bakanlık internetteki umut tacirlerine &quot;dur&quot; dedi." width="300" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-4980" /></a>

<center><h2>Piyasada Satılan İstenen Zayıflatıcı / Kilo Aldırıcı/ Uzatıcı vb. Ürünler Hakkında Tarım Bakanlığının Açıklaması</h2></center>
<p> (Aşağıdaki metinde hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Bana verilen cevabı olduğu gibi yayınlıyorum. Paragraflara ayırmayı -metnin kolay okunması adına- ben yaptım.) </p>
<p>Sayın İLŞAD ÖZKAN,<br />
02.04.2010 tarihli başvurunuz değerlendirilmiş olup başvuru ile ilgili açıklamalar aşağıda verilmektedir.<br />
Bilgilerinize rica ederiz.<br /><br />

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı</p>

<p>İşlem Tarihi: 28.04.2010 16:34:24</p>
<p>Açıklama:<br />
Başvurunuz incelenmiştir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığımız tarafından gıda, gıda ile temas eden madde ve malzemeler ile takviye edici gıdalara ithalat ve üretim izinleri verilmektedir. </p>
<p>Bakanlığımızca kilo verdirici, kilo aldırıcı, boy uzatıcı, cinsel performansı arttırıcı, sigara bıraktırıcı ve hastalıkları iyileştirici vb. niteliklerde hiçbir ürüne üretim yada ithal izni verilmemektedir. Piyasada bu etkilere sahip olduğunu iddia edilen ürünler : </p>
<p>
1-	İthalat yada üretim izni olmadığı halde yalan beyanla Bakanlığımızdan izinli olduklarını ilan etmekte, <br />
2-	Başka firmalara ait ithalat yada üretim izni tarih ve sayılarını kendi ürünlerine aitmiş gibi göstermekte, <br />
3-	Bu ürünlere ait Bakanlığımızdan insanların günlük tükettikleri gıdalara ek olarak takviye edici gıda niteliğinde verilen ithal ve üretim izinlerini beyan ve taahhüt ettiklerinin dışında etiket, ambalaj ve reklamlarla satışa sunarak tüketiciyi yanıltmaktadırlar. </p>
<p>Bakanlığımızca üretim ve ithal izni verilen ürün isimleri üretim ve ithal izni tarih ve sayıları ile üretici ve ithalatçı firma isimleri <a href="http://www.kkgm.gov.tr" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">www.kkgm.gov.tr</a> internet sitesi ana sayfasında yayınlanmaktadır. Bu bilgilerin tümü ürünün etiketi üzerinde doğru ve eksiksiz olarak yer almalıdır. Marka, isim, üretici-ithalatçı firma vb. bilgilerin bir yada birkaçının Bakanlığımızca yayınlanan bilgilerden farklı olması durumunda, takviye edici gıdanın kilo verdirici, kilo aldırıcı, boy uzatıcı, cinsel performansı arttırıcı, sigara bıraktırıcı ve hastalıkları iyileştirici bir özelliği olduğu iddia edilmesi durumunda ürünleri KESİNLİKLE KULLANMAYINIZ. </p>
<p>Söz konusu durumlarda yapılan reklam ve tanıtım radyo, televizyon yada yazılı basında yer alıyor ise Bakanlığımızın yanı sıra Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ na ve radyo televizyon reklamları için Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna başvurmanız durumunda mevzuat kapsamında bu kurumların da yaptırım uygulaması sağlanmış olacaktır. </p>
<p>Bakanlığımız tarafından yukarıdaki hususların düzeltilmesi, sorumlular hakkında yasal işlem uygulanması için hali hazırda yürütülen denetimlerimize ek olarak kapsamlı bir çalışma başlatılmıştır. Başvurunuzda bilgileri verilen ürün yada satış yerine ait bilgiler bu kapsamda değerlendirmeye alınmıştır. Bilgilerinize rica ederim. </p>

<p>İşlem Tarihi: 10.05.2010 15:44:33</p>
<p>Açıklama:<br />
Şikayet üzerine belirtilen adrese Gıda Kontrolörlerimiz tarafından yapılan denetim sonucunda ilgili işyerinin faaliyetine son verdiği ve kapalı olduğu tespit edilmiştir.Bilgilerinizi rica ederim.</p>

<h5>15 Mayıs 2010 Tarihli Liste</h5>
<p>Listeyi kontrol edebilmeniz için ekliyorum, isterseniz bilgisayarınıza indirin. Ama size tavsiyem bilgisayarına indirmek yerine sitesinden takip edin çünkü liste sürekli güncellenmektedir. Aldığınız ürünün Bakanlık ruhsatı iptal edilmiş olabilir. En iyisi siteden takip etmek.</p>

<p>Okumak için tıklatın, indirmek için sağ tuşla "Farklı Kaydet" seçeneğini seçin:<a href="http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html/tarim-bakanliginin-uretim-izni-verdigi-gida-takviyeleri-14-mayis-2010" rel='attachment wp-att-4983' class="liinternal">Tarım Bakanlığının Üretim İzni Verdiği Gıda Takviyeleri 14 Mayıs 2010</a></p>

<center><h2>Bakanlık Tarafından İzin Verilen Yerli ve İthal Ürünlerin Listeleri</h2></center>
<p>Yukarıdaki listeden sonra, yeni ve güncel listeleri de ekliyorum:<br />
2 Temmuz 2010 tarihli, üretim izni verilen takviye gıdalar listesi: <a href="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/07/Uretim-İzni-Verilen-Takviyeler-02-07-2010.pdf" class="lipdf">Üretim İzni verilen gıda takviyeleri listesi - 2 Temmuz 2010</a><br />
6 Temmuz 2010 tarihli, ithal izni verilen takviye gıdalar listesi: <a href="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/07/ithal-gida-takviyeleri-izin-listesi.xls" class="liinternal">İthal İzni verilen gıda takviyeleri listesi - 6 Temmuz 2010</a>
</p>


<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/tescil-turktrust-damgasi.bmp" alt="Bu yazı kanunen tescillenmiştir." class="aligncenter size-full wp-image-2801" /><div id="crp_related"><h6>Bu yazıyla ilgili olabilecek 10 Yazı:</h6><ul><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/01/w-max.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/01/w-max.jpg" alt="W-Max" title="W-Max" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/01/w-max.html" rel="bookmark" class="crp_title">W-Max</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/iran-iksiri.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/iran-iksiri-251x300.jpg" alt="İran İksiri Güvenilir mi?" title="İran İksiri Güvenilir mi?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/iran-iksiri.html" rel="bookmark" class="crp_title">İran İksiri Güvenilir mi?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/05/osmanli-iksiri.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/gunes-gozluklu-fatih-sultan-mehmet.jpg" alt="Osmanlı İksiri Nedir?" title="Osmanlı İksiri Nedir?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/osmanli-iksiri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Osmanlı İksiri Nedir?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/biberhapi.bmp" alt="Zayıflama Hakkında Kıpkırmızı ve Rezil Tezgâhlar" title="Zayıflama Hakkında Kıpkırmızı ve Rezil Tezgâhlar" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html" rel="bookmark" class="crp_title">Zayıflama Hakkında Kıpkırmızı ve Rezil Tezgâhlar</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/05/kemal-siren.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/kemal-siren-e-posta.bmp" alt="Kemal Siren" title="Kemal Siren" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/05/kemal-siren.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kemal Siren</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sok-diyet.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/sok-diyet-300x283.jpg" alt="Şok Diyetler" title="Şok Diyetler" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sok-diyet.html" rel="bookmark" class="crp_title">Şok Diyetler</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/08/uyurken-nasil-kalori-yakilir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/08/uyuyan-su-aygiri.jpg" alt="Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?" title="Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/08/uyurken-nasil-kalori-yakilir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/01/burak-ilter.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/01/burak-ilter-245x300.jpg" alt="Burak İlter" title="Burak İlter" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/01/burak-ilter.html" rel="bookmark" class="crp_title">Burak İlter</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/04/sadece-belli-bir-bolgedeki-yaglar-nasil-yakilir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/04/gobek-cikti.bmp" alt="Sadece Belli Bir Bölgedeki Yağlar Nasıl Yakılır?" title="Sadece Belli Bir Bölgedeki Yağlar Nasıl Yakılır?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/04/sadece-belli-bir-bolgedeki-yaglar-nasil-yakilir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Sadece Belli Bir Bölgedeki Yağlar Nasıl Yakılır?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/03/onur-kasap.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/bodytr-logo.jpg" alt="Onur Kasap" title="Onur Kasap" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/03/onur-kasap.html" rel="bookmark" class="crp_title">Onur Kasap</a></li></ul></div><script src="http://feeds.feedburner.com/~s/?i=http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html" type="text/javascript" charset="utf-8"></script><!-- google_ad_section_end -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıflama Hakkında Kıpkırmızı ve Rezil Tezgâhlar</title>
		<link>http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html</link>
		<comments>http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 May 2010 00:17:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlşad ÖZKAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama Diyetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bodytr.com/?p=4709</guid>
		<description><![CDATA[Mucizeler yaratan haplardan gına geldi artık... Biber hapı red pepper o bu şu derken, halkın keriz yerine konmasına daha fazla dayanamadım. Oturdum ve bir solukta biber hapı ve zararları hakkındaki aramalarda çıkması için bu yazıyı hazırladım. Ayrıca Capsiplex efsanesine de değindiğim bu yazıyı, ihtiyacı olanlara GÖNDERMENİZİ öneririm, çünkü geçtiğimiz günlerde, buna benzer bir ürün yüzünden bir gencimiz daha yaşamını yitirdi... Bu kaçıncı ölüm oldu, sayan var mı? Buna seyirci kalmayın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start --><a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html/biberhapi" rel="attachment wp-att-4916" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/biberhapi.bmp" alt="" title="Biber hapı ve benzeri saçmalıklara en esaslı darbeyi vuran siteyiz." class="aligncenter size-full wp-image-4916" /></a>


<center><h2>Red Pepper Time Meksika Acı Biber Hapı Zararları Yorumları</h2></center>

<p>ÖNEMLİ NOT (05 AĞUSTOS 2010'DA EKLENDİ): BUNDAN 3 AY ÖNCE KALEME ALDIĞIM BU YAZI, HERKES BİBER HAPI REKLAMI YAYINLARKEN VE BU ÜRÜNLER HAKKINDA OLUMSUZ KONUŞMAYA -HER NEDENSE- CESARET EDEMEZKEN OLDUKÇA ÖNEMLİYDİ. BU YAZIYI YAYMANIZI, ISRARLA İSTEMİŞTİM FAKAT UMDUĞUMUZ KADAR YAYILAMADI BU YAZI... BİRKAÇ GÜN ÖNCE BİR KİŞİ DAHA red pepper time kırmızı acı biber hapı (hapları) meksika ürünü ("ilacı" diyen de var ama değil, "zehiri" denebilir...) YÜZÜNDEN ÖLDÜ, DAHA DOĞRUSU BU ÜRÜN YÜZÜNDEN ÖLDÜĞÜ OTOPSİ RAPORUYLA KESİNLEŞTİ (ÖLÜM TARİHİ 2 AY ÖNCESİNE DAYANIYOR)... KENDİSİNE RAHMET, YAKINLARINA BAŞ SAĞLIĞI DİLİYORUZ VE BU VESİLEYLE SİZ OKUYUCULARIMIZI BİR KERE DAHA UYARIYOR VE BİLİNÇLİ OLMAK, BİLİNÇLİ KALMAK İÇİN, SPOR VE SPORLA İLGİLİ KONULARDA BODYTR'DEN ŞAŞMAMANIZI ÖNERİYORUZ. ALDIĞIMIZ BÜTÜN TEHDİTLERE RAĞMEN HEP BURADA OLACAĞIZ VE MENFAATİ ASLA SAĞLIĞIN ÜSTÜNDE TUTMAYACAĞIZ (TEHDİT EDENLERİ DE ŞİKÂYET EDİYORUZ, MERAK ETMEYİN).</p>

<p><font color="#ff0000">05 EYLÜL 2010 TARİHLİ EKLEME: İki gün önce, bir kişinin daha bu hap yüzünden hayatını kaybettiğini gazetelerden öğrendik. Yakınlarına sabır, kendisine rahmet diliyoruz. (Bundan sonra, bu ürün hakkındaki vefat haberlerini eklemeyeceğiz.)</font></p>

<p>MERAK EDİYORUM; ACABA İNTERNET ÜZERİNDEN YA DA BELKİ DE SORUMSUZ BİR AKTAR YA DA MESLEĞİNİ KÖTÜYE KULLANAN BİR ECZACI YÜZÜNDEN BU İLACI ALARAK HAYATINI KAYBEDEN BAYAN, SİTEMİZDE YAZANLARI OKUSAYDI YİNE DE BU ÜRÜNÜ KULLANIR MIYDI?.. SANMIYORUM. İŞTE BUNUN İÇİN, ÖNEMLİ YAZILARIMIZ OLDUĞUNDA BUNLARI YAYMANIZI ISRARLA İSTİYORUZ. ÇÜNKÜ HERKES SUSARKEN GERÇEKLERİ SÖYLEYENLERE İHTİYACIMIZ VAR...</p>

<h4>SONUNDA HAPLAR PİYASADAN TOPLATILDI!</h4>
<p><font color="#ff0000">06 AĞUSTOS 2010 TARİHLİ EKLEME: Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığının izin verdiği zayıflama hapları dâhil olmak üzere tüm zayıflama haplarının piyasadan toplatılması kararını aldırdı... Biz aylar önce söyledik, Bakanlığa gerekli telefonları ettik ve sizden de duyarlı davranmanızı istedik ama bir işe yaramadı... Şimdi, vurguncular milyonlar kazanmış, ölenler ise geride büyük acılar bırakmışken, yani iş işten geçmişken bu toplatılma kararı nedir?.. Yazık... Neyse, en azından artık bu ürünlerin yasal olarak satışının mümkün olma olasılığı kalmadı. Fakat bu hepimize bir ders olmalı, halk olarak bilinçli olmak zorunda ve güvenilir kaynakları takip etmek zorundayız yoksa Devlet tıpkı filmlerdeki gibi geç kalabiliyor...</font></p>

<p><strong>Red Pepper Time Kırmızı Acı Meksika Biber Hapı</strong> hakkında daha dün (Bu yazının ilk yazıldığı tarih olan Mart - Nisan 2010 dönemindeki bir gün kastediliyor.) kendi sitemde çıkan reklamları görür görmez bu reklamları kaldırmıştım ama sanırım teknik bir sorundan ötürü reklamlar henüz kalkmadı ve ben çılgına döndüm. Aylar önce saçma sapan ürünlerin reklamı çıkıyor diye kaldırdığımız Google reklamlarından sonra bulduğum ve temiz bir reklam yayıncısı olduğunu düşündüğüm Virgülklik’te de bu tip kurnazların reklamı çıkmaya başlamıştı… Daha sonra yaşanan teknik sorun düzeltildi ve sitemizdeki bu reklamlar derhal kesildi. Fakat anladım ki artık Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı hakkında yazmanın zamanı geldi, halkı enayi yerine koyan utanmazların hepsinden tiksiniyorum. İnsanlara yalan söyleyerek, umutlarını sömürerek, ceplerini dolduranların yedikleri her ekmeğin boğazlarına takılmalarını diliyorum ama bir yandan da biliyorum: soyu tükenmeyecek, ne yalancıların ne insanların sağlığını hiçe sayanların ne de her söylenene inanan cahillerin… Hayır, insanları aldatarak para kazanmaya çalışanların falan, soyları tükenmeyecek. Bugünkü konumuz: Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı ve bu ürünün zararları. </p>



<blockquote>Bu yazıyı yaklaşık 2 ay önce (Mart veya Nisan 2010) hazırlamıştım ancak Bakanlık her nedense bir türlü cevabı elime ulaştıramadığı için yazımı yayınlamıyordum. Geçen gün resmen olmasa da Bakanlığın cevabını öğrendim ve çok iyi bir başka haber daha aldım. Durum netleştiğine göre bu yazıyı yayınlayabilirim. Bu yazı acele bir şekilde yazıldığı ve sonrasında da tekrar vakit ayıramadığım için, birtakım yazım ve noktalama hatalarına sahip olabilir, bunları mazur görmenizi rica ederim, ilgilenmek mümkün olmadı; yazıyı da daha fazla bekletmek istemedim.</blockquote>

<center><p><b><em>Vücut geliştirme, body building ve fitness konularıyla dolaylı yoldan ilgili olup zayıflama, kilo verme, yağ yakma ve incelme hakkındaki bir ürünle ilgili bu yazıda kullanılan aşağıdaki görsel: <a href="http://www.flickr.com/photos/cmbellman/3118205687/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Anders Adermark</a> Creative Commons lisanslarına uygun olarak kullanılmıştır. Diğer görseller içinse, yalan haber yaparak kanunlara karşı gelenlerin ordan burdan topladıkları resimlerle hazırladıkları ikinci sınıf tasarımlar olduğu için herhangi bir izin alınma gereği duyulmamıştır.</em></b></p></center>

<a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html/red-pepper-time-kirmizi-aci-meksika-biberi-hapi" rel="attachment wp-att-4927" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/red-pepper-time-kirmizi-aci-meksika-biberi-hapi.bmp" alt="" title="Red pepper time kırmızı acı Meksika bber hapı vb. tüm yalanları bitiriyoruz..." class="aligncenter size-full wp-image-4927" /></a>

<center><h2>Pek Çok Site Bu Ürünün Google Reklamını Veriyor, Biz Gerçekleri Söylüyoruz...</h2></center>

<p>Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı hakkında yapılan yorumları da zaman geçtikçe bu sayfadan okuyabileceksiniz çünkü inanın bana bugüne kadar mağdurların bu konu hakkında içlerini dökebildikleri bir yer olmamıştır. Daha önceki W-Max, İran İksiri ve Osmanlı İksiri yazılarımıza bakarsanız bunu daha iyi anlarsınız, nasıl da şikâyetler yığılmıştı. Her neyse, şimdi gelin ve bazı eczanelerde (Böyle kaçak ürünleri satan eczane görürseniz derhâl Sağlık Bakanlığına şikayet edin.) bile satılan Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı sözde mucizesinin yalanlarını bir bir açığa çıkartalım. Bu yazıyı okuduktan sonra da mutlaka, konuyla ilgili diğer yazılarımızı da okuyun, okumazsanız cahilliğinizle yaşamaya devam edebilir ve sözde mucizelere para vererek sağlığınızı riske atmaya devam edebilirsiniz. Seçim sizin, burası bazı yönlerden özgür bir ülke; dolandırıcıların ve cahillerin özgürce davranabilmeleri yönünden gayet özgür bir ülke. </p>

<p>Şimdi gelin Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı (Ürünün adını sürekli değişik yazıyorum ki Google aramalarından gelen okuyucularımız çoğalsın) ürününe bir göz atalım. </p>

<center><h2>Acımasız Kırmızı Biber Yalanları</h2></center>
<p>Umut tacirlerinin ortak bir özelliği, sıkıntısı olan insanları kandırmak için süslü kelimeler seçmeleridir. Onların istediklerini öyle bir dile getirirler ki, ağzının suları akan mağdur insan, anlatılanların bir an için gerçek olduğuna inanarak umut tacirine istediğini verir: Para! Umut tacirleri için insanların sıkıntıları ya da sağlıkları önemli değildir, onlar için kolayca kazandıkları para önemlidir ve çok yüksek kâr elde ettikleri bu ürünlerle de bolca para kazanabilirler. Sonra siz ölseniz bile umurlarında olmaz. Ama merak etmeyin, sizi kesinlikle öldürecek kadar tehlikeli şeyleri satmazlar, çünkü korkarlar; ayrıca, sizi kesinlikle öldürecek kadar tehlikeli şeyler satmazlar, çünkü ilerde başka bir ürünle yine paranızı almak niyetindedirler. Ama böyle iğrenç tezgâhlara inanırsanız, ölüp ölmeyeceğinizi de bilemezsiniz...</p>

<p>İşte, sizin paranızı almadan önce, yalanlarla, sahte isimlerle, aldatıcı ve alakasız resimlerle aklınızı başınızdan alırlar. İnternetin denetimsizliğinden yararlanarak haksız yere ve üstüne vergisiz olarak milyonlar kazanırlar. Sizin elinize geçen tek şey ise ne idüğü belli olmayan ürünlerle zayıflamayı ummak olur.</p>

<p>Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapını satarken söylenenlerin hepsi pembe hayal tabloları çizdiren yalanlardır. Gelin şimdi Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı satıcılarının iddiaları yanıtlayalım: </p>



<blockquote>•	İştahınızı bastırmaya</blockquote>


<p>İştah bastırmak istiyorsanız yapabileceğiniz tonla sağlıklı yöntem varken neden bir kutusuna milyonlarca para verdiğiniz saçma sapan ve ne olduğu belli olmayan tehlikeli olabilecek bir ürünü kullanasınız ki? Ürünün içeriğini bilmediğim için bu konuda pek yorum yapamıyorum ama iştah bastırmaya yardımcı olması mümkün de olabilir yalan da olabilir ama içinde iştah azaltıcı madde olup olmadığı söylenmeden bu nasıl bilinebilir! Diyelim ki içinde bu maddelerden biri var, bu durumda da bu dikkate alınacak bir özellik değildir. </p>


<blockquote>•	Aldığınız kalori miktarını önemli ölçüde azaltmaya</blockquote>


<p>Yalan. Aldığınız kaloriyi azaltamazsınız. Kaloriyi ya alırsınız ya almazsınız. Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı kullanmak 100 gram ekmekten aldığınız kaloriyi değiştirmez. Bu cümle aldatıcı bir cümledir. Aldığınız kalorinin azalmasının tek yolu, daha az <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/kalori-nedir.html" class="liinternal">kalori</a> almaktır; kalori dışarıdan alınan bir şeydir ve yediklerinizde ne kadar kalori varsa o kadar kalori vücudunuza girmiştir, değişmez. </p>


<blockquote>•	Her gün gözle görülür kilo kaybı sağlamaya</blockquote>


<p>Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı hakkında kocaman bir yalan daha. Buna inanacak kadar aptalsanız bu ürünü satın alın. Böyle saçma sapan hapları ürünleri kullanarak her gün gözle görülür şekilde kilo verilebilseydi inanın bana dünyada şişmanlık ve obezite sorunu kalmaz ve bu red pepper acı biber ürününü keşfeden insan Nobel Bilim Ödülü falan alırdı. </p>


<a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html/biber-hapi-red-pepper" rel="attachment wp-att-4918" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/biber-hapi-red-pepper.bmp" alt="" title="Red pepper kırmızı acı Meksika biber hapı benzeri ürünlere para kaptırmayın." class="aligncenter size-full wp-image-4918" /></a>

<blockquote>•	Vücut yağlarını yakmaya ve su kaybına neden olmamaya</blockquote>


<p>Yalan. Neden ve nasıl yaptığı hakkında hiçbir açıklama yapılmamış, çünkü bu bir yalan. Ayrıca neden su kaybını engellediği de açıklanmamış, çünkü bu da yalan. Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı gibi ürünlerin ne kadar zararlı ve tehlikeli olduğunu anlamak için bunca aldatıcı cümle ve yalanlarla satılması sizin için yeterli bir kanıt değil mi? </p>


<blockquote>•	Basen ve göbek yağlarınızı eriterek şekile sokmaya</blockquote>


<p>Koskocaman bir başka Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı yalanı daha. Basen ya da göbekte ya da herhangi bir bölgenizdeki yağlar erimez, aslında vücut yağları asla erimez. Bu kelime sadece aldatıcı olduğu ve şişman insanlara çok sevimli geldiği için seçilmiştir. Ancak vücuttaki yağlar erimez, tavaya atılan tereyağ erir, vücut yağlarınızı da tavaya atarsanız erir. Ama vücudun içindeki yağlar belirli bir sistemle enerjiye çevrilerek kullanılırlar, buna da “yağ yakma” denilebilir. Ayrıca bu ürünün ya da başka bir ürünün, daha doğrusu bugün yeryüzünde satılan hiçbir ürünün göbek veya basen yağlarını doğrudan yakacak bir etkisi yoktur, olamaz. Yağ yakma konusu hakkında detaylı bilgi için sitemizi gezin, gelecek yazılarımızı bekleyin ve isterseniz forumlarımıza üyelik başvurusu yapın. </p>


<blockquote>•	Metobolizmayı düzenlemeye ve sindirimi kolaylaştırmaya</blockquote>


<p>Muhtemelen bu da yalan, çünkü iddialarının hiçbirini ispatlama gereği duymayan bu Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı satıcıları, akıllarına eseni söylemektedir. Yeter ki müşterilerinin malı almasını sağlasınlar da gerisi hiç önemli değil. </p>


<blockquote>•	Kabızlığı önlemeye</blockquote>


<p>İnşallah Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı satıcıları kabızlığa yakalanırlar da kendi ürünlerinin kabızlığa hiçbir faydası olmadığını bizzat görebilirler. Akıllarına eseni söylüyorlar. </p>


<blockquote>•	Mide asidini düzenlemeye ve mikrop öldürmeye </blockquote>


<p>Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı zararlıdır, çünkü her baktığınızda yediğiniz kazığı ve kandığınız yalanları size hatırlatarak psikolojinizi bozabilir. Ciddiye alınacak hiçbir iddiası yoktur bu ürünün, para tuzağıdır. </p>


<blockquote>•	Zinde ve formda kalmanızı sağlamaya</blockquote>


<p>Sanarsınız ki dünyanın 8. Hariklası Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapıdır… Zinde ve formda kalmamıza yardımcı oluyorsa biz de kullanalım değil mi? Ama hayır, Bodytr okurları ve sporcular çok şükür henüz aklını peynir ekmekle yemedi. Bizler sağlıklı, zinde ve formda kalmak için yediklerimize dikkat ediyor, uykumuzu yeterince alıyor ve egzersiz yapıyoruz/yapmalıyız. Doğru olan budur. </p>


<blockquote>•	Düzenli besleme alışkanlığı kazanmanıza</blockquote>


<p>Yalanlarının hiçbir yaptırımı olmadığını gören satıcılar, akıllarına gelen her şeyi yazmışlar işte görüyorsunuz. Ya hu düzenli beslenme alışkanlığı kazanmakla bu ürünün ne ilgisi olabilir? Güya iştah kesiyormuş ya, belki bu yalanı bu diğer yalanla destekliyorlardır. </p>


<blockquote>•	Kolesterolü düşürmeye</blockquote>


<p>Müşteriye cazip görünen ne varsa sıralamaya devam… At yalanı, seveyim inananı…</p>


<a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html/biber-hapi-yorumlari" rel="attachment wp-att-4919" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/biber-hapi-yorumlari.bmp" alt="" title="Biber hapı hakkındaki yorumlar ve bu ürünün zararları hakkında sizi bilgilendiriyoruz." class="aligncenter size-full wp-image-4919" /></a>

<blockquote>•	Vücuttaki birikintilerin atılmasına</blockquote>


<p>Artık söyleyecek yalan akıllarına gelmeyince (bozuk Türkçelerinden akıllarının fazla gelişemediğini anladım bu insanların, yoksa akıllarına başka yalanlar gelse onları da yazarlardı, ama akılları yetmemiş.) “vücuttaki birikintiler” demişler, ne birikintisi ya hu? Güleyim mi yoksa ağlayayım mı? </p>


<blockquote>•	İç iltihap ve selüliti yok etmeye, <strong>yardımcı olur</strong></blockquote>


<p>İşte ne önemli cümleye geldik. Bu üçkâğıtçılar altı çizili yazdıkları “yardımcı olur” kelimesiyle, her şeyden yakayı sıyırabileceklerini sanıyorlar. Çünkü yukarıdaki iddiaları sıralayıp “yardımcı olur” diye neredeyse her ürüne diyebilirsiniz. Mesela bildiğimiz içme suyu, yukarıdaki yazanların hepsine yardımcı olur, hem de bunu kanıtlayan sayısız bilimsel araştırma vardır. Kendilerine “kıvırma payı” bırakmak için “yardımcı olur” diyen Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı kapsülleri satıcılarını Allah’a havale ediyorum. </p>


<blockquote>Red Pepper sizin diyetinizden en iyi sonuçları almanızı sağlayacaktır. Bitkisel karışımı etkili ve son derece güvenlidir. Red Pepper'ı kullanmaya başladığınızda kaybettiğiniz yağları gün gün tartılarak görebilirsiniz. Zaman kaybetmeden Red Pepper kullanmaya başlayın. </blockquote>


<p>Bu cümleyi ilk gördüğümde neredeyse kahkaha atacaktım. Satıcılar gerçekten de bu yazılanlara inanacak kadar saf insanlar bulunduğuna inanıyorlar mıydı? Konuyu biraz araştırınca satılan yüzlerce biber hapı olduğunu anladım (bana da toptan vermeyi önerip bu ürünü satmamı teklif eden gerizekâlılar bile oldu). Ve anladım ki bu yazanlara inanacak kadar saf insanlarımız var. İnsanlara yalan söylemeniz yeterli, ne de olsa ülkemizde kocaman bir denetimsizlik var, yazının sonunda bu denetimsizliğe sesiz kalmamak için yapmanız gerekenleri görebilirsiniz. </p>
	

<p>Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapını kapsül ya da toz ve kapsül (hap) hâlinde satıyorlarmış. Ne şekilde kazıklanmak isterseniz artık, ister toz ister kapsül ve hap şeklinde kazıklanabilirsiniz. Kazıklanmak istiyorsanız bu ürünü mutlaka alın.</p>


<h2>Biber Haplarının Gerçek Etkileri</h2>

<p>“Red Pepper Time Kırmızı Acı Biber Hapı zararlı mı, yan etkisi var mı?” derseniz, sitelerde bu ürünün hiçbir zararı olmadığı hiçbir yan etkisi olmadığı gibi martavalların sıralandığını göreceksiniz. Halbuki bu ürün hakkında yapılan en ufak bir bilimsel araştırma yoktur. “Yan etkisi yoktur” demekse bir başka yalandır, çünkü bu ürün hakkında hiçbir bilimsel araştırma falan yapılmadığını söyledik. Bu ürünlerin çıkmasına sebep Olan <em>Capsiplex</em> hakkındaysa yeterli sayıda araştırma yoktur, hatta bu ürün hakkında bilinen hiçbir klinik araştırma yoktur.</p>

<p>Cahil sandıkları insanları ve ne yazık ki gerçekten cahil olanları avladıkları yüzlerce satış sitesi olan bu kişiler, sitelerine ürünler hiçbir alakası olmayan resimler koyarlar: zayıflamış kadınlar, güler yüzlü doktorlar, kendileriyle hiçbir alakası olmayan güler yüzlü müşteri temsilcileri resimleri, diyet öncesi sonrası zayıflama ve kilo verme resimleri (bu resimleri de internetten sağdan soldan toplayıp koyarlar), Tarım Bakanlığı’nın logosu… Yeter ki malları satılsın, yeter ki ceplerine para girsin ve kolay yoldan kazandıkları parayla keyiflerine baksınlar. </p>

<center><h2>Aslında Herşey Yurtdışındaki Capsiplex Hapıyla Başladı</h2></center>
<a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html/capsiplex" rel="attachment wp-att-4921" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/capsiplex-150x150.jpg" alt="" title="Capsiplex hapı kutusu." width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-4921" /></a>

<p>Her şey, yaklaşık bir sene önce, Capsiplex adı verilen bir hapın çıkmasıyla başladı. Bu haber bizim ülkemizdeki neredeyse bütün haber sitelerine düştü ve bu ürünün durduk yerde bol bol kalori yaktırarak zayıflattığı haberleri virüs gibi yayılmaya başladı. Haber sitelerimizde sorumluluk duygusu falan olmadığı için bu haberin aslı astarı araştırılmadan yayınlandı ve yayıldı. Bu hapı kullananlar arasında Jennifer Lopez ve Brad Pitt gibi isimler olduğu iddiası da habere eklenince haber, tadından yenmez oldu. Capsiplex’in etken maddesinin kırmızı acı biberden üretildiğini öğrenen bazı uyanıklar, neredeyse bedavaya ürettikleri acı biber haplarını deli gibi satmaya başladılar. Enayiler sağolsun! Satıcıların ve daha da önemlisi üreticilerin cebine vergisiz olarak kaç milyar girdiğini sadece Allah biliyor.</p>

<p>Peki, Red Pepper Time Kırmızı ve benzeri Şili ya da Meksika acı biber haplarının çıkmasına neden olan Capsiplex hakkında bilinenler neler? Bu soruyu sormayı akıl edecek dâhiyi henüz yetiştiremediğimiz için su gibi acı biber hapı ya da Capsiplex satılmaya devam edildi. Ancak Capsiplex hakkındaki gerçekleri hiçbir sorumsuz haber sitesi yazmaya tenezzül etmedi. İşte BodyTR farkıyla yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkarılan Capsiplex gerçekleri:</p>
<p>
1-	İçeriğinde biber özütü var, doğru.<br />
2-	Bu ürün hakkında hiçbir klinik araştırma yapılmamıştır. <br />
3-	Bireysel içeriği detaylı olarak yazılmamıştır. <br />
4-	Bu ürün de tıpkı bizdeki acı biber hapları gibi sadece online olarak, yani internet üzerinden satılmaktadır. <br />
5-	Kullanıcılarının kilo kaybetme beklentisi içinde <b>olmamaları</b> tavsiye edilmektedir. (Yabancılar bu noktada bizimkilerden çok daha dürüstler, en azından "beklentiye girmeyin" diyebiliyorlar.) <br />
6-	İçeriğindeki madde oranlaması yazılmamıştır. <br />

<a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html/capsiplex-brad-pitt-jennifer-lopez" rel="attachment wp-att-4922" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/capsiplex-brad-pitt-jennifer-lopez-300x184.jpg" alt="" title="Biber hapı ve benzeri ürünlerin pazarlanmasında ismi kullanılan ünlüler." width="300" height="184" class="alignright size-medium wp-image-4922" /></a>

7-	Bu ürünü Brad Pitt ve Jennifer Lopez’in kullanıp kullanmadığı bilinmemektedir. Belki bu isimler çok meşhur olduğu (ayrıca erkekler Brad Pitt, kadınlar Jennifer Lopez bedenini istedikleri için) bu isimler kullanılmış olabilir. Ya da gerçekten bu ünlüler bu ürünü kullanmıştır. Bizde de "Elma Krom" denen zımbırtı, Seda Sayan adındaki ünlü kadın tarafından tanıtılmaktadır. Bu gibi isimler, safdil halkın nazarında güvenilir olduğu için para karşılığında reklam yapmaktadırlar.  Ama sanırım Pitt ve Lopez isimlerini bu ürüne alet etmemişlerdir ve olay tamamen uydurmadır.<br />
8-	Capsicum özütü metabolizmayı hızlandırabilir, tıpkı diğer baharatlı gıdalar gibi. Fakat hâlâ Capsiplex gibi ürünlerin, kullanıcıya diledikleri kadar kilo kaybetmelerini sağlayabileceğinin çok az kanıtı vardır. <br />
9-	Sağlam kanıtlarla etkisi ispatlanana ya da fiyatı düşene kadar bu üründen uzak durmak en iyisidir. Yani sonsuza kadar uzak durabilirsiniz.<br />
10-	En önemli maddeyi en sona sakladım, bu madde katıksız bir BodyTR yorumudur ve diyet hapı satan hiçbir sitede bulamayacağınız türdendir: Capsiplex üretici ve satıcılarının bütün iddiaları doğru bile olsa, bu hapın önerilen dozu günde sadece tek bir tablettir. Bir tablet ise üreticilerin iddiasına göre 280 <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/kalori-nedir.html" class="liinternal">kalori</a> yaktırmaktadır ki bu kadar kalorinin “lafı bile edilemez”, yani kilo vermeye pek yararı olmaz. Üstelik, belki birazcık koşmaya bedel olabilecek bu önemsiz miktardaki kaloriyi yaksanız bile kıçınızı devirip oturduğunuz için, gerçek bir egzersiz yapmanın yararlarını göremezsiniz. </p>

<center><h2>Red Pepper Time Acı Kırmızı Meksika Biber Hapı Kapsülü Zımbırtısının Tarım ya da Sağlık Bakanlığından Onayı Var mıdır?</h2></center>
<p>Daha önceki ürün eleştirilerimde ortaya çıkarttığım gibi, bu ürünün Sağlık Bakanlığından onayı yoktur ve olamaz. Ayrıca Tarım Bakanlığı sorgulamasının sonucu da henüz elime ulaşmamıştır ama bir süre sonra Bakanlıktan gelen yanıtla, bu ürünün Tarım Bakanlığından onaylı olup olmadığı ortaya çıkacaktır. Benim tahminime göre bu ürünün Tarım Bakanlığından onayı yoktur (aslında bu yazı yazıldıktan birkaç hafta sonra -yani yayınlandıktan birkaç gün önce- Bakanlıktan cevap verdiler ama cevap metni resmen elime ulaşmadı, tahmin ettiğim gibi bu ürünün onayı yokmuş). Daha önceki ürünler hakkında da tahminimde yanılmamış ve birtakım insanlar sahte numara verdikleri hâlde Bakanlıktan işin gerçeğini öğrenerek onayları falan olmadığını ispatlamıştım. Ama eğer varsa ben bu yazımdan derhal “onayı yoktur” bölümlerini kaldıracağım. Ama bekleyin ve görün, tarım Bakanlığı “bu ürünle alakamız yok” diyecektir, göreceksiniz. Cevap geldiğinde bu yazıya gerekli eklemeyi yapacağım.</p>

<h3>15 Mayıs 2010: <a href="http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html" class="liinternal">Tarım Bakanlığının Biber Hapı Açıklaması Yayınlandı</a></h3>

<a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html/red-pepper-time-meksika-kirmizi-aci-biberi-hapi" rel="attachment wp-att-4929" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/red-pepper-time-meksika-kirmizi-aci-biberi-hapi.bmp" alt="" title="Red Pepper Time Kırmızı Meksika Acı Biber hapı ve akıl almaz yalanları..." class="aligncenter size-full wp-image-4929" /></a>

<center><h2>Biz Bu Oyunu Bozarız!</h2></center>
<p>Hepinizi Alo 174’ü arayarak red pepper kırmızı acı Meksika biber hapı gibi saçmalıkları şikayet etmeye davet ediyorum. Bu ve benzeri ürünler bakanlıktan onaylı oldukları yalanıyla satılmaktadırlar. Bakanlık ise bu rezilliğe karşı duyarsızdır ve sanırım “benim sorumluluğumda değil” diye geçiştirmektedir. Ancak eğer istenirse kurulacak çok küçük bir birim bile bu olayların önüne geçmeye yeterli olur. Ben şikâyetimi yaptım, siz de yapmak istiyorsanız hemen şimdi Tarım Bakanlığı Alo Gıda hattı 174 (ücretsizdir)’ü arayarak aşağıdaki şikayet metnini yetkililere okuyun, kaydınız alınacaktır. (Yazının yayınlandığı tarihteki ek: Bu yazıyı yazdıktan sonra yaklaşık 2 ay boyunca Bakanlıktan cevap gelmediği için, bu metni yayınlamadığımı yazının başında belirtmiştim. Bu süreçte Bakanlıkla temasa geçerek ısrarlı şikâyetlerimi sürdürdüm ve Bakanlığın bu konularla ilgili kapsamlı bir çalışma başlattığını öğrendim ve bununla ilgili olarak, fırsat bulduğumda bir yazı yazacağım. Yine de sizler de şikâyetlerinizi yaparak bu süreci hızlandırın zira geçtiğimiz haftalarda bir genç, buna benzer bir ürün yüzünden hayatını kaybetti.)</p>

<h5>Tarım Bakanlığının Ücretsiz Şikâyet Hattında Görevlilere İletilecek Metin</h5>
<p><em>Tarım Bakanlığının, İnternette Tarım Bakanlığının ismi kullanılarak satılan yüzlerce ürün hakkında hiçbir işlem yapmamasını doğru bulmuyor ve kınıyorum. Bakanlığın ismini görerek bu kaçak ürünlere güvenen halk, hiçbir işe yaramayan ve hatta zararı olabilecek bu ürünleri satın alarak zarara uğratılmakta ve mağdur edilmektedir. İnternette açılan yüzlerce sitede onlarca farklı ürün Bakanlık adı kullanılarak fahiş fiyatlara satılmakta ve satıcılar vergisiz kazanç elde etmektedirler. Bakanlığın tüm bu olanlar karşısında sessiz ve tepkisiz kalması ise dolandırıcılara cesaret vermekte ve mağdur olanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Bakanlığın bu konularla ilgilenmek üzere bir birim kurarak Bilişim Suçları Şube Müdürlüğüyle ortak bir çalışma yürütmesini talep ediyorum. Konuyla ilgili çalışma yapılamayacaksa tarafıma bildirilmesini ve diğer şikâyet makamlarının gösterilmesini istiyorum.</em></p>

<p>İşte bu metinle şikayetinizi hemen şimdi Alo Gıda 174’ü arayarak bildirin ve tüm bu rezilliklere bir son verilmesi için resmen bir adım atalım. bu ürünler hakkında tek tek yazı yazmaya benim zamanım yetmez. Şahsen, hayatım boyunca bu ve buna benzer bir ürün kullanmadım, kullandırtmadım; bildiğim kadarıyla hiçbir yakınım bu ve benzeri bir ürün kullanmadı. Anlayacağınız, benim bu ürünlerle hiçbir kişisel derdim yok. Ancak buna rağmen ben arayıp yukardaki şikâyeti yaptım, siz de konuya duyarsız kalmayın sadece 10 dakikanızı ayırarak ücretsiz Gıda Hattı’na şikayet ve önerinizi yapın. </p>

<p>Ayrıca Bakanlığın onayı olmadığı hâlde "Bakanlık onaylıdır" diyerek ürün satan veya satılmasına göz yuman kuruluşları, ilgili makamlara şikâyet edin. Eczanalerde görürseniz bu olaya sessiz kalmayın. Ayrıca GittiGidiyor gibi satış sitelerinde görürseniz ilgili siteleri de savcılıklara şikayet edebilirsiniz. Ben gerekli dilekçeyi hazırlar hazırlamaz bi ara yolum düştüğünde mahkemeye vereceğim, siz de böyle ufak tefek işlere erinmeyin ve duyarlı vatandaşlığın gereğini yerine getirin.</p>

<p>Sağlıkla, egzersizle ve BodyTR ile kalın. </p>


<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/tescil-turktrust-damgasi.bmp" alt="Bu yazı kanunen tescillenmiştir." title="Bu yazı kanunen tescillenmiştir." class="aligncenter size-full wp-image-2801" />

<a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html/biber-hapi-zararlari" rel="attachment wp-att-4930" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/biber-hapi-zararlari.bmp" alt="" title="Biber hapı, bütün olası zararlarına rağmen satılmaya devam ediyor." class="aligncenter size-full wp-image-4930" /></a><div id="crp_related"><h6>Bu yazıyla ilgili olabilecek 10 Yazı:</h6><ul><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/tarim-bakanligi-sembol-logo-300x300.jpg" alt="Tarım Bakanlığından BodyTR'ye Yapılan Açıklama" title="Tarım Bakanlığından BodyTR'ye Yapılan Açıklama" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html" rel="bookmark" class="crp_title">Tarım Bakanlığından BodyTR'ye Yapılan Açıklama</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/08/zayiflama-hapi-kullanan-birinin-yasadiklari.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/08/zayiflama-hapi-hastanelik-etti.jpg" alt="Zayıflama Hapı Kullanan Birinin Yaşadıkları" title="Zayıflama Hapı Kullanan Birinin Yaşadıkları" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/08/zayiflama-hapi-kullanan-birinin-yasadiklari.html" rel="bookmark" class="crp_title">Zayıflama Hapı Kullanan Birinin Yaşadıkları</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/iran-iksiri.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/iran-iksiri-251x300.jpg" alt="İran İksiri Güvenilir mi?" title="İran İksiri Güvenilir mi?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/iran-iksiri.html" rel="bookmark" class="crp_title">İran İksiri Güvenilir mi?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/01/w-max.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/01/w-max.jpg" alt="W-Max" title="W-Max" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/01/w-max.html" rel="bookmark" class="crp_title">W-Max</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/ilsad-ozkan.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/bodytr-logo.jpg" alt="İlşad Özkan" title="İlşad Özkan" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/ilsad-ozkan.html" rel="bookmark" class="crp_title">İlşad Özkan</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/lahana-corbasi-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/lahana-diyeti-malzemeler-300x199.jpg" alt="Lahana Çorbası Diyeti" title="Lahana Çorbası Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/lahana-corbasi-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Lahana Çorbası Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/05/kemal-siren.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/kemal-siren-e-posta.bmp" alt="Kemal Siren" title="Kemal Siren" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/05/kemal-siren.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kemal Siren</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/05/osmanli-iksiri.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/gunes-gozluklu-fatih-sultan-mehmet.jpg" alt="Osmanlı İksiri Nedir?" title="Osmanlı İksiri Nedir?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/osmanli-iksiri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Osmanlı İksiri Nedir?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/spor-su.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/su-icen-vucutcu.jpg" alt="Sporcular Neden Daha Çok Su İçmeli?" title="Sporcular Neden Daha Çok Su İçmeli?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/spor-su.html" rel="bookmark" class="crp_title">Sporcular Neden Daha Çok Su İçmeli?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/08/uyurken-nasil-kalori-yakilir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/08/uyuyan-su-aygiri.jpg" alt="Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?" title="Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/08/uyurken-nasil-kalori-yakilir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?</a></li></ul></div><script src="http://feeds.feedburner.com/~s/?i=http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html" type="text/javascript" charset="utf-8"></script><!-- google_ad_section_end -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>69</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey</title>
		<link>http://www.bodytr.com/2010/03/yiyecek-ureticisi-sirketlerinin-bilmemizi-istemedigi-10-sey.html</link>
		<comments>http://www.bodytr.com/2010/03/yiyecek-ureticisi-sirketlerinin-bilmemizi-istemedigi-10-sey.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 00:50:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Günlerin Köpeği</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gıda Rehberi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bodytr.com/?p=4656</guid>
		<description><![CDATA[Vücut geliştirme bodybuilding fitness konularıyla dolaylı yoldan ilgili olan konular hakkında ilk açıldığımız günden beri yayın yapıyoruz. Bu okuyacağınız yazı da sağlıklı yaşamın olmazsa olmazı sağlıklı beslenme hakkındadır. Dünyanın bazı yerlerindeki gıda üreticileri neyi saklıyor olabilir? Dünyadaki kimi gıda üreticilerin bir şeyleri sakladığını iddia eden bu yazıyı okuyun, okutun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start -->
	<center><p><b><em>Vücut geliştirme, bodybuilding, fitness ve sağlıklı yaşam konularıyla da ilişkilendirilebilecek bu yazıda kullanılan telif haklarıyla korunan görseller: <a href="http://www.flickr.com/photos/coda/161946841/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">coda</a>, <a href="http://www.flickr.com/photos/jow/377856390/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Jill - Glossy Veneer</a> ve <a href="http://www.flickr.com/photos/kerneis/3533097356/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Hervé KERNEIS</a> Creative Commons lisanslarına uygun olarak kullanılmıştır.</em></b></p></center>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/03/hazir-yemek-lokantalari.jpg" alt="Devasa bir sektör olan yiyecek sektörü bizden birtakım şeyleri saklıyor mu?" title="Devasa bir sektör olan yiyecek sektörü bizden birtakım şeyleri saklıyor mu?" width="500" height="202" class="aligncenter size-full wp-image-4662" />


<p>Özgün yazının sahibi: ?<br />
Yazının yayınlandığı kaynak site ve makalenin bağlantısı:  <a href="http://www.xm.com/The-top-10-things-food-companies-dont-want-you-to-know-37.html" target="_blank" class="liexternal">http://www.xm.com/The-top-10-things-food-companies-dont-want-you-to-know-37.html</a><br />
Türkçeye çeviren BodyTR yazarı: Günlerin Köpeği</p>

<center><h2>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey</h2></center>

 		<blockquote><font color="red">DİKKAT:</font> Bu yazı Amerika’daki durum için yazılmış olup Amerika ve Amerika’daki bazı eyaletler için geçerlidir. Ülkemizi ilgilendiren maddeler netleştirildikten sonra yazıya gerekli ekleme yapılacaktır. Ancak ülkemizdeki durumun kontrol altına alınmasının önemini göstermek için, bugün Amerika için geçerli olan bu yazıyı yayınlamayı uygun gördük.</blockquote>

<h3>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey – 1: Ambalaja Yazılmayanlar</h3>
<p>Ambalaj üzerindeki açıklamalarda yiyeceğin içinde yer alanların hepsini gösterilmez: Yiyeceklerin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi sürecinde Crylamides gibi kansere sebep olan kimyasallar kolaylıkla oluşabilir, ancak bunların ambalaj üzerinde gösterilmesini zorunlu kılan hiç bir kural yoktur. Dahası, çözücüler, zirai ilaçlar ve diğer kimyasalların kalıntıları da diğerleri gibi ambalajlar üzerinde gösterilmek zorunda değildirler. Bunun yanında, yiyeceklerin üzerinde içerilerinde kansere neden olabilecek kimyasalları bulundurduğunun yazılmasının yasaklanmasına dair standardizasyon konusu Amerikan Ulusal Kongresinde su anda tartışılan başlıkların içinde yer almaktadır. </p>

<h3>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey – 2: Daha Çok Yedirme Yöntemi</h3>
<p>Monosodyum glutamate (MSG): Binlerce yiyeceğin ve masum görünüşlü yüzlerce market ürünün içine eklenen bu madde endokrin sisteminin (Çevirmen Notu : Hormonal sistem, endokrin sistemi epitelli olan çok hücreli bezlerden bir tanesidir; salgısını doğrudan kana veren bezlerdir. Hipofiz, tiroit, böbrek üstü bezleri bu gruba girer.) fonksiyonlarını bozmakta, normal iştah sürecine müdahalede bulunarak tüketicilerin kendilerini daha aç hissedip daha fazla besin tüketmelerine neden olmaktadır. Bu kimyasal sadece geniş çaplı bir obeziteye sebep olmamakta, aynı zamanda kâr amacıyla hareket eden yiyecek firmalarının bu işi durmaksızın tekrar etmelerine neden olmaktadır. </p>
<p> (Editör Notu: Bu maddeyle ilgili başka bir yazımız: <a href="http://www.bodytr.com/2009/06/insulin-direnci-cagimizin-vebasi.html" class="liinternal">İnsülin Direnci Çağımızın Vebası</a>) </p>

<h3>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey – 3: MSG İçin Ambalajı Okumak</h3>
<p>MSG, özellikle şu malzemelerin içinde saklanarak yiyeceklere katılmaktadır: Maya özü, torula mayası, bitkisel proteinler ve otolize edilmiş mayalar. Güvendiğimiz binlerce bilindik market ürünü bu tat artırıcı kimyasalların bir ya da daha fazlasını içerir, hatta neredeyse “sebzeli burger” gibi vejetaryen ürünlerin hepsi bu gruba dâhildir. (Yemeden önce ambalajı dikkatli okuyunuz.) </p>

<h3>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey – 4: Hiperaktivite Hastalığı</h3>
<p>ADHD (Attention Deficit Hyperactivity Disorder.)  – (Çevirmen Notu: Çocuklardaki hiperaktivite): Çocuklarda görülen hiperaktivite rahatsızlığının neredeyse tamamı kimyasal olarak renklendirilmiş ve rafine edilmiş karbonhidrat içeren besinlerin tüketiminden kaynaklanır. ADHD vakalarını oluşturan çocukların yüzde 80`i, kimyasıyla oynanmış bu besinlerin öğünlerden kesilmesi sonucu iki hafta içerisinde tedaviye olumlu cevap vermişlerdir. </p>

<h3>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey – 5: Aspartam</h3>
<p>Kimyasal Tatlandırıcı Aspartam: Bu kimyasal sadece bir kaç saat sıcağa maruz kaldığında bile Formaldehit (bkz: <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Formaldehit" rel="nofollow" target="_blank" class="liwikipedia">Formaldehit - Wikipedia</a>) ve Formik asit (bkz: <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Formik_asit" rel="nofollow" target="_blank" class="liwikipedia">Formik asit - Wikipedia</a>) gibi kimyasallara ayrılmaya başlar. Formaldehit gözleri, beyni ve bütün sinir sistemini harap edebilecek çok güçlü bir kimyasaldır. Aspartam migrenle, hastalık nöbetleriyle, bulanık görme sorunu ve diğer birçok sinir sistemi sorunuyla çok ciddi bir şekilde ilişkilidir. </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/03/plastik-kapli-gidalar-buzdolabinda.jpg" alt="Plastik kaplarla ve endüstriyel gıdalarla ağzına kadar dolmuş bir buzdolabı, gerçekten sağlıksız mı?" title="Plastik kaplarla ve endüstriyel gıdalarla ağzına kadar dolmuş bir buzdolabı, gerçekten sağlıksız mı?" width="375" height="500" class="aligncenter size-full wp-image-4664" />

<h3>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey – 6: Hazır Sosların Kaynağı</h3>
<p>Yemek sosları: Ananastan yapılan guakamole sosu gibi hidrojenle birleştirilmiş yağlardan, suni tatlandırıcıların katkısıyla yapılmış birçok sos bu tehlikeli ürünler içerisindedir. Hatta neredeyse bu tarz üretilen sosların birçoğunun içerisinde sosun kaynağını oluşturan sebze ve meyve aslında hiç yoktur. (Çevirmen Notu: Ketçabın içinde aslında hiç domates olmaması gibi.) </p>

<h3>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey – 7: Plastik Kapların Zararı</h3>
<p>Plastik kaplar: Plastik kap içindeki besinler sağlık açısından büyük bir potansiyel tehlikedir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki plastik kaplar Bisfenol A adı verilen kimyasalı (Bkz:<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bisfenol_A" rel="nofollow" target="_blank" class="liwikipedia">Bisfenol A - Wikipedia</a>) yiyeceklerin içerisine sızdırmaktadır. Plastik kaplarda yemek pişirmek ise bu riski defalarca katlamaktadır. Bisfenol, erkeklerde meme büyümesine neden olan hormanların artışına ve kadınlardaki hormonal dengenin bozulmasına neden olmaktadır. Ayrıca prostat ve göğüs kanseri gibi hormonal kanser türlerine de davetiye çıkarmaktadır. </p>

<h3>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey – 8: Hormonlu Sütler</h3>
<p>Süt Üretimi: Amerika Birleşik Devletleri’nde süt üretimi, dünyanın diğer bütün gelişmiş ülkelerinde yasaklanmış olan sentetik hormonlar enjekte edilmiş ineklerden yoluyla sağlanmaktadır. Bu hormonlar, çok genç yaştaki genç kızların anormal bir şekilde büyük göğüslere sahip olmasına (Çevirmen Notu: e çok da kötü bir şey değilmiş be:) ya da prostat kanseri gibi hormonal kökenli kanserlerin daha önce görülmemiş boyutlara ulaşmasını açıklamada yardımcı olur. Monsanto adında, endüstride kullanılan hormonların üreticisi olan bir firmayı korumak adına USDA, (Çevirmen Notu: Bizdeki Tarım ve Köy İşleri bakanlığının Amerika’daki adı) organik süt üreticilerinin sütlerini sentetik hormonların kullanılmadığı ineklerden elde ettiklerini iddia etmelerini şu an için yasaklamış durumda. Gördüğünüz gibi organik süt üretimi çok yoğun bir baskı altında. Durum böyleyken, Horizon (Çevirmen Notu: Coca-Cola’nın sahibi olduğu bir süt firması.) adındaki bir firmanın ürünleri, organik olmamasına rağmen “yanlışlıkla” organik olarak etikenlendiğinden dolayı, Organik Tüketiciler Birliği’nin iddiasına göre, gerçekten organik olan sütler bile şu anda tehdit altındadır.</p>
<p> (Editör Notu: Bu maddeyle ilgili olarak bir başka yazımız: <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/kutu-sutu-savaslari.html" class="liinternal">Kutu Sütü Savaşları</a>) </p>

<h3>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey – 9: Gerçek Besin Değerleri</h3>
<p>Market Malzemeleri: Birçok market malzemesinin (Öğünler yerine geçebilecek içecekler, su ilaveli çikolatalı sütler, vb. gibi.)  paketlerinin üzerine bakıldığında çok sağlıklı olduklarına dair bağıra çağıra birçok iddiada bulundukları görülebilir. Ama gerçekte, besin değeri olarak koca bir “0”dırlar. Bilinen en önemli besin maddelerinin ise böyle bir iddiada bulunmaları FDA (Çevirmen Notu: Amerikan Gıda ve İlaç Denetim İdaresi) tarafından yasaklanmıştır. Bu besinler neler dersiniz: Hormonsuz meyve ve sebzeler. </p>
<p> (Editör Notu: Bu maddeyle ilgili olarak bir başka yazımız: <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/susurluk-gibi-fda.html" class="liinternal">Susurluk Gibi FDA</a>) </p>

<h3>Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey – 10: Kâr Getiren Ama Sağlıksız Ürünlerin Öne Çıkarılması</h3>
<p>Yiyecek üreticileri aslında marketlerde “raf” satın alırlar: Bu nedenle en kârlı (dolayısıyla en düşük besin değerlerine sahip) ürünler marketlerde en görünen yerlerde, koridorların köşelerinde, kasa ödeme noktalarında, göz hizasında yer alan raflarda bulunurlar. Tüm bunlar obezite, şeker hastalıkları, kanser, kalp rahatsızlıkları gibi hastalıklarla tahrip olmuş bünyelerin dünyanın her yerinde artmasının nedeni olan mağaza içi satış ve görünebilirlik uygulamalarıdır. </p>
 


<img class="aligncenter size-full wp-image-2801" src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/tescil-turktrust-damgasi.bmp" alt="Bu yazı kanunen tescillenmiştir." />
<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/03/dolu-alisveris-arabasi.jpg" alt="Dopdolu alışveriş arabalarımızın masumiyetini yitirecek mi?" title="Dopdolu alışveriş arabalarımızın masumiyetini yitirecek mi?" width="500" height="462" class="aligncenter size-full wp-image-4663" /><div id="crp_related"><h6>Bu yazıyla ilgili olabilecek 10 Yazı:</h6><ul><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/prof-dr-ahmet-aydin.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/beslenme-bulteni-banner.bmp" alt="Ahmet Aydın Yazıları BodyTR'de !" title="Ahmet Aydın Yazıları BodyTR'de !" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/prof-dr-ahmet-aydin.html" rel="bookmark" class="crp_title">Ahmet Aydın Yazıları BodyTR'de !</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/09/onkollari-neden-onemsemeliyiz.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/09/frank-mc-grath-onkol.png" alt="Önkolları Neden Önemsemeliyiz?" title="Önkolları Neden Önemsemeliyiz?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/09/onkollari-neden-onemsemeliyiz.html" rel="bookmark" class="crp_title">Önkolları Neden Önemsemeliyiz?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/08/uyurken-nasil-kalori-yakilir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/08/uyuyan-su-aygiri.jpg" alt="Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?" title="Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/08/uyurken-nasil-kalori-yakilir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/04/sadece-belli-bir-bolgedeki-yaglar-nasil-yakilir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/04/gobek-cikti.bmp" alt="Sadece Belli Bir Bölgedeki Yağlar Nasıl Yakılır?" title="Sadece Belli Bir Bölgedeki Yağlar Nasıl Yakılır?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/04/sadece-belli-bir-bolgedeki-yaglar-nasil-yakilir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Sadece Belli Bir Bölgedeki Yağlar Nasıl Yakılır?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sok-diyet.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/sok-diyet-300x283.jpg" alt="Şok Diyetler" title="Şok Diyetler" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sok-diyet.html" rel="bookmark" class="crp_title">Şok Diyetler</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/08/lahana-corbasi-diyetinin-sagliga-etkileri-ve-zararlari-nedir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/08/kilo-verme-gobek.jpg" alt="Lahana Çorbası Diyeti Nedir?" title="Lahana Çorbası Diyeti Nedir?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/08/lahana-corbasi-diyetinin-sagliga-etkileri-ve-zararlari-nedir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Lahana Çorbası Diyeti Nedir?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/serkan-yimsel.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/serkan-yimsel-230x300.jpg" alt="Serkan Yimsel Yazıları BodyTR'de !" title="Serkan Yimsel Yazıları BodyTR'de !" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/serkan-yimsel.html" rel="bookmark" class="crp_title">Serkan Yimsel Yazıları BodyTR'de !</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/03/doms-gecikmis-baslangicli-kas-hamlik-agrisi.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/03/hamlik-kas-agrisi.jpg" alt="DOMS: Gecikmiş Başlangıçlı Kas -Hamlık- Ağrısı" title="DOMS: Gecikmiş Başlangıçlı Kas -Hamlık- Ağrısı" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/03/doms-gecikmis-baslangicli-kas-hamlik-agrisi.html" rel="bookmark" class="crp_title">DOMS: Gecikmiş Başlangıçlı Kas -Hamlık- Ağrısı</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/05/spor-ilaci-ne-demektir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/hap-kullanan-hap-adam.jpg" alt="Spor İlacı Ne Demektir?" title="Spor İlacı Ne Demektir?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/spor-ilaci-ne-demektir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Spor İlacı Ne Demektir?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/05/kemal-siren.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/kemal-siren-e-posta.bmp" alt="Kemal Siren" title="Kemal Siren" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/05/kemal-siren.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kemal Siren</a></li></ul></div><script src="http://feeds.feedburner.com/~s/?i=http://www.bodytr.com/2010/03/yiyecek-ureticisi-sirketlerinin-bilmemizi-istemedigi-10-sey.html" type="text/javascript" charset="utf-8"></script><!-- google_ad_section_end -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bodytr.com/2010/03/yiyecek-ureticisi-sirketlerinin-bilmemizi-istemedigi-10-sey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>W-Max</title>
		<link>http://www.bodytr.com/2010/01/w-max.html</link>
		<comments>http://www.bodytr.com/2010/01/w-max.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 14:25:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlşad ÖZKAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gıda Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Alma Diyetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bodytr.com/?p=4320</guid>
		<description><![CDATA[W-Max adlı ürün hakkında kişisel fikirlerimi belirttiğim bu yazıyla insanları uyarmak istedim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start --><center><h2>Yalancı "W-Max Dolması"... Yersen!</h2></center>

<p><strong>W-Max</strong> çıktı şimdi bir de! Biz daha <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/iran-iksiri.html/" class="liinternal">iran iksiri</a> ve <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/osmanli-iksiri.html" class="liinternal">osmanlı iksiri</a> hakkında herhangi bir bilgi ya da açıklama bulamamışken, ortalık w-max denen bir bilinmezin reklamlarıyla doldu taştı. W-max reklamları her yerde karşınıza çıkabilir. Facebook’ta bolca reklamı var mesela, aynı şekilde kilo almak ile ilgili olup Google reklamı yayınlayan bütün sitelerde bu ürünün reklamını görmek mümkün. Bu reklamlar hep aynı sloganlarla yapılıyor: “Kilo almak istiyor musun?”, “Kilo aldırıcı ilaç!”, “Kilo Almak Çok Kolay!”,  “Kilo aldırıcı bitkisel destek!” vb. vb…</p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/01/w-max.jpg" alt="W-Max hakkında, satış sitelerinde sahte yorumlar bulunmaktadır." title="W-Max hakkında, satış sitelerinde sahte yorumlar bulunmaktadır." width="365" height="365" class="aligncenter size-full wp-image-4324" />

<h3>W-Max Neden Bu Kadar Çok Reklam Veriyor?</h3>
<p>Çünkü bu ürünle çok kolay para kazananlar var. İnternet reklamı vermek ise çok ucuz ve etkili. Eh, kolay kazanılan bunca paraya sahip olup ucuza reklam verme imkânınız varsa tabii ki bol bol reklam verirsiniz. Ne de olsa “kandırabileceğiniz” ve parasını alabileceğiniz bir sürü insan var.  Diğer kilo aldırdığı iddia edilen ürünler gibi bu ürün de çok ucuza mal edilip fahiş fiyatla satılıyor.</p>

<h3>W-Max Hangi Şebekenin Ürünü? </h3>
<p>Şimdi sıkı durun! Bu w-max denen ürün, bizim zamanında eleştirdiğimiz iran iksiri denen ürünü satan kişiler tarafından satılıyor. Pek çok “iran iksiri satış sitesi” artık direkt olarak sizi bir w-max satış sitesine yönlendiriyor. İran iksirinin ise osmanlı iksiri ile ilgisi vardı, şimdi w-maxin de katılımıyla meçhul bir ilişki üçgeni karşımızda durmakta. Peki bu ürünleri satan ve bu “yüzsüz” insanlar kim? Ortalıkta dolanan sihirli(!) zayıflatma ürünleriyle satanlarla aynı kişiler mi? Neden ortaya çıkıp da adamakıllı açıklamalar yapamazlar? </p>

<p>Cevap basit: Niye yapsınlar ki? Zaten böyle kolay yoldan para kazanıyorlar. </p>

<h3>W-Max Satıcıları Yeni Bir Yalan Söylemiyor</h3>
<p>W-Max denen bu ürünü satmaya çalışan insanlar satışlarını internetten satışa dayandırmış durumdalar. İnternet sitelerinde yazdıkları, iran iksiri ve osmanlı iksiri için yazdıklarıyla hep aynı şeyler. Hep aynı yalanlar söyleniyor. Şöyle kilo aldırır böyle kilo aldırır… Amaçları: Kandırabildikleri insanların paralarını almak.</p>

<h4>Sahte Yorumlara Aynen Devam…</h4>
<p>W-Max satışlarında kullanılan sitelerde “yorumlar” bölümünde yine sahte yorumlar var. Amaç hep aynı; insanları etkilemek, onları kandırmak ve kolay yoldan para kazanmak…</p>

<h3>W-Max Kaç Para</h3>
<p>Maliyeti hakkında bir fikir edinmek için iran iksiri ve osmanlı iksiri hakkında yazdığım yazılarıma bakabilirsiniz. Bunun dışında bu ürünün bir kutusu internette 40 lira ile 90 lira arasında değişen fiyatlarla satılıyor; 41 lira, 49 lira, 69 lira, 88 lira… Bari fiyatta bi karar kılsaydınız. </p>

<h3>W-Max Satıcılarına Asla Kredi Kartı Bilgilerinizi Vermeyin! </h3>
<p>Buraya dikkat. Bu ürünü satan bazı sitelerde kredi kartıyla satış bölümü var ve bu bölümlerde sizin kredi kartı bilgileriniz isteniyor. Kilo alacağım hayaliyle verdiğiniz kredi kartı bilgileriniz, kredi kartı bilgilerinizin çalınmasına neden olabilir. </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/01/w-max-kutulari-150x150.jpg" alt="Kutu kutu w-max" title="Kutu kutu w-max" width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-4323" />

<p>Kredi kartıyla satış yapan pek çok site vardır ancak bu siteler büyük sitelerdir ve resmî olarak da kurumsal olan sitelerdir. Ayrıca gerekli güvenlik önlemleri vardır ve site sahibi dâhil hiç kimse sizin kredi kartı bilgilerinize ulaşamaz. Böyle bir site açmak bir sürü yasal prosedürün yerine getirilmesini gerektirir ve ayrıca bankaların onay vermesi gerekir. Alışveriş yapacağınız siteleri, bankanızı arayarak teyit ettirmelisiniz.</p>

<p>W-Max ürünü satan sitelerde ise (gittigidiyor benzeri büyük satış sitelerinde satılan ürünler hariç) elbette bu yasal prosedürlere uyulması söz konusu bile değildir. Çünkü genellikle ortada bir adres bile yok! Eğer böyle bir siteye kredi kartı bilgilerinizi verirseniz, tanımadığınız insanlara kredi kartı bilgilerinizi vermişsiniz demektir. Bu durumda da o tanımadığınız insanlar sizin kredi kartınızı kullanabilirler. </p>

<h3>Neden W-Max Hakkında Yazdım? </h3>
<p>Aslında site olarak böyle ürünlerle uğraşmaktan çok daha önemli işlerimiz var. Ancak sitemize bir aydan uzun süredir sürekli DDOS adı verilen saldırılar yapılmakta ve sitemiz ziyaretlere kapalı hâle getirilmekte. Bana kalırsa bu saldırıları yapan ya da yaptıran insanlar, zamanında bize “sitenizden iksir hakkında yazdığınız yazıları kaldırın yoksa sizi şikayet ederiz” diye bıdı bıdı yapan insanlardır. (Zaten osmanlı iksiriyle ilgili yazımıza, “istesem sitenizi kullanılamaz hâle getiririm” diye bir yorum bırakılmıştır.) Elbette onların bizi “şikâyet edebileceği” bir durum yok ortada. Ancak bu insanlar yalan söylemeye ve insanları kandırmaya alıştıkları için bize de yalan söyleyerek kandırabileceklerini zannettiler. </p>

<p>Onlar bizi elbette şikâyet etmedi ve edemezler de ancak ben sitemize yapılan saldırılar hakkında, Savcılığa suç duyurusunda bulundum. Dilerim sitemize saldırı yapanlar cezalarını bulacaklar. Bu saldırıyı yaptıranlar da ortaya çıkacak. Bilişim Suçları Şube Müdürlüğü olayı yakından takip ediyor ve kaç ay sonra bilmem ama dilerim Allah'tan suçluları yakalayıp hesap soracaklar.</p>

<p>Böyle 5-10 liralık ürünleri 60-70 liraya satmalarını engellediğimiz insanlar tarafından saldırıya uğruyorsak… Sorun değil, buna değer. Kimse bizi ya da sizi gözümüzün içine bakarak kandıramaz. </p>

<p>Size de tavsiyem bu ürünleri almayın, aldırtmayın. Yarın öbür gün de yeni bir isimle ortaya çıkarlar. Siz siz olun, kilo almak hakkında sitemiz sayesinde bilgilenin ve böyle umut tacirlerinin cüzdanlarını doldurmayın. Profesyonel destek ararsanız doktorlara, ciddi bitkisel destek ararsanız da güvendiğiniz aktarlara gidin. Ama sizi kandırmak isteyen w-max satıcıları gibi kişileri ciddiye bile almayın. </p>

<center><h2>W-MAX HAKKINDA BAKANLIKTAN AÇIKLAMA!</h2></center>
<p>Bugün (09 Ocak 2010) bu yazıyı güncellemenin vakti geldi. Konuyla ilgili soruma Bakanlıktan gelen cevap aşağıdaki gibidir:</p>



<blockquote>Aşağıdaki yorum kısmında, Bu ürünün ithal değil yerli üretim olduğunu söyleyen okurumuzun verdiği izin numarası Bakanlığa sorulmuştur. 15 gün içinde Bakanlıktan verilecek cevaba göre yazının bu kısmının kaldırılıp kaldırılmayacağı netleşecektir. (30 Ocak 2009) Cevap geldi, yazının sonuna Bakanlıktan gelen cevabı ekledim. (11 Şubat 2010)</blockquote>



<p>Sayın İLŞAD ÖZKAN,<br />
22.12.2009 tarihli başvurunuz değerlendirilmiş olup başvuru ile ilgili açıklamalar aşağıda verilmektedir.
Bilgilerinize rica ederiz.</p>

<h4>Tarım ve Köyişleri Bakanlığı</h4>

<h5>İşlem Tarihi Açıklama</h5>

<p>28.12.2009 10:16:14	22.12.2009 tarih ve 2009-20353 sayılı başvurunuz. İlgi’de kayıtlı yazınız incelenmiştir. Bilindiği üzere 05.06.2004 tarihli ve 25483 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Gıdaların Üretimi, Tüketimi Ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” (Kanun No:5179) kapsamında Bakanlığımızca izin verilmiş olan bitkisel bazlı ürünlere ilaç kapsamında değil, takviye edici gıdalar kapsamında mevzuata uygun olması durumunda izin verilmektedir. İthalat Otomasyon Siteminde yapılan inceleme sonucunda “Wmax”, “İran İksiri”, “T Max” ve “Growth XL” adlı ürünler <font color="red">tespit edilememiştir.</font> Fakat söz konusu ürünler ile ilgili daha detaylı bilgi tarafımıza ulaştırıldığı takdirde başvurunuz yeniden değerlendirilecektir. Bilgilerinize rica ederim.</p>

<p>Sayın İlşad ÖZKAN,<br />
30.01.2010 tarihli başvurunuz değerlendirilmiş olup başvuru ile ilgili açıklamalar aşağıda verilmektedir.<br />
Bilgilerinize rica ederiz.</p>

<p><strong>Tarım ve Köyişleri Bakanlığı</strong></p>


	<p>İşlem Tarihi	Açıklama<br />	
	08.02.2010 12:49:09	İlgi dilekçe, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında Genel Müdürlüğümüzce incelenmiştir. 15.12.2005 tarih ve G34-1535-00013-2 nolu üretim izin belgesi Pınar Baharatçılık adlı işletmeye ‘Aktarım’ markası ile düzenlenen Karışık Bitkisel Çay (Kırkkilitli, Zencefilli , Şahtereli, Halileli, Kantaronlu, Civan Perçemli, Kerevizli, Keten Tohumlu) adlı ürünlere düzenlenmiştir. Ancak işletmeye ait bahse konu üretim izin belgesi Bakanlığımızca <font color="red">iptal edilmiştir</font>. Ayrıca yazınızda bahsi geçen ‘W Max” adlı ürünün tanıtım ve reklam amacıyla hazırlanan internet sitelerinde yer alan ifadeler Türk Gıda Kodeksi-Gıda Maddelerinin Genel Etiketleme ve Beslenme Yönünden Etiketleme Tebliği’nin (Tebliğ No:2002/58) değişik 5’inci maddesi (22.01.2006-26057) nin (e) ve (f) bendlerine <font color="red">uygun olmayıp tüketiciyi yanıltmaya yönelik olduğu belirlenmiştir.</font></p>

<center><h3><a href="http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html" class="liinternal">Tarım Bakanlığından Bütün “Mucize Haplar” İçin Yapılan Açıklama</a></h3></center>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/tescil-turktrust-damgasi.bmp" alt="Bu yazı kanunen tescillenmiştir." class="aligncenter size-full wp-image-2801" /><div id="crp_related"><h6>Bu yazıyla ilgili olabilecek 10 Yazı:</h6><ul><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/iran-iksiri.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/iran-iksiri-251x300.jpg" alt="İran İksiri Güvenilir mi?" title="İran İksiri Güvenilir mi?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/iran-iksiri.html" rel="bookmark" class="crp_title">İran İksiri Güvenilir mi?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/05/osmanli-iksiri.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/gunes-gozluklu-fatih-sultan-mehmet.jpg" alt="Osmanlı İksiri Nedir?" title="Osmanlı İksiri Nedir?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/osmanli-iksiri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Osmanlı İksiri Nedir?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/tarim-bakanligi-sembol-logo-300x300.jpg" alt="Tarım Bakanlığından BodyTR'ye Yapılan Açıklama" title="Tarım Bakanlığından BodyTR'ye Yapılan Açıklama" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/05/tarim-bakanligindan-bodytrye-yapilan-aciklama.html" rel="bookmark" class="crp_title">Tarım Bakanlığından BodyTR'ye Yapılan Açıklama</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/05/biberhapi.bmp" alt="Zayıflama Hakkında Kıpkırmızı ve Rezil Tezgâhlar" title="Zayıflama Hakkında Kıpkırmızı ve Rezil Tezgâhlar" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/05/red-pepper-time-meksika-aci-biber-hapi-zararlari-yorumlari.html" rel="bookmark" class="crp_title">Zayıflama Hakkında Kıpkırmızı ve Rezil Tezgâhlar</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/07/bir-haftalik-yayin-kesintisi-icin-duyuru.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/07/takim-elbise-kravat.jpg" alt="Bir Haftalık Yayın Kesintisi İçin Duyuru" title="Bir Haftalık Yayın Kesintisi İçin Duyuru" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/07/bir-haftalik-yayin-kesintisi-icin-duyuru.html" rel="bookmark" class="crp_title">Bir Haftalık Yayın Kesintisi İçin Duyuru</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/10/bodytr-reklam-kayit-defteri.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/10/saydam-monitor.jpg" alt="BodyTR Reklam Kayıt Defteri" title="BodyTR Reklam Kayıt Defteri" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/10/bodytr-reklam-kayit-defteri.html" rel="bookmark" class="crp_title">BodyTR Reklam Kayıt Defteri</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/kilo-alamama.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/sporla-kilo-alamama.jpg" alt="Sporla Kilo Alamayanlara Öneriler" title="Sporla Kilo Alamayanlara Öneriler" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/kilo-alamama.html" rel="bookmark" class="crp_title">Sporla Kilo Alamayanlara Öneriler</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/03/sportif-hareketler.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/03/sportif-hareketler-sitesi-banner.bmp" alt="Sportif Hareketler" title="Sportif Hareketler" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/03/sportif-hareketler.html" rel="bookmark" class="crp_title">Sportif Hareketler</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/ilsad-ozkan.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/bodytr-logo.jpg" alt="İlşad Özkan" title="İlşad Özkan" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/ilsad-ozkan.html" rel="bookmark" class="crp_title">İlşad Özkan</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/10/turkce-vucut-gelistirme-fitness-ve-diger-spor-siteleri.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/10/klavye-parmak.jpg" alt="Türkçe Vücut Geliştirme, Fitness ve Diğer Spor Siteleri" title="Türkçe Vücut Geliştirme, Fitness ve Diğer Spor Siteleri" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/10/turkce-vucut-gelistirme-fitness-ve-diger-spor-siteleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Türkçe Vücut Geliştirme, Fitness ve Diğer Spor Siteleri</a></li></ul></div><script src="http://feeds.feedburner.com/~s/?i=http://www.bodytr.com/2010/01/w-max.html" type="text/javascript" charset="utf-8"></script><!-- google_ad_section_end -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bodytr.com/2010/01/w-max.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>39</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlık İçin Su İçmek</title>
		<link>http://www.bodytr.com/2009/12/saglik-icin-su-icmek.html</link>
		<comments>http://www.bodytr.com/2009/12/saglik-icin-su-icmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 03:41:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gıda Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yaşta Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bodytr.com/?p=4294</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık İçin Su İçmek yazısında Prof. Ahmet Aydın su ve insan sağlığı arasındaki ilişkiyi açıklarken günümüz su tüketim alışkanlıklarına da değiniyor. Suyun tedavi edici özelliğindenden de bahsederek su içme konusunda önerilerde bulunuyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start --><p><strong>Sağlık için su içmek</strong> gerektiğini zaten herkes biliyor. Su hayattır ve onsuz yaşam olmaz. Peki konu bu kadar basit mi? Sağlık için içtiğimiz, “yaşamın kaynağı” dediğimiz suların hepsi aynı mı? Ne kadar su içmeliyiz? Damacana sular ne kadar sağlıklı? Soda ve maden suyunun ne farkı var, hangisini tercih etmeliyiz? Filtre edilen suları içmek doğru mu?.. Bu ve benzeri soruların yanıtını bu yazıda bulacaksınız. Bu yazı <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/prof-dr-ahmet-aydin.html" class="liinternal">Prof. Dr. Ahmet Aydın</a>’ın kısa sürede baskısı tükenen <a href="http://www.bodytr.com/2009/11/tas-devri-diyeti-kitabi.html" class="liinternal">Taş Devri Diyeti Kitabı</a>’nın suyla ilgili bölümünden alındı. Yazıyı, kendi sitesi olan <a href="http://www.beslenmebulteni.com/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Beslenme Bülteni</a>’nden sonra burada da yayınlıyoruz. Ancak, sağlıklı beslenme hakkında kafamıza kazınmak istenen tabuları yıkan bu kitabı alarak, diğer çarpıcı gerçekleri de öğrenmenizi öneririm. Bu arada yazı yer yer, bir soru-cevap biçiminde yazılmıştır. Yazıyı okurken, çocukken bolca sularını içtiğim, köyümün pınarlarını hatırladım ve iç çektim… Sonra da gidip, kocaman sevimsiz damacanadan bir bardak su doldurup içtim… Bu yazıdaki “Eve küp yahut cam şişe almak.” önerisini gerçekleştirmeliyim... Yazıyı mutlaka okumanızı ve sevdiklerinizle paylaşmanızı öneririm.(BodyTR Editör)</p>

<center><p><b><em>Bu yazıda kullanılan telif haklarıyla korunan görseller: <a href="http://www.flickr.com/photos/maculato/132321714/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">maculato</a>, <a href="http://www.flickr.com/photos/jflinchbaugh/3164641919/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">John Flinchbaugh</a>, <a href="http://www.flickr.com/photos/ejpphoto/2984269562/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">EJP Photo</a>, <a href="http://www.flickr.com/photos/10451396@N00/429388973/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Tsja!</a>, <a href="http://www.flickr.com/photos/darkpatator/395226087/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">darkpatator</a>, <a href="http://www.flickr.com/photos/bergius/77596187/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Bergius</a> ve <a href="http://www.flickr.com/photos/storm-crypt/1195660012/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Storm Crypt</a> Creative Commons lisanslarına uygun olarak kullanılmıştır.</em></b></p></center> 

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/12/kalp-su.jpg" alt="Kalp şekli oluşturmuş su sıçraması... Su, hayat demektir." title="Kalp şekli oluşturmuş su sıçraması... Su, hayat demektir." width="500" height="307" class="aligncenter size-full wp-image-4304" />

<center><h2>Sağlık İçin Su İçmek</h2></center>


<blockquote>Suyun hayatımızdaki yeri büyük, değil mi?</blockquote>


<p>Kesinlikle. Su sağlıklı yaşamak için zorunlu gıdaların başında geliyor. Yemek yemeden haftalarca yaşayabiliyoruz ama su içmeden birkaç günden fazla yaşamanız mümkün değil! Yetişkin bir erkeğin vücut ağırlığının %60’ı su. Evet inanılır gibi değil ama katı görünmelerine karşın insanların yarısından fazlası su. Çocuklar ise daha sulu; onların vücutlarının yüzde 65-80’i su; yaş ne kadar küçükse su oranı da o kadar yükseliyor. İnsanlar vücut suyunun %10’unu kaybettiklerinde yaşamları tehlikeye giriyor, yüzde 20’sini kaybettiklerinde ise ölüm kaçınılmaz oluyor. </p>

<p>Vücutta suyun çok sayıda görevi var: enerji oluşması, büyüme ve yıpranan dokuların onarımı için protein sentezlenmesi, harcanmayan enerjinin yağ olarak depolanması ve metabolizma sonucu oluşan zararlı atıkların suyla dışarı atılması gibi. </p>

<p>Bir insanın “susuzluk hissi ile su ihtiyacını ayarlayabileceği” düşüncesi, çocukluk çağı için doğru olsa da diğer yaşlar için geçerli değildir. Susuzluk hisleri önemli ölçüde köreldiği için yaşlıların farkına varmadan susuz kalma tehlikeleri büyük. Birçok yaşlının, yüksek olan tansiyonu yeterli su içtikten sonra düşmekte. </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/12/fereydoon-batmanghelidj-217x300.jpg" alt="Dr. Fereydoon Batmanghelidj" title="Dr. Fereydoon Batmanghelidj" width="217" height="300" class="alignright size-medium wp-image-4303" />

<p>Ama, birçoğumuzun yeteri kadar su içmediği açık. Bu nedenle vücudumuz tam anlamı ile görevlerini yerine getirmiyor ve çeşitli kronik hastalıklar ortaya çıkıyor. ABD’de yaşayan İran asıllı Dr. Fereydoon Batmanghelidj  (Feridun Batmangeliç) “Hasta Değil, Susuzsunuz” kitabında hastalıkların birçoğunda temel nedenin, vücudun susuz kalması olduğunu söylüyor. Bu bilim adamına göre doğru su tüketimi ile nerdeyse bütün hastalıklara karşı korunabilmek mümkün. Maalesef hekimlerin çok azı kronik hastalıklar ile tüketilen sıvının azlığı arasında ilişki kuruyor. </p>
 
<p>Dr. Fereydoon Batmanghelidj’in hikâyesi çok ilginç. Batmanghelidj, İran Islam Devrimi sırasında 1979 yılında 2 yıl 7 ay hapis yatıyor. Hapishanedeki ilk günlerinde şiddetli ve kıvrandırıcı ülser ağrısı olan hastaya hiç ilaç olmadığı için iki su bardağı su veriyor. Ağrı 8 dakika içinde geçiyor. Daha sonra hastası 3 saatte bir 500 ml (1 küçük pet şişe ya da 2 büyük su bardağı) su içmeye devam ediyor.  Akut dönem geçtikten sonra hastaya yemekten yarım saat önce 250 cc yemekten 2.5 saat sonra 250 cc ve aralarda istediği kadar su içmesini öneriyor. Hasta yıllarca mide ağrısı çekmiyor.  </p>

<p>Batmanghelidj ilk hastadan sonra hapisten çıktığı 1982 yılına kadar 3000’den fazla peptik ülserli mahkumu sadece suyla tedavi ediyor. Hatta araştırmalarını tamamlamak için erken tahliye teklifini kabul etmiyor,  fazladan birkaç ay daha hapishanede kalarak çalışmalarını tamamlıyor (1). </p>



<blockquote>Bazen gazetelerde ‘günde en az iki litre su için’ diye haberler çıkıyor, bazen de ‘çok su içmek zararlı, ne kadar susuyorsanız o kadar için’ diye.  Kime inanacağımızı şaşırdık</blockquote>


<p>İnsan ne kadar susuyorsa o kadar su içmeli' önermesi ilk bakışta çok mantıklı geliyor. Ama durum göründüğü gibi değil. Sadece hayatı sürdürebilecek kadar su içmek sağlıklı bir yaşam için yeterli değil. Birçok insan yeterli sıvı aldığını düşünüyor, ama bu doğru değil, Çünkü alkol, gazoz, kola, şekerli meyve suları gibi meşrubatlarla sıvı alınmasına rağmen bunlar sıvı kaybına yol açıyorlar.  </p>

<p>Eğer yeteri kadar su içmiyorsanız ya da su yerine şekerli sıcak içecekler (kahve, çay), gazoz, kola, meyve suları, enerji içecekleri ve bira gibi su kaybettiren osmotik yükü fazla sıvıları içiyorsanız kronik susuzluğa maruz kalıyorsunuz. Bu tip içecekler dudak kuruluğunuzu geçirdiği için susuzluğu hissedemiyorsunuz. Aşırı meşguliyet sırasında da insan susuzluğunu unutabiliyor. </p>

<p>Yaş da çok önemli, insanlar yaşlandıkça susuzluk merkezleri duyarlılığını kaybediyor ve mesela birçok yaşlı serum takılacak kadar aşırı su kaybı olmalarına rağmen kendilerini susamış hissetmiyorlar. </p>

<p>Vücudumuz susuz kaldığında beyin hücrelerini susuz bırakmamak için her türlü tedbire başvuruyor. Amaç beyine yeterli kanı göndermek. Beyin vücudumuzun %5 kadarını oluşturur, fakat aldığı kan bunun 4 katıdır (%20). Beyin en yüksek enerjiye ihtiyaç olan organımız. Beyin enerjisini sadece glükozdan almıyor. Beyin hücrelerinin oluşturduğu hidroelektrik enerji de önemli bir kaynak. Su tüketiminin azalması beyinin enerjisini de azaltıyor. Beyine az kan gitmesini önlemek için vücudumuz merkezden uzak uzuvlarımızın (kollar, bacaklar) damarlarını, böbrek damarlarını ve akciğer damarlarını büzüştürüyor. Beyinin su ihtiyaçları karşılanırken bu bölgelere daha az su (kan) gidiyor. </p>

<p>Bu durumda eğer yeterli sıvı almazsanız vücudunuz “histamin” salgısını artırıyor. Histamin akciğer damarlarını ve uzuvlarımızdaki damarlarını büzerek sıvı kaybını önlüyor ve böylece beyine daha fazla kan gitmesini sağlıyor. Fakat bunun karşılığında histamin mide asit salgısını artırıyor, nefes daralması yapıyor, tansiyonunuzu yükseltiyor. Eğer histamin karşıtı ilaçlar kullanılırsa nefes darlığı azalıyor, mide asiti azalyor, tansiyonunuz düşüyor fakat bu durumda da beyine daha az kan gidiyor(2). </p>

<p>Histamin ve susuzluk (dehidratasyon) sırasında artan diğer kimyasal maddeler “ağrıya” neden oluyorlar. Bu ağrılar romatizma, migren, mide ağrısı, kalp ağrısı, fibromiyalji ve bel ağrısı gibi kılıklarda karşımıza çıkabiliyor. Su içerek bu ağrılardan kurtulabiliyorsunuz. Ağrı kesicilerin bu ağrılara fazla bir faydası yok, ayrıca zararlı da olabiliyor. Yapacağınız şey, aksaklığı ortadan kaldırmak, yani su içerek susuzluklarını gidermek. İnsanlar her ne kadar canlarını yaksa da ağrının vücudun kendisini koruma mekanizması olduğunu unutmamalı. </p>

<p>Dehidratasyon (susuzluk) uyuşukluk, depresyon, öfke, huzursuzluk, fibromiyalji ve yorgunluğa sebep oluyor. Vücut suyunun %2 oranında düşmesi bile kısa dönem hafızayı bozuyor. </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/12/kucuk-pet-su-sisesi.jpg" alt="Suyun vücudumuzun için önemi... Baya büyüktür." title="Suyun vücudumuzun için önemi... Baya büyüktür." width="333" height="500" class="aligncenter size-full wp-image-4297" />

<p>Amerikalıların kronik olarak %75’i dehidrate (susuz), hele %37’sinde susuzluk hissi o kadar zayıftır ki, bu açlık hissi ile karıştırılıyor. Bu şahıslar yeteri kadar su içerlerse zayıflıyorlar. En hafif dehidratasyon bile kişinin metabolizmasını %3-5 arasında yavaşlatıyor. Bir bardak su gece yarısı acıkmalarını %100’e yakın azaltıyor. </p>

<p>Vücut susuz kalmak gibi bir strese maruz kaldığınızda adrenalin, endorfinler, kortizon, prolaktin, vazopressin ve Renin-Anjiotensin (RA) gibi güçlü hormonlar salgılanıyor. Örneğin endorfinler (iç morfinler) ağrıya tahammülünüzü artırır. Kortizon enerji depolarınızı boşaltır, kan şekerini yükseltir. Böylece şeker hastalığına yakalanmanıza yatkınlık sağlar. </p>

<p>Beynin su miktarı azalınca, hipofizin salgıladığı vasopressin damarları daraltır. Böylece susuz kalan hücrelere daha fazla su girer. Bu sırada kan basıncı yükselir. Bu nedenle dehidrate kişilerde “hipertansiyon” sıktır. “Safra taşı oluşumu” da büyük ölçüde dehidratasyona bağlıdır. </p>

<p>Alkollü içecekler ADH (idrara çıkmayı azaltan) hormonunun salgısını azaltarak hücresel dehidratasyona neden olur. Aşırı içki içilirse ciddi hücresel dehidratasyon olur. Kronik alkolizmde sürekli artan endorfinler tutkunluk yapar. </p>

<p>Susuz kalınıldığında aktive olan renin-anjiyotensin sistemi vücutta azalmış olan suyun korunmasına çalışır. Böbrek damarları büzüşerek suyu tutar; işemeniz azalır. Renin-anjiyotensin sistemi aynı zamanda sodyumu tutar ki, bu durum suyun tutulmasına yardım eder. Su içilmediği sürece kan basıncı yüksek kalır ve damara zarar verir. Hastanın tansiyonu yükselir, nefes darlığı artar. Bu kişilerin su içtikçe yüksek olan tansiyonları düşer. </p>

<p>Hipertansiyon ve idrarın böbreklerde tutulması böbrek hasarı ve yetersizliği yapabilir. Klasik tedavide verilen diüretikler ve tuz kısıtlaması bu mekanizma düşünüldüğünde ciddi sakıncalara sahiptir. </p>


<blockquote>Peki, su içmede sınır nedir? </blockquote>


<p>Erişkin bir kişi için günde 2-2.5 litre kadar. Fakat meyve suları, gazlı meşrubat, çay gibi sıvılar su yerine sayılmamalı. Çünkü bunların az ya da çok idrar söktürücü etkileri var. İnsanlar her gün içtiği suyu hesaplamazlar. Bizce en iyi sınır idrarın koyu olmaması, açık renkte olacak kadar su tüketilmesi. </p>

<p>Sıcakta uzun saatler boyunca arazide kalmak, ya da yürümek zorunda kalanlar tabii ki 4-5 litrelik miktarları içebilirler. Fakat bu kişiler tuz kaybını karşılamak için bu sırada tuzlu gıdalar tüketmelidirler (tuzlu ayran gibi).</p>

<p>Tabii bu arada tansiyon düşürmek amacı ile yaşlı kişilere tuzsuz diyet verilirken de dikkatli olunmalı. Yüksek olan tansiyon düşeceğine, tam tersi tansiyon yükselebilir. Belki bu gibi durumlarda kandaki tuz (sodyum) düzeylerini kontrol etmek en iyisi. </p>

<p>Çinliler, 40 yaşından sonra oda sıcaklığından daha soğuk olan su ya da başka bir şeyin bedene alınmaması gerektiğine inanıyorlar. Çinliler soğuk içecekler içtiğiniz veya soğuk besinler yediğiniz zaman iç organlarımız daha fazla büzülüyor. Kan dolaşımında azalmaya neden oluyor, mide, baş ve eklem ağrıları artıyor, nefesiniz daralıyor, balgamınız koyuluyor. </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/12/bir-bardakta-su-damlasi.jpg" alt="Su" title="Su" width="500" height="333" class="aligncenter size-full wp-image-4299" />


<blockquote>Ayakta mı, oturarak mı su içmeli?</blockquote>


<p>Ayakta duran bir insan eğer sıvı gıda içerse doğrudan doğruya onikiparmak bağırsağına geçer. Eğer insan sıvı gıdayı oturarak içerse bunlar önce midede birikir, asitle karışarak mikropları ölür ve sonra 12 parmak bağırsağına geçer. Bu durumda oturarak su içme usulüne uymakla insan kolera da dâhil, birçok bulaşıcı hastalıklarından korunmuş olur. </p>


<blockquote>Suyu neyin içinde sakladığımız da önemli değil mi? Eskiden kocaman toprak kaplarda saklanır, buz gibi de serin kalırmış su. Bugün plastik damacanalar veya bidonlar bulunuyor çoğu evde. Suyumuzu nasıl daha sağlıklı saklarız? </blockquote>


<p>Eskiden içme suyu olarak daha çok şebeke suyu kullanılırdı. Şebeke suyu içmeyenler sakalardan cam damacanalar içinde bulunan suyu içerlerdi. Bakkallarda ise su küçük şişelerde ya da küçük damacanalarda (Hamidiye Suyu gibi) satılırdı. Seksenli yıllardan sonra anlı şanlı sanayicilerimiz su işine de el attılar ve plastik pet şişe iznini aldılar. İhtilal yıllarıydı. Halk bunların tehlikeleri hakkında uyarılmadı. Basında da fazla bir muhalefet olmadı. Daha sonra şebeke suları iyice kirlendi ve içilemez hale geldi. Küçük ambalajlardaki sular ev kullanımı için çok pahalı idi bunun üzerine 18-20 litrelik damacanalar çıktı. </p>


<blockquote>Peki bu damacanalar ve pet şişelerin ne gibi tehlikeleri var?</blockquote>


<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/12/pet-su-siseleri-150x150.jpg" alt="Pet şişedeki içme suları." title="Pet şişedeki içme suları." width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-4309" />

<p>Damacanalar ve pet şişelerin hammaddesinde “fosgen” adı verilen, savaşlarda yaygın şekilde kullanılan kimyasal zehirli bir gaz bulunmakta. Yıprandığında ve içinde uzun süre su bekletildiğinde, damacanayı oluşturan plastikteki birçok tehlikeli kimyasal suya karışabilmekte. Bu kimyasallar mide, karaciğer, sinir sistemi ve akciğer dokusunda tahribata yol açıyor, kansere neden olabiliyor. Bu yüzden evinize gelen damacananın yıpranmamış olmasına özen göstermek gerekiyor. Tabii en iyi yol tekrar eskiye dönmek ve cam damacanalardan su içmek. Hatta iyisi bu suyu evlerde küp içinde dinlendirmek. Ya da plastik damacanadaki suyu hemen buraya boşaltıp orada saklamak. Hayal gibi geliyor ama biraz gayretle niçin mümkün olmasın? </p>


<blockquote>Musluk suyunun filtre edilmesi iyi bir çözüm mü? Veya doğrudan musluk suyu kullanılabilir mi?</blockquote>


<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/12/musluk-suyu-150x150.jpg" alt="Musluk suyu." title="Musluk suyu." width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-4298" />

<p>Meseleye nereden baktığınıza bağlı. Suyu filtre ettiğinizde ağır metaller ve diğer toksik maddeler uzaklaştırırken faydalı mineraller de kaybolmakta. Bir taraftan fayda öteki taraftan zarar. Çünkü su sadece H2O değil. İçinde sağlığımız için gerekli onlarca mineral var. En iyisi kaynak suyu içmek. Ama ben otistik hastalarıma mecburen filtre edilmiş su içmelerini öneriyorum. Bunun nedeni sulardaki ağır metaller ve diğer toksik maddelerin sistemik olarak incelenmemesi. Sadece arseniğe bakılıyor. Onu da herkesin yaptığından emin değilim. Çare en azından marka sularında bu incelemelerin geniş olarak yapılması.  </p>


<blockquote>Vücudun ihtiyacı olan suyu alabilmesi için gereken suyun özellikleri nasıl olmalı? </blockquote>


<p>İçme suları renksiz, berrak, lezzetli olmalı. Sudaki bulanıklık, mikrobik kirlenme veya inorganik–organik maddelerin varlığından kaynaklanabilir.  Kolera, salmonella, hepatit gibi mikroplar sudan geçerek hastalığa sebep olabiliyorlar. </p>
<p>Suyun dezenfeksiyonu için kullanılan klor miktarının “1mg/L” civarında olması gerekiyor. Bu miktarı aşması suyun içiminde rahatsızlık veriyor. Sudaki azotlu maddeler (nitrit, nitrat gibi) maksimum müsaade edilebilir konsantrasyonu aşmamalı. İçme suyunun temizliğinden endişe duyuluyorsa içme suyu mutlaka 3-5 dk. kaynatılıp ılıtıldıktan sonra kullanılmalı. </p>
<p>Yapılan çalışmaların çoğunda su klorlanması yapılan bölgelerde kanserin daha fazla görüldüğünü saptanmış. Çünkü klorlu içme sularında bulunan trihalometan (THM) mesane kanserine yol açabilmekte. THM’nin deri yolu ile (banyo yapmak, havuza girmek) ya da solunum yolu ile alınması da aynı rizikoya sahip. </p>
<p>Sizin de bir yazınızda belirttiğiniz gibi canlı canlı çeşmeden akan suyun tadıyla, günümüzde büyük maliyetlerle üretilen ve en küçüğü 1000 yılda yok olabilen plastik pet şişelerden içtiğimiz suyun tadını ve anlamını karşılaştırınca daha da düşünür hale geliyoruz! </p>
Maden suyu faydalı mı? Maden suyu ve soda aynı şeyler mi? 
<p>Toplumda “maden suyu ve sodanın” aynı içecek olduğunu sanan pek çok kişi var. Oysa maden suyu ve soda farklı içecekler. Maden suyu, içerdiği tüm mineraller ve karbondioksit gazı ile birlikte yeraltındaki çatlaklardan yol bularak yeryüzüne çıkıyor, yani tamamen doğal; bunlara Avrupa ülkelerinde mineralli su da deniliyor. </p>
<p>Soda ise su ve sudan yapılan içeceklere üretim esnasında karbondioksit gazı basılmasıyla elde edilen ve tamamen “yapay” olan bir içecek. </p>

<p>Maden suyu zengin mineral içeren bir su. Normal suya göre kıyasladığımız zaman ekstradan içerdiği özellikle kalsiyum, magnezyum gibi mineraller sağlık açısından son derece yararlı. Her gün 2-3 su bardağı, hatta daha fazla içilebilir. Maden suları sindirimi kolaylaştırıyor, ama sanıldığı gibi zayıflatma gibi bir özelliği yok. Fakat dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Kronik böbrek yetersizliği olan hastalar fazla miktarda maden suyu tüketmemeli. Çünkü bazen maden suyunun içerdiği mineral tuzları fonksiyonları bozulmuş böbreklere zarar verebilir. </p>
<p>Eskiden maden suları şekerli ve meyveli(boyalı!) olarak satılamazdı; yasaktı çünkü. Ama maalesef onlara da izin çıktı, anlı şanlı bilim(!) insanlarımızın zorlaması ile. Böylece doğal maden sularımızı da bozduk elbirliği ile. Boyalı maddelerin zararlarını bir tarafa bırakın, bir kere bu tip şekerli maden suları daha fazla idrara çıkmamıza neden oluyorlar. Yani susuzluğumuzu giderelim derken daha fazla susuz kalıyoruz. Üstelik bunun farkında da olamıyoruz çoğu kez.   </p>
<p>Maden suyundaki magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerden zengin olması kalp krizi ve damar sertliğine karşı koruyucu. Magnezyumdan zengin suların tüketildiği bölgelerde bu hastalıklar daha az görülüyor. </p>
<p>Böbreklerinde taş oluşmuş insanlara maden suyu tüketmeleri bazı hekimlerce tavsiye edilmiyor. Ama düzenli maden suyu kullananlarda böbrek taşının arttığına dair bilimsel bir araştırma yok. Tersine böbrek taşlarının önlenmesi, idrar yolu enfeksiyonlarının azaltılmasında faydaları var.  </p>


<blockquote>Su için okurlarımıza neler önerirsiniz ?</blockquote>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/12/cam-bir-bardakta-su-204x300.jpg" alt="Bir bardak su." title="Bir bardak su." width="204" height="300" class="alignright size-medium wp-image-4300" />

<p>
•	Günde en az 8 bardak (2000mL) su için. Yiyecek ve meşrubattaki su buna dahil değildir. İdrarınız koyu ise yeteri kadar su içmiyorsunuz demektir. <br />
•	Meyve suyu, meşrubat, gazoz, bira gibi, şekerli çay gibi sıvılar yoğun karbohidrat içerikleri nedeni ile su ihtiyacını artırırlar. Şekersiz açık çay ve kısmen de ayran, kefir gibi fermente içecekler, sıvı ihtiyacını artırmadığı gibi, sıvı ihtiyacınızı da karşılar. <br />
•	İçtiğiniz su aşırı soğuk olmasın. Oda sıcaklığındaki suyu içmek en iyisidir. <br />
•	Kaynak suyunu için. İşlenmiş sofra suları kaynak suyu değil, işlenmiş kuyu suyudur. Mecbur kalmadıkça içmeyin. Gerçek kaynak suları içiminin güzelliğinden anlaşılabilir. <br />
•	Şebeke suyunu mümkünse içmeyin (klorlu !). Klor, mikropları öldürmek için suya konulur.  Fakat kanser de yapabilir ve suyun tadını bozar. <br />
•	Doğal kaynak suyunun yerini tutmasa da filtre edilmiş şebeke suyu içilebilir. 
•	Şebeke suyunu musluktan aldıktan sonra en az bir saat dinlendirirseniz kloru uçar ve içilebilir. <br />
•	Sindirim sorununuz varsa yemekle birlikte su içmeyin, çünkü bu su sindirim sıvılarını seyrelterek etkilerini azaltır. Yemekten yarım saat önce veya 1 saat sonra su içebilirsiniz. <br />
•	Uykudan önce bir ya da iki bardak su içilmelidir. <br />
•	Maalesef nerdeyse hiçbir suda sistematik olarak ağır metal ve diğer kimyasal toksin taraması yapılmamaktadır. <br />
•	Alzheimer, depresyon, otizm, hiperaktivite gibi nöropsikiatrik hastalıkları olan kişiler suyun içindeki toksik maddelerden emin olunuluncaya kadar, filtre edilmiş su içmelidirler. </p>

<h4>DİPNOTLAR</h4>
<p>1. Batmanghelidj F. Water Cures: Drugs Kill, Global Health Solutions, 2003<br />
2. Batmanghelidj F. A new and natural method of treatment of peptic ulcer disease. J Clin Gastroenterol. 1983;5(3):203-5</p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/12/dogal-tatli-su-akintisi.jpg" alt="Doğal bir tatlı su kaynağı." title="Doğal bir tatlı su kaynağı." width="375" height="500" class="aligncenter size-full wp-image-4302" />
<div id="crp_related"><h6>Bu yazıyla ilgili olabilecek 10 Yazı:</h6><ul><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/sicak-su-icmek.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/kaynayan-su-300x201.jpg" alt="Sıcak Su İçmek" title="Sıcak Su İçmek" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/sicak-su-icmek.html" rel="bookmark" class="crp_title">Sıcak Su İçmek</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/spor-su.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/su-icen-vucutcu.jpg" alt="Sporcular Neden Daha Çok Su İçmeli?" title="Sporcular Neden Daha Çok Su İçmeli?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/spor-su.html" rel="bookmark" class="crp_title">Sporcular Neden Daha Çok Su İçmeli?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/uzum-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/uzum-suyu-226x300.jpg" alt="Üzüm Diyeti" title="Üzüm Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/uzum-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Üzüm Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/su-icmenin-faydalari.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/suyun-yasamsal-onemi.jpg" alt="Su İçmenin Faydaları" title="Su İçmenin Faydaları" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/su-icmenin-faydalari.html" rel="bookmark" class="crp_title">Su İçmenin Faydaları</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/isvec-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/yesil-salata-yesil-tabak-267x300.jpg" alt="İsveç Diyeti" title="İsveç Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/isvec-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">İsveç Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/hollywood-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/cilek-kivi-muz-suyu-211x300.jpg" alt="Hollywood Diyeti" title="Hollywood Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/hollywood-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Hollywood Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/tas-devri-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/tas-devri-diyeti.jpg" alt="Gerçekten Sağlıklı, Gerçekten Etkili, İşte Taş Devri Diyeti !" title="Gerçekten Sağlıklı, Gerçekten Etkili, İşte Taş Devri Diyeti !" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/tas-devri-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Gerçekten Sağlıklı, Gerçekten Etkili, İşte Taş Devri Diyeti !</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sogan-corbasi-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/sogan-corbasi-150x150.jpg" alt="Soğan Çorbası Diyeti" title="Soğan Çorbası Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sogan-corbasi-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Soğan Çorbası Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/bulk-tip.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/bulk-tip-2-300x200.jpg" alt="Bulk Yaparken Dikkat Edilecek Konular" title="Bulk Yaparken Dikkat Edilecek Konular" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/bulk-tip.html" rel="bookmark" class="crp_title">Bulk Yaparken Dikkat Edilecek Konular</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/08/uyurken-nasil-kalori-yakilir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/08/uyuyan-su-aygiri.jpg" alt="Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?" title="Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/08/uyurken-nasil-kalori-yakilir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Uyurken Nasıl Kalori Yakılır?</a></li></ul></div><script src="http://feeds.feedburner.com/~s/?i=http://www.bodytr.com/2009/12/saglik-icin-su-icmek.html" type="text/javascript" charset="utf-8"></script><!-- google_ad_section_end -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bodytr.com/2009/12/saglik-icin-su-icmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsulin Direnci Çağımızın Vebası</title>
		<link>http://www.bodytr.com/2009/06/insulin-direnci-cagimizin-vebasi.html</link>
		<comments>http://www.bodytr.com/2009/06/insulin-direnci-cagimizin-vebasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 01:25:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda Rehberi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bodytr.com/?p=3111</guid>
		<description><![CDATA[İnsülin direnci  neden tehlikeli? İnsülin direnci gelişince başımıza gelenleri anlatan bilgilendirici bir Prof. Dr. Ahmet Aydın röportajı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start --><p><strong>İnsülin direnci</strong> geliştirdikçe bambaşka ve sağlıksız bir yaşantıya geçmeye başlıyoruz. İnsanlık bahaneleri bir kenara bırakıp rafine şeker gibi gıdaların sağlıklı alternatiflerini bolca ve ucuzca üretmenin yollarını araştırmaya önem vermeli. Tabii gıda ve ilaç tröstleri buna izin verirse! Bana kalırsa halkları soymak ve onlara hastalık satmak yerine, rafine gıdalar ve gereksiz ilaçlardan vazgeçme yolunda en ciddi adımı atması gerekenler bu tröstlerdir. Ama onların adamakıllı bir çözüm üretmesi hayal gibi gözüküyor, bari bağımsız bilim adamlarının yoluna taş koymasalar. Bu arada biz de rafine ve doğal olmayan gıda tüketimini –zor da olsa- bırakmalıyız. Eğer bugün bırakmazsak, yarın çok geç olabilir. 
(BodyTR Editör)</p>

<center><p><b><em>Bu yazıda kullanılan görseller: <a href="http://www.flickr.com/photos/revdancatt/136822936/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Rev Dan Catt</a>, <a href="http://www.flickr.com/photos/ebolasmallpox/1414373213/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">horizontal.integration</a> ve <a href="http://www.flickr.com/photos/pinksherbet/1354739463/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Pink Sherbet Photography</a> Creative Commons lisansına uygun olarak kullanılmaktadır.</em></b></p></center>
<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/06/renkli-seker-yiyen-cocuk.jpg" alt="Yapay şekerli ürünler albenili hale getirilerek bolca satılmaktadır. Başta çocuklarımız olmak üzere bu tip ürünleri yiyorsak bile çok yemeyelim, olabildiğince azaltalım. En iyisi doğal tatlıları tercih edip bunları hiç yememek." title="Yapay şekerli ürünler albenili hale getirilerek bolca satılmaktadır. Başta çocuklarımız olmak üzere bu tip ürünleri yiyorsak bile çok yemeyelim, olabildiğince azaltalım. En iyisi doğal tatlıları tercih edip bunları hiç yememek." width="500" height="333" class="aligncenter size-full wp-image-3112" />

<h2>Rantiye Tıpla, İşlevsel (Bilimsel) Tıbbın Amaçları Birbirine Karşı</h2>

<p>Genetik yapımız son 50 bin yılda hemen hiç değişmedi. Ne var ki yediklerimiz, içtiklerimiz son 5 bin yılda çok değişti. Özellikle son 50-100 yıl içinde genlerimizin daha önce hiç alışık olmadığı, doğal olmayan, işlenmiş ve katkı konulmuş gıdalar aşırı şekilde kullanılmaya başlandı; buna bağlı olarak taze sebze-meyve ve tencere yemeklerinin tüketiminde de belirgin bir azalma oldu.  </p>
<p>Genler ve yiyecekler arasındaki bu evrimsel uyumsuzluk hali şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu, kanser ve osteoporoz gibi son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda kronik-dejeneratif hastalığa neden olmaktadır. Bu hastalıklara toplu halde insülin direnci ya da metabolik sendrom denilmektedir. </p>
<p>Ocak 2005 Hekim Formunda yayınlanan bu söyleşide <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/prof-dr-ahmet-aydin.html" class="liinternal">Prof. Dr. Ahmet Aydın</a> beslenme ile kronik hastalıklar arasındaki ilişkileri vurgulayarak çağımızın vebası olarak nitelediği insülin direncinin evrimsel, felsefi, bilimsel tıp ve ticari tıp yönlerini irdeliyor. (Beslenme Bülteni Sitesinin Önsözü) </p>
<p><font color="#ff3399"><b>Hekim Forumu:</b></font> Sağlıklı beslenme anlayışı on yıllar içinde sürekli değişiyor. Yeni eğilimler, modalar gelişiyor. Çok doğru gibi bilinen bazı ilkelerin bir mit olduğu anlaşılıyor. Evet, beslenmede asıl tehlike nereden geliyor; çoktandır zannedildiği üzere yağlardan mı, yoksa karbonhidratlardan mı? </p>
<p><font color="#0000cc"><b>Ahmet Aydın:</b></font> 1980 yılında fazla kilolu ve obezler ABD’de ülke nüfusunun  %33’ü iken, 2000 yılında bu oran %66’ya ulaşmış. Değişik ülkelerde yapılan araştırmalar da benzeri sonuçlar veriyor, şişmanlık giderek artıyor. Tehlike bizde de büyüyor. Bunlar yanlış beslenme alışkanlıklarının sonucudur. Üstelik yanlış beslenme tarzı bu işten çıkarları bulunan büyük şirketlerce körükleniyor. Tıp çevreleri de kötü gidişten sorumlu. Hekimlerin büyük çoğunluğu doğal yağları düşman ilan ettiler. Hatta bir bölümü doğal olmayan diyet gıdaları önerdiler. </p>
<p>Sonucu obezitenin, kalp hastalıklarının, kanserin ve diğer kronik hastalıkların artışıdır, kötü beslenmedir. Bunun arkasında büyük ilaç tekelleri de var. Yapılan pek çok bilimsel araştırmanın verileri eğer gıda ve ilaç sanayinin satışlarını azaltıyorsa klasik kitaplara giremiyor. Önemli sayıda hekimimiz maalesef tıp edebiyatını ilaç firmalarının yönlendirilmiş araştırmalarını onların dağıttıkları broşürler aracılığı ile izliyor. Ne zaman internet yaygınlaştı, pek çok şeyden haberimiz olmaya başladı. Ta 1930’lu yıllarda yazılmış birçok değerli literatüre ulaştık. </p>
<p>Elbette <b>rafine şeker</b> ve hızlı emilen karbonhidratlar (beyaz ekmek, unlu mamüller vs.) beden için en büyük tehlikedir. Neden? Konuya bütünlüklü olarak bakmak gerek. Tek bir yanı öne çıkarmadan. Çünkü karbonhidratlar kana en hızlı karışıp, en hızlı şekere dönüşen besin grubudur. İnsülin salınımını uyarıp yüksek insülin düzeyleri oluşturur, hızlı acıktırmakla kalmaz, dokularda insülin direnci geliştirir ve bu yüzden daha yüksek insülin düzeylerine gereksinim doğurur. Bunun sonucu kandaki şeker hızla yağa dönüştürülür ve mevcut yağ depoları kolay kolay eritilemez.  </p>
         
<p><font color="#ff3399"><b>Hekim Forumu:</b></font> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/tas-devri-diyeti.html" class="liinternal">Taş devri diyeti</a> veya Atkins diyeti yapanların kalori hesabı yapmadıkları, ihtiyaçlarından fazla kalori alsalar bile zayıfladıkları söyleniyor, doğru mu? </p>
    
<p><font color="#0000cc"><b>Ahmet Aydın:</b></font> Doğru. Zaten konuyu hangi diyet iyidire indirgememek gerek. Aslolan rejim yapmak değil, doğru beslenme tarzını bütün bir ömür uygulamaktır. Kilo vermek işin yalnızca bir parçası. Kilonuz normal olabilir, siz yanlış besleniyorsanız, insülin direnci oluşmuşsa, uzun vadede yine bedeninize zarar verirsiniz. </p>
<p>Bir diyette kalori hesabı başlamışsa iş bitmiş demektir. Kalori saymadan doyuncaya kadar, fakat uygun biçimde beslenebilirsiniz, çok daha sağlıklı olursunuz. </p>
<p>İnsülin direnci kavramı çok önemlidir. Sizde insülin direnci gelişmişse, bundan kurtulana dek ne kadar az kalori alırsanız alın vücudunuzdaki yağlar yanmakta direnir, onların yerine kaslarınız erimeye başlar. Birçok kanser türünde insülin direncinin başlatıcı rol oynadığı saptandı. Kanseri yaratan odur, damar sertliğini, hipertansiyonu ve adlarını sayamayacağımız kadar çok kronik hastalıkları yaratan odur. İnsülin direnci çağımızın vebasıdır. </p>
<p>Tabii bir de doğal olmayan beslenmeyi, doğal olmayan gıdaları, aldığımız kanserojen maddeleri unutmamak gerek. Bunlardan kurtulmanın yolu basit. Doğal beslenme. Karbonhidratlardan uzak durma. Özellikle hızlı emilen yapay karbonhidratlardan.  </p>
 
<p><font color="#ff3399"><b>Hekim Forumu:</b></font> Önerdiğiniz gibi yüksek doz C vitamini kullanan birçok insanın gribe yakalanmadığı ya da grip başlamışsa onu ilerletmeden atlattığını biliyoruz. Yüksek doz C vitamini kullanımının da tıpta eski bir tarihi var, öyle değil mi? Sürekli kullanım için bir de balık yağını öneriyorsunuz.  </p>
<p><font color="#0000cc"><b>Ahmet Aydın:</b></font> Evet, örneğin Dünyada ortaksız iki Nobel kazanmış tek bilim adamı Profesör Linus Pauling’in  C vitamininin soğuk algınlığı ve kanser üzerine olan etkileri için  yaptığı önemli çalışmaları var. On yıllarca önce yüksek doz C vitaminiyle polio iyileştirildiğine, kanser tedavi edildiğine dair bilgiler var. </p>
<p>Balık yağı ya da keten tohumunun vücuttaki Omega3-Omega-6 dengesi yönünden önemi büyük. Bu denge bire bir olmalı. Şimdiki beslenmede oran bire elliye kadar çıkabiliyor. Ayçiçek, mısır ve soya yağı gibi Omega-6 içeren yağların tüketimi arttıkça prostaglandin sentezi de artıyor, dokularda enflamasyon başlıyor. Damarlarda enflamasyon oluyor, eklemlerde enflamasyon oluyor. Enflamasyon da bir ölçüye kadar beden için gerekli, ama dengesiz beslenmeyle pek çok insanda aşırı enflamasyon gelişiyor, buna dikkat etmek gerek; yaygın ve önemli bir problem. </p>
<p>Enflamasyonu azaltmak için omega-3 gerekli, ayrıca omega-6’yı azaltmak için ayçiçek yağı yerine zeytin yağı, fındık yağı kullanmak lazım. Doğal yağları, etteki yağları, tereyağını, yumurtayı kısıtlamamak gerek. Hala birçok hekim doğal yağları kısıtlıyor, sonra bedenin kimyası bozuluyor. Konuya biyokimyasal işlevler açısından bakarsanız her şey yerli yerine oturur. </p>
<p>Bu söylediklerim yeni şeyler değil, yıllarca öncesinden bilinen şeyler. Otuzlu yıllarda bir diş hekimi dünyayı dolaşmış, doğal beslenenlerle, karbonhidrat ağırlıklı yapay beslenenler arasındaki diş yapısı farklılıklarını araştırmış. Diş yapıları, kemik yapıları karbonhidratlı beslenmeyle çok belirgin biçimde eriyor, bunlar gösterilmiş. Genetik yapımıza uyan beslenme binlerce yıl önceki beslenme tarzımız. Şimdiki beslenme şekliyle kafataslarımız bile her geçen yıl inceliyor. </p>
<p><font color="#ff3399"><b>Hekim Forumu:</b></font> Siz yüksek kolesterol korkusuna da karşısınız, değil mi? Ayrıca kolesterol ve lipid düşüren ilaçları da zararlı buluyorsunuz. </p>
<p><font color="#0000cc"><b>Ahmet Aydın:</b></font> Kolesterol doğal bir yapı taşıdır, onarıcıdır, safra asitleri ve birçok hormonun sentezinde kullanılır. Damar sisteminde bir problem var, bir enflamasyon var ki, kolesterol yükseliyor. Siz bu nedeni araştırmıyorsunuz, ortadan kaldırmıyorsunuz, kolesterole yükleniyorsunuz. Her yerde yangın görüyorsunuz mesela, her yangın yerinde itfaiyecileri de görüyorsunuz ve bundan şu sonucu çıkarıyorsunuz: İtfaiyeciler yangın çıkarıyor! Durum aynen böyle. İlaç şirketleri ve onlardan bilerek ya da bilmeyerek beslenen hekimler bekliyor; insanlar hasta olsun da biz de ilaç satalım, ameliyat yapalım. </p>
<p>Doğru beslenin, doğru yaşayın, hipertansiyon vakaları onda bire inecektir, kalp hastalıkları, kanser, diyabet gerileyecektir. Kemik, eklem sorunları azalacaktır. İnsanlar geç yaşlanacaktır. Bilimsel tıp, işlevsel tıp bunu öngörüyor, ancak rantiye tıbbın etkisi çok daha güçlü. Tansiyonun mu çıktı, al tansiyon ilacı, miden mi ağrıdı al antasit. Sonra o antasid protein sindirimini ve birçok hayati mineralin emilimini bozuyor. Gelsin yeni hastalıklar, gelsin yeni ilaçlar... </p>
<p>İlaçların komplikasyonları mı oluyor? Siz merak etmeyin onların da ilaçları çıkar ve uygun(!) fiyatlarla size pazarlanır. </p>
<p>Bir taraftan size az hareket etmeniz için son model arabalar, hızla hareket eden asansörler, uzaktan kumandalı televizyonlar yaparlar. Osteoporoza maruz kalıp kalmadığınızı pahalı aletler ile ölçerler. Sonra fizyolojik bir olay olan kemikteki kalsiyumun kana geçmesini inhibe eden pahalı ilaçları satarlar. Hekimlere daha fazla ilaç ya da bebek maması yazdırabilmek her türlü hediyeyi verirler. </p>
<p><font color="#ff3399"><b>Hekim Forumu:</b></font> Doğru beslenmeyle damar sisteminde olumlu yönde geriye dönüş mümkün olabiliyor mu? Bazı damar cerrahları aksini iddia ediyor da? </p>
<p><font color="#0000cc"><b>Ahmet Aydın:</b></font> Elbette belirgin iyileşmeler oluyor, her yaşta. Tabii %100 geriye dönüş değil, ama damar sistemi büyük ölçüde kendini tamir ediyor. Artık elimizde çok gelişmiş tetkik imkanları var. Çalışmalar damarlardaki açılmaları görüntüleriyle belgeliyor.     </p>
<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/06/sekerli-donut-yiyen-kiz-213x300.jpg" alt="Sağlıksız gıdaların tüketimi iyiymiş gibi özendiriliyor." title="Sağlıksız gıdaların tüketimi iyiymiş gibi özendiriliyor." width="213" height="300" class="alignright size-medium wp-image-3117" /><p><font color="#ff3399"><b>Hekim Forumu:</b></font> Size etikle, felsefeyle ilgili bir soru: Sağlıklı yaşam için neler yapılması gerektiğini artık herkes biliyor. Spor yapılacak, dengeli beslenilecek, sigara içilmeyecek vs... Ama büyük çoğunluk bunun tersini yapıyor. Sigara tüttürenler, yarışırcasına araba kullananlar, abur cubur atıştıranlar, durmadan kola içenler, aşırı alkol alanlar. Sonra insanlar hastalanıyor, kazalara uğruyor; ardından da tedavi masrafları sosyal güvenlik kurumlarından, toplumun sırtından çıkıyor. Bu haksızlık değil mi, bunu önlemek için kafa yormaya değmez mi? </p>
<p><font color="#0000cc"><b>Ahmet Aydın:</b></font> Çok önemli bir soru. Dünyada ekonomik kaynakların önemli bir kısmı rantiyeci tıpça kullanılıyor. Onca yoksulluk, açlık varken bu gerçekten haksızlık. Sağlıklı yaşamaya çalışanlara karşı da haksızlık. Bence de buna karşı alınabilecek önlemleri cesaretle tartışmak gerekir. Her insan yaptıklarının sorumluluğunu üstüne almalı. </p>
<p><font color="#ff3399"><b>Hekim Forumu:</b></font> Peki böylesine sorumsuz yaşayanların, kendilerinin ve çevrelerindekilerin sağlığını tehlikeye atanların bir bölümü siyasi iddialarla da toplumun karşısına çıkabiliyorlar, bir şeyleri değiştirebileceklerini söylüyorlar, buna ne dersiniz? </p>
<p><font color="#0000cc"><b>Ahmet Aydın:</b></font> Bir kere doğru yaşamıyorsanız beyin kimyanız da bozulmaya başlar, sağlığına dikkat etmeyenin beyin sağlığı da bozulur, sağlıklı düşünemez. Zaten yanlış yaşama ve beslenme alışkanlıklarıyla ruhsal sorunlar arasındaki ilişki üzerine de çok sayıda araştırma yapılıyor öteden beri. Bu tür yayınları izlemek gerek. İncelerseniz ilginç sonuçları görürsünüz.    </p>
<p><font color="#ff3399"><b>Hekim Forumu:</b></font> Atkins diyetiyle Taş Devri beslenme anlayışı aynı şey mi; veya aralarındaki  fark ne? </p>
<p><font color="#0000cc"><b>Ahmet Aydın:</b></font> İkisinin örtüşen noktaları çok fazla. Atkins diyeti daha kısa zamanda hızlı kilo verdirmeyi amaçladığı için biraz sert bir diyet taş devri sistemine göre. <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/tas-devri-diyeti.html" class="liinternal">Taş devri diyeti</a> daha uzun vadeli, daha kolay uyum sağlanan bir diyet. </p>
<p><font color="#ff3399"><b>Hekim Forumu:</b></font> Peki Türkiye ve Dünya ölçeğinde düşündüğümüzde bu beslenme anlayışı pahalı bir anlayış mı, yoksul kitleler protein ağırlıklı bir diyeti nasıl uygulayabilir? Milyarlarca insanın pirinç ve ekmek ağırlıklı beslendiği düşünülürse. </p>
<p><font color="#0000cc"><b>Ahmet Aydın:</b></font> Büyük şehirlerdekiler bir yana, ülkemizdeki insanların doğal beslenmeden tamamen kopmadıklarını sanıyorum. Ayrıca doğal beslenmenin, proteinden zengin beslenmenin daha ucuz yolları bulunabilir ve çoğu kez halk bunları kısmen buluyor. Tahıl yenecekse tam tahıl yenir, baklagillere ağırlık verilir, sebzelere, yeşilliklere ağırlık verilir, yumurta, yöresel balıklar, mantar vs. gibi ucuz protein kaynakları sağlanabilir. Bir de rantiyeci tıbbın sömürdüğü kaynaklar doğal beslenme ürünlerinin üretimi için kullanılırsa sağlık sorunları da önemli ölçüde azalır. </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/tescil-turktrust-damgasi.bmp" alt="Bu yazı kanunen tescillenmiştir." class="aligncenter size-full wp-image-2801" /><div id="crp_related"><h6>Bu yazıyla ilgili olabilecek 10 Yazı:</h6><ul><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/prof-dr-ahmet-aydin.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/beslenme-bulteni-banner.bmp" alt="Ahmet Aydın Yazıları BodyTR'de !" title="Ahmet Aydın Yazıları BodyTR'de !" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/prof-dr-ahmet-aydin.html" rel="bookmark" class="crp_title">Ahmet Aydın Yazıları BodyTR'de !</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/11/tas-devri-diyeti-kitabi.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/11/tas-devri-diyeti-kitabi.jpg" alt="Taş Devri Diyeti Kitabı" title="Taş Devri Diyeti Kitabı" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/11/tas-devri-diyeti-kitabi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Taş Devri Diyeti Kitabı</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/hareketsiz-yasam-tehlikeli.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/fat-cat-300x201.jpg" alt="Hareketsiz Yaşam Tehlikeli" title="Hareketsiz Yaşam Tehlikeli" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/hareketsiz-yasam-tehlikeli.html" rel="bookmark" class="crp_title">Hareketsiz Yaşam Tehlikeli</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/kalori-nedir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/alev-dilimi-2.jpg" alt="Kalori Nedir" title="Kalori Nedir" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/kalori-nedir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kalori Nedir</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/sari-kantaron.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/sari-kantaron1-262x300.jpg" alt="Sarı Kantaron Otunun Yararları" title="Sarı Kantaron Otunun Yararları" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/sari-kantaron.html" rel="bookmark" class="crp_title">Sarı Kantaron Otunun Yararları</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/zararli-yaglar.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/yag-degirmeni-199x300.jpg" alt="Zararlı Yağlar Hangileri ?" title="Zararlı Yağlar Hangileri ?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/zararli-yaglar.html" rel="bookmark" class="crp_title">Zararlı Yağlar Hangileri ?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/07/body-mass-index-bmi-vucut-kitle-endeksi-hesaplama.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/07/kantar-300x225.jpg" alt="Body Mass Index (BMI) Hesaplama" title="Body Mass Index (BMI) Hesaplama" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/07/body-mass-index-bmi-vucut-kitle-endeksi-hesaplama.html" rel="bookmark" class="crp_title">Body Mass Index (BMI) Hesaplama</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/01/pilates-tarikati.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/01/pilates-dersi.jpg" alt="Pilates Tarikatı" title="Pilates Tarikatı" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/01/pilates-tarikati.html" rel="bookmark" class="crp_title">Pilates Tarikatı</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/07/barfiks-cesitleri.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/07/barfiks-tutus-sekli.jpg" alt="Barfiks Çeşitleri" title="Barfiks Çeşitleri" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/07/barfiks-cesitleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Barfiks Çeşitleri</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/zone-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/zone-diyeti-karbonhidratlari-300x207.jpg" alt="Zone Diyeti" title="Zone Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/zone-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Zone Diyeti</a></li></ul></div><script src="http://feeds.feedburner.com/~s/?i=http://www.bodytr.com/2009/06/insulin-direnci-cagimizin-vebasi.html" type="text/javascript" charset="utf-8"></script><!-- google_ad_section_end -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bodytr.com/2009/06/insulin-direnci-cagimizin-vebasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Susurluk Gibi FDA !</title>
		<link>http://www.bodytr.com/2009/05/susurluk-gibi-fda.html</link>
		<comments>http://www.bodytr.com/2009/05/susurluk-gibi-fda.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 May 2009 08:53:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serkan Yimsel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda Rehberi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bodytr.com/?p=3060</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar tarafından dünyanın en bilindik, belki de en saygın gıda ve ilaç kontrol kurumlarından biri olan Amerikan FDA kuruluşu hakkındaki bu inanılmaz iddialara çok şaşıracaksınız. Susurluk Gibi FDA yazımızı lütfen sevdiklerinize de ulaştırın.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start --><p>FDA olması gerektiği gibi değil ve hatalar mı yapıyor? İnsan hayatını hiçe mi sayıyor? <strong>Parlak yüzlü kimi ilaç mümessilleri ve doktorların arkasında, para hırsının getirdiği acımasız bir düzen mi var?</strong></p>
<p>FDA hakkındaki bu ilginç yazısında <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/serkan-yimsel.html" class="liinternal">Serkan Yimsel</a> yapılan bazı araştırmaların oluşturduğu soru işaretlerini sizlerle paylaşıyor. (BodyTR Editör)</p>

<center><p><strong><em>Bu yazıda kullanılan telifli görseller : <a href="http://www.flickr.com/photos/rizzato/3300521535/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Roberto Rizzato ►pix jockey◄</a> ve <a href="http://www.flickr.com/photos/triplemaximus/2952648140/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Adamos Maximus </a> Creative Commons lisanslarına uygun olarak kullanılmıştır.</em></strong></p></center>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/makineli-tabancali-mafya.jpg" alt="FDA ve bazı ilaç şirketlerinin parlak yüzünün arkasında merhametsiz ve mermi yerine ilaçla zarar veren ganster kılıklı kişiler mi var?" title="FDA ve bazı ilaç şirketlerinin parlak yüzünün arkasında merhametsiz ve mermi yerine ilaçla zarar veren ganster kılıklı kişiler mi var?" width="467" height="500" class="aligncenter size-full wp-image-3061" />

<p>FDA, İngilizce adıyla “Food and Drug Administration”, Türkçe adıyla “Gıda ve İlaç Dairesi” diye bir kurum var Amerika’da. Bu kurum, Amerikan hükümetinin sağlık hususundaki en önemli kurumudur. Öyle ki şimdiye kadar piyasaya çıkmış bütün ilaçların ruhsatı ve bütün gıda ürünlerinin üzerine yazılan sağlık iddialarının onayı bu kurum tarafından verilir. Bu kurumun onayını taşımayan bir ilacın gümrükten geçirilmesi neredeyse imkânsızdır. </p>

<p>Bunlar iyi güzel de, sağlık konusunda Amerika’nın, belki de dünyanın böylesine güvendiği, çıkarttığı her yeni ilacı ya da diyet hapını uzmanlarımızın ballandıra yazılarında yer verdiği bu kurumun aslında insan sağlığından çok, kazancı on plana koyduğunu bir düşünsenize? İnanması çok zor geliyor değil mi? Ancak bu yazıyı okuduktan sonra bunun hiç de inanılmaz olmadığını görecek ve tıpkı 1996’daki Susurluk vakasında olduğu gibi yolsuzlukların ve rüşvetlerin nerelere kadar tırmanabileceğine şahit olacaksınız. </p>

<h3>FDA’ya Atanan Üst Düzey Yöneticilerin İlginç Geçmişi</h3>
<h4>Sağlığın Baş Düşmanlarından Olan Sigaranın Üreticilerini Savunan Avukat</h4>
<p>Her sey 2001 yılında Bush yönetiminin sağlık kurumlarına el atmasıyla başladı. Öyle ki Bush yönetimi, “Big Pharma” yani “Büyük İlaç Şirketleri”nin çıkarlarını korumanın en iyi yolunun, FDA kurumuna yapılacak yüksek düzey atamalarıyla olacağını gayet iyi biliyordu. Eğer FDA’nin kilit pozisyonlarına atanacak uzmanlar, büyük ilaç şirketlerinin tepe yöneticilerinden seçilirse, FDA kendi içerisinden değiştirilebilecek ve verdiği kararlar etkilenebilecekti. Bu düşünceden yola çıkarak Bush yönetimi, 2001’in Ağustos ayında FDA’nin ana hukuk danışmanı pozisyonuna Dantel Troy’u atadı. Daniel Troy, bu pozisyona atanmadan önce tutun şirketlerinin haklarını savunan avukat olarak biliniyordu! </p>

<p>Kariyerinin büyük bir bölümünü, sigara şirketlerini kanserli vatandaşlara karşı savunmakla geçirmiş bir avukatın böyle bir sağlık kurumunun ana avukatı pozisyonuna getirilmesi sizce ne kadar mantıklı? </p>
<h4>GDO Ürünlerini Satan Biri</h4>
<p>Taraflı atamalar bununla bitmiyor ne yazık ki. Troy’dan sonra FDA kurumuna onların sağlık politikasını yeniden hazırlamak üzere davet edilen ikinci yönetici, ayni zamanda genetik araştırmalarıyla ünlü Wall Street Biotech anonim şirketlerinin satış temsilcisi Scott Gottlieb olmuştur. Konuya tam aşina olmayan okurlarımız için biotech yani biyoteknoloji pazarının ne olduğunu kısaca bir açıklayalım: </p>

<h4>GDO Nedir?</h4>
<p>Biyoteknoloji uzmanları, bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da kendi doğasında bulunmayan bir karakter kazandırılmasıyla yeni bir canlı organizma elde etme çabasındadırlar. Bu organizmalara Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar, ya da kısa adıyla GDO’lar denilmektedir. Her ne kadar amaçlarını dünya açlığına çare bulmak ya da iklim şartlarına dayanıklı ürünler yetiştirmek olarak göstermeye çalışsalar da, birçok çevreci örgütün ve tarafsız bilim adamının da gösterdiği gibi ana amaç biyolojik ürün patentidir. </p>

<p>Yani laboratuar ortamında yaratılan yeni canlıların patenti alınarak dünyadaki bütün tohumlara sahip çıkmaktır. Bu arada dünyanın tohum zenginliğine sahip çıkmak demek, dünyadaki bütün gıdaya sahip çıkmak demektir. </p>
<h3>Yanlı Atamalar Geçmişteki Yanlış Kararlara Tuz Biber Ekti</h3>

<p>Böyle bir pazarın temsilcisi, FDA gibi bir kurumun en yüksek kademelerinden birisine atanırsa ne olur? Elbette ki FDA kuruluşunun alacağı kararların büyük bir çoğunluğu, biyoteknoloji firmalarının (Monsento ve Wall Street gibi) çıkarlarını savunacak şekilde açıklanacaktır. Bunun en acı örneğini zaten 1992 yılında çıkartılan bir kanun ile gördük. Vatandaşın ve çevreci toplum örgütlerinin bütün girişimlerine rağmen FDA, bu kanun ile gıda şirketlerinin <b>GDO taşıyan katkı malzemelerini ürünlerinin etiketleri üzerinde gösterme mecburiyetini ortadan kaldırmıştır. </b></p>
<h4>FDA Genetiği Değiştirilmiş Ürünleri Açıklamıyor!</h4>

<p>Bu demektir ki marketten alacağımız herhangi bir gıdanın içerisinde vücudumuzun daha önce hiç tanımadığı, tamamen laboratuar ortamı içerisinde yaratılmış bir molekülün olma olasılığı durumunda bundan haberimiz bile olmayacaktır. </p>

<h3>Kiralık Bilim Adamları</h3>
<p>Ne yazık ki 1992 yılı söz konusu olduğunda sağlığımızı tehdit eden FDA kararları arasında bir ikincisini, “Reçeteli İlaç Tüketici Kanunu” da görüyoruz. Bu kanuna göre ilaç şirketleri, FDA kurumuna daha fazla fon ve yardım yapabilecek ve böylece daha fazla doktor ve bilim adamı kiralanabilecekti. Bu her ne kadar kulağa hoş gelse de, gizli maksat çok daha farklıydı. FDA kurumunda onay işlemleri için bekleyen herhangi bir ilacın piyasaya çıkmakta geciktiği her gün yaklaşık 1-2 milyon dolar kaybeden büyük ilaç şirketleri, kendi ilaçlarının daha çabuk onay alabilmesi için bu yola başvurmuştu. </p>
<h4>Sözde İnceleme Yap, İlacı Hemen Onayla</h4>

<p>Sizlerin de tahmin edebileceği gibi, herhangi bir ilacın onay süresi azaldıkça o ilacın güvenliğini araştıran işlemlerin de süresi azalacaktır. Nitekim FDA’da yaklaşık 20 sene görev yapmış olan doktor David Graham’in da açıkladığı gibi FDA’nin şu anki kaynaklarının %80’i yeni ilaçları olabildiğince çabuk onaylamak üzere düzenlenmiştir. İlaç güvenliği için harcanan kaynakların oranı ise %5’in altındadır! Tüyler ürpertici bir diğer bilgi, yeni<b> ilaç kabul departmanlarında 1400'den fazla kişi görev yapmakta iken, hali hazırda piyasada bulunan 8000'den fazla ilacı gözlemleyen ve güvenlikleri hakkında veri toplayan görevli sayısı ancak 65 civarı olmasıdır.</b> Dr. Graham ilaç güvenliği ile ilgili su korkutucu gerçeği de sözlerine eklemektedir: </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/cesitli-ilaclar-231x300.jpg" alt="Hangi ilaç şirketi piyasaya sürdüğü ilacın güvensiz olduğunu mecbur kalmadıkça söyler ki?" title="Hangi ilaç şirketi piyasaya sürdüğü ilacın güvensiz olduğunu mecbur kalmadıkça söyler ki?" width="231" height="300" class="alignright size-medium wp-image-3063" /><h3>İlacının Güvenli Olup Olmadığını Üreticisi Araştırıyor!</h3>

<p> “Herhangi bir ilacın ilgili hastalığa iyi gelip gelmediğini FDA kendisi araştırıyor olmasına rağmen, o ilacın güvenli olup olmadığı konusundaki araştırmaları ilacı pazarlayan firmaya bırakmaktadır. Dünya piyasasındaki hangi ilaç firması sizce kendi ilacının güvenliğini ya da yan etkilerini araştırırken 100% adil olabilir?” </p>

<h4>Dürüst Bilim Adamları Kovuldu, Ama Onların Söyledikleri 100.000 Kişi Öldükten Sonra Yapıldı!</h4>
<p>Su an hem FDA’daki pozisyonundan, hem de önceki sorumluluklarından mahrum bırakılmış olan doktor Graham, Vioxx adlı ilaç dahil tam 10 diğer ilacın piyasadan toplatılmasına çalışmıştı. Artrit hastalığı için önerilen Vioxx’un kalp hastalığı riskini neredeyse 500 defa arttırdığına ilişkin klinik araştırmalara ve Graham’in bütün uyarılarına rağmen FDA bu ilacı toplamadan önce tam iki sene ve yaklaşık 100 binin üzerinde masum vatandaşın ölümünü bekledi! </p>

<h4>Zararlı İlaçlar Bilerek Piyasaya Sürülüyor!</h4>
<p>Nasıl oluyor da artirit hastalığına çare olarak geliştirilen bir ilaç bu kadar kişiyi öldürebiliyor? Bunun yanıtı çok basit. FDA kurumu, ilaçların yan etkilerini ve potansiyel tehlikelerini bile bile ilaçları piyasaya sürüyor. Bundan maksatları, bizleri kobay olarak kullanarak ilgili ilacın gerçekten de beklenen belirtileri gösterip göstermeyeceğini gün ışığına çıkartmak. Profesor Garry Null’un araştırmalarına göre 1976 ve 1985 yılları arasında ruhsat verilen 198 ilaçtan 102’sinde (yarısından fazlası) ilacın öldürücü yan etkileri bal gibi bilinmesine rağmen piyasaya çıkartılıp denemesinde mahsur görülmemiştir! Bu öldürücü yan etkileri arasında neler yok ki: </p>

<p>• Kalp yetersizliği • Kalp krizi • Anafilaktik sok • Solunum çökmesi • Karaciğer ve böbrek yetersizlikleri • Ağır kan hastalıkları • Doğum anomalileri • Körlük </p>

<h4>İlaç Yan Etkisi Yüzünden Rekor Sayıda Ölüm!</h4>
<p>Bu gerçekler gün ışığına çıktıktan sonra 2001 senesinin ölüm istatistiklerine şaşmamak gerek. Öyle ki JAMA (Journal of Amerikan Medical Association)’nin istatistiklerine göre hastane yanlışlıkları, ilaç yan etkileri vb. sebeplerden dolayı ölen insanların toplam sayısı (yaklasik 784 bin), hem kalp-damar hastalıklarını (yaklaşık 700 bin) hem de kanserden ölümleri (yaklaşık 554 bin) sollayarak listenin en başına ilerlemiştir. Evet yanlış duymadınız, modern tıp hem kalp hastalıklarını hem de kanseri sollayarak insanlığın birinci olum nedeni haline gelmiştir! </p>

<h3>Yapay Tatlandırıcı Olan Aspartam’ın Ölümcül Yüzü!</h3>
<p>FDA’deki yolsuzluklardan bu kadar bahsetmişken, aspartam konusunu açmamak olmaz. Aspartam, şekere göre yaklaşık 200 kat daha tatlı fakat düşük kalorili bir yapay tatlandırıcıdır. Aspartam, FDA tarafından onaylandığı 1976 senesinden bu yana sekersiz çikletlerden nefes kokusunu giderici şeritlere, vitamin haplarından sodalı içeceklere kadar yaklaşık beş binin üzerindeki mamulde kullanılmaktadır. Böylesine yaygın kullanılan ve masum sanılan bu maddenin, aslında bir zamanlar ABD askeri-endüstriyel merkez üssü Pentagon’un biyolojik savaş ile ilgili kimyasallar listesinde ilk sıralarda yer alığını size söylesem ne düşünürdünüz? </p>

<p>Evet yanlış duymadınız, bu masum “gıda katkı maddesi” aslında bir kimyasal silah maddesi. Aspartam, kimyasal yapısı itibariyle aslında bir nörolojik toksin. Kan plazma seviyesinde artış gösterdiği taktirde serbest radikal aktivitesini arttırarak beyin hücrelerinin zarar görmesine yol açabiliyor. Sonuç, diyabetten depresyona, Alzhemier hastalığından beyin tümörlerine kadar uzayan bir yan etki listesi. Bu bilgileri doğrularmışçasına, 1988 ila 1995 yılları arasında FDA’ya gelen bütün şikayetlerin neredeyse %80’i aspartamlı mamulleri oluşturuyor. (Yaklaşık 7,232 şikayet). Hatta ve hatta 600’un üzerinde pilot uçuştan hemen önce diyet soda içtiklerinde uçuş sırasında sara nöbetleri geçirdiklerini beyan ediyorlar. Bütün bu şikayetlere rağmen aspartam hala piyasada... </p>

<h4>FDA’dan Ayrılan İlaç Şirketlerinde Çalışıyor</h4>
<p>Neden? Tabii ki nedeni çok basit, para, para ve yine para... Öyle ki bir araştırmaya göre 49 üst düzey FDA yöneticisinden 37’si, FDA’den ayrılır ayrılmaz davalarında çalıştıkları büyük şirketlerde çalışmaya başlıyorlar... </p>
<h3>Sağlıklı Yaşamla İlgili Bazı Sivil Toplum Örgütlerini İlaç Şirketleri Finanse Ediyor!</h3>
<p>Bununla bitmedi. Ocak 1993 senesinde Amerikan Diyetetik Birliği, aspartamın bir numaralı üreticileri arasında gösterilen NutraSweet şekersiz diyet ürünleri şirketinden tam yetmiş beş bin dolar yardım alıyor! Sağlıklı olma ve sağlıklı nesiller yetiştirme bizlerin en temel hakkıdır! Yolsuzlukların ve ikilemlerin sağlık kurumları gibi kutsallığı en yüksek olması gereken mevkilere dahi ilerlemiş olması gerçekten üzüntü vericidir. Bu durumda halkımızın yapması gereken en doğru şey, kişisel eğitimi ve tarafsız araştırmacılığı olabildiğince artırmasıdır. </p>
<h3>Son söz</h3>

<p>Kuşkucu, soruşturan ve çok yönlü düşünen bireyler olmaya çalışınız. Bu demek değildir ki duyduğunuz her ilaç reklamı yalan söylüyor ya da tanıştığınız her doktor rüşvet alıyor! Ancak madalyonun diğer yüzünü gösteren açıklamalara da kulak vermenin ve olabildiğince fazla kaynaktan bilgi toplayıp sağlığınızın kontrolünü elinize almanızın mahsuru olmayacaktır elbet!!... </p>

<p>Sağlık ve kuvvet hep sizinle olsun... </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/tescil-turktrust-damgasi.bmp" alt="Bu yazı kanunen tescillenmiştir." class="aligncenter size-full wp-image-2801" /><div id="crp_related"><h6>Bu yazıyla ilgili olabilecek 10 Yazı:</h6><ul><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/05/spor-ilaci-ne-demektir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/hap-kullanan-hap-adam.jpg" alt="Spor İlacı Ne Demektir?" title="Spor İlacı Ne Demektir?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/spor-ilaci-ne-demektir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Spor İlacı Ne Demektir?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/bu-sabah-hormonunuzu-ictiniz-mi.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/sut-fabrikasi-kafeste-inek-300x199.jpg" alt="Bu Sabah Hormonunuzu İçtiniz mi?" title="Bu Sabah Hormonunuzu İçtiniz mi?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/bu-sabah-hormonunuzu-ictiniz-mi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Bu Sabah Hormonunuzu İçtiniz mi?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/manifesto-carmiha-gerilen-molekul-ve-modern-bilimin-kolesterol-masallari.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/carmiha-gerilen-molekul.jpg" alt=""Manifesto; Çarmıha Gerilen Molekül ve Modern Bilimin Kolesterol Masalları" Kitabı" title=""Manifesto; Çarmıha Gerilen Molekül ve Modern Bilimin Kolesterol Masalları" Kitabı" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/manifesto-carmiha-gerilen-molekul-ve-modern-bilimin-kolesterol-masallari.html" rel="bookmark" class="crp_title">"Manifesto; Çarmıha Gerilen Molekül ve Modern Bilimin Kolesterol Masalları" Kitabı</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/05/domuz-gribi-alarma-gecmeye-gerek-var-mi.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/domuz-gribi-alarmi.jpg" alt="Domuz Gribi - Alarma Geçmeye Gerek Var mı?" title="Domuz Gribi - Alarma Geçmeye Gerek Var mı?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/domuz-gribi-alarma-gecmeye-gerek-var-mi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Domuz Gribi - Alarma Geçmeye Gerek Var mı?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2010/03/yiyecek-ureticisi-sirketlerinin-bilmemizi-istemedigi-10-sey.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2010/03/hazir-yemek-lokantalari.jpg" alt="Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey" title="Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2010/03/yiyecek-ureticisi-sirketlerinin-bilmemizi-istemedigi-10-sey.html" rel="bookmark" class="crp_title">Yiyecek Üreticisi Şirketlerinin Bilmemizi İstemediği 10 Şey</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/08/lahana-corbasi-diyetinin-sagliga-etkileri-ve-zararlari-nedir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/08/kilo-verme-gobek.jpg" alt="Lahana Çorbası Diyeti Nedir?" title="Lahana Çorbası Diyeti Nedir?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/08/lahana-corbasi-diyetinin-sagliga-etkileri-ve-zararlari-nedir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Lahana Çorbası Diyeti Nedir?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/05/kirli-oyun-kolesterolu-normal-olanlar-ilac-kullansin.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/avucicinde-bir-adet-hap-300x235.jpg" alt="Kirli Oyun: Kolesterolü Normal Olanlar İlaç Kullansın !..." title="Kirli Oyun: Kolesterolü Normal Olanlar İlaç Kullansın !..." width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/kirli-oyun-kolesterolu-normal-olanlar-ilac-kullansin.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kirli Oyun: Kolesterolü Normal Olanlar İlaç Kullansın !...</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/mevlut-durmus.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/mevlut-durmus.jpg" alt="Mevlüt Durmuş Yazıları BodyTR'de !!!" title="Mevlüt Durmuş Yazıları BodyTR'de !!!" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/mevlut-durmus.html" rel="bookmark" class="crp_title">Mevlüt Durmuş Yazıları BodyTR'de !!!</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/kolesterol-ilaclari-kansere-yol-acabilir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/statinler.jpg" alt="Kolesterol İlaçları Kansere Yol Açabilir" title="Kolesterol İlaçları Kansere Yol Açabilir" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/kolesterol-ilaclari-kansere-yol-acabilir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kolesterol İlaçları Kansere Yol Açabilir</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/zararli-yaglar.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/yag-degirmeni-199x300.jpg" alt="Zararlı Yağlar Hangileri ?" title="Zararlı Yağlar Hangileri ?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/zararli-yaglar.html" rel="bookmark" class="crp_title">Zararlı Yağlar Hangileri ?</a></li></ul></div><script src="http://feeds.feedburner.com/~s/?i=http://www.bodytr.com/2009/05/susurluk-gibi-fda.html" type="text/javascript" charset="utf-8"></script><!-- google_ad_section_end -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bodytr.com/2009/05/susurluk-gibi-fda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolesterol Bir Düşman, Değil mi?</title>
		<link>http://www.bodytr.com/2009/05/kolesterol-bir-dusman-degil-mi.html</link>
		<comments>http://www.bodytr.com/2009/05/kolesterol-bir-dusman-degil-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 01:45:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serkan Yimsel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gıda Rehberi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bodytr.com/?p=2963</guid>
		<description><![CDATA[Kolesterol, kolestorol, kolestrol, deniliyor, doğrusu kolesterol. Siz de ona düşman mısınız? Belki de bu düşmanlığı gözden geçirmeniz lazım, bu yazı kolesterol hakkında merak ettiklerinizi yanıtlayacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start --><p>Kolesterol, kolestorol, kolestrol, deniliyor, doğrusu kolesterol. Siz de ona düşman mısınız? Eğer öyleyse ben sizin aksinize kolesterolü seviyorum ve sorunu kolesterolde değil, gıda sanayi marifetiyle bozulan hayvansal-bitkisel gıdalarda görüyorum.</p>

<p>Kolesterol nedir biliyor musunuz bilmiyorum ama bildiğim şu ki; birçokları daha kolesterolün ne olduğunu bilmeden ona düşman kesilmişler. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp demişler, işte bu yazı kolesterol hakkında sizi gerçekten “aydınlatan” bir yazı. Öyle “aman kolesterol çok kötü, pek fena, kolesterolsüz besinler şu şu, bunları yiyin” diyen o alıştığınız yazılar gibi bir yazı değil. </p>

<p>Bu yazı da uzun bir yazı, biliyorum birçoğumuz uzun yazı okumayı sevmeyiz, isteriz ki ihtiyacımız olan bilgiler 2 satırda olsun, bizde her şeyi anlayalım. Bu istek sizde de varsa lütfen ona kulak asmayın, bu uzun ve güzel yazıyı okuyun. Zaten bir başladıktan sonra devamı yazının güzel üslubunun da yardımıyla su gibi geliyor.</p>

<p>Yazıdaki yalın gerçekler bazılarını çok şaşırtacaktır eminim, örneğin kolesterolün sadece hayvansal gıdalarda olduğunu, bu nedenle bitkisel besinlerde bulunamayacağı ve  bitkisel ürünlerdeki “kolesterolsüz” ibarelerinin, insanların kolesterol korkularını kullanarak “söğüşlemek” olduğunu anlayınca herhalde yazının devamını da okumanıza gerek olduğunu hissedersiniz.</p>

<p>Her yazıdan önce yazarlarına yeniden teşekkür ederek siteyi bir teşekkür sitesine çevirmek istemiyorum ama yazıları siteye eklemeden önce mutlaka okurum. Bazı yazıları ilk kez görüyorum, bu yazıda onlardan biriydi ve okuyunca içimde bilgilendirilmekten dolayı oluşan gönül borcunu dışa vurmadan edemedim: <em>"Çıkar gözetmeksizin öğrendiği gerçekleri bizimle paylaşan bütün araştırmacılara sonsuz teşekkürler."</em>(BodyTR Editör)</p>

<center><p><b><em>Bu yazıda kullanılan telif haklarıyla korunan görseller :<a href="http://www.flickr.com/photos/49677886@N00/2265005659/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">Babi Santander</a>, <a href="http://www.flickr.com/photos/roboonya/1230557790/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">roboonya</a>, <a href="http://www.flickr.com/photos/roboonya/1230556484/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">roboonya</a> ve <a href="http://www.flickr.com/photos/thebusybrain/2885879361/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">TheBusyBrain</a> Creative Commons lisanslarına uygun olarak kullanılmıştır.</em></b></p></center>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/kalp-seklinde-pismis-yumurtalar.jpg" alt="Kolesterolü tamamen zararlı sayanlar yumurtayı yasaklıyorlardı. Bizse onu çok yararlı görüyoruz." title="Kolesterolü tamamen zararlı sayanlar yumurtayı yasaklıyorlardı. Bizse onu çok yararlı görüyoruz." width="500" height="273" class="aligncenter size-full wp-image-2965" />

<center><h2>Kolesterôl Bir Düşman, Değil mi?</h2></center>

<p>Kolesterôl kelimesi bugün en az yağ kelimesi kadar tüketicileri korkutan bir beslenme terimi haline gelmiştir. Yumurta dâhil birçok hayvansal gıda, kolesterôl içerikleri nedeniyle ya çok az tüketilir, ya da diyetimizden çıkartılır olmuştur. Bunun nedeni, vücuttaki yüksek kolesterôlün, gelecekteki bir kalp damar rahatsızlığının en önemli belirtilerinden birisi olduğu yönündeki iddialardır. Acaba diyetle alınan kolesterôl, vücuttaki kolesterôl artışının gerçek sebebi midir, yoksa bu artış daha başka faktörlere mi bağlıdır? Ayrıca kan kolesterôl seviyesinin diyet ve ilaçlar ile kontrol altına alınması, bizi koroner hastalıklara karşı koruyacak mıdır? </p>

<p>Bu soruların yanıtlarını vermeden önce, kolesterôlün ne olduğunu ve ondan bu kadar korkmak gerekip gerekmediğini açıklayalım. Doktor Cemil Demir’in “Yumurta Kolesterôl Suçlusu Olabilir mi?” başlıklı yazısında da belirttiği gibi kolesterôl, hayvansal organizmalarda çok önemli işlevleri yürüten, moleküler ağırlığı yüksek, karaciğer dâhil birçok doku hücresinde üretilen bir alkol türevidir (1,2). Kolesterôl, ancak hayvansal organizmalarda üretilebildiği için, bitkisel kaynaklı besinlerde bulunamaz. O nedenle marketlerde satılan bitkisel yağların şişelerinin üzerinde sıklıkla okuduğumuz “kolesterôlsüz”, “düşük kolesterôl” ya da “sıfır kolesterôl” gibi ibareler, satışı arttırmaya çalışan, mantıksız ve gereksiz iddialardır. </p>

<h4>Kolesterôlün vücutta aldığı belli başlı görevler şunlardır (2, 3, 7); </h4>

<p>1- Kolesterôl, doymuş yağlar ile birlikte hücre zarına gerekli sertliği ve stabiliteyi verir. Diyetle alınan hayvansal yağlar yerini tamamen bitkisel yağlara bıraktığında, vücuttaki hücrelerin zarları yumuşak bir yapı haline gelmeye başlar. Bunun önüne geçmek için vücut, yani dokuları yeniden sertleştirmek için kandaki kolesterôlü kullanır. Bitkisel yağlar kullanılmaya başlandığında serum kolesterôlünün geçici olarak düşmesinin nedeni de bundandır. </p>

<p>2- Kolesterôl östrojen, testosteron ve adrenalin gibi stres düzenleyici ve seksüel belirleyici özelliği bulunan hormonların hammaddesidir. Bu hormonlar vücudu strese ve kanser gibi hastalıklara karşı korurlar. </p>

<p>3- Yağda eriyen bir vitamin olan ve vücutta kemik gelişiminin kontrol edilmesi, sinir sisteminin düzgün fonksiyonu, büyüme, mineral emilimi, insülin üretimi ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirme gibi hayâti görevlere sahip D vitamini kolesterôlden üretilir. </p>

<p>4- Besinlerle alınan yağların sindirilmesini sağlayan safra tuzları, yine kolesterôlden üretilir. </p>

<p>5- Kolesterôl, vücudun bir bakıma antioksidanı gibidir. Kalp damar hastalıklarına ve kansere yol açan serbest radikallerin hasarlarını önlemek için vücut, kolesterôlü kullanır. Yaşlandıkça kolesterôl seviyesinin doğal olarak artmasının nedeni, artan serbest radikal aktivitesidir. </p>

<p>6- Beyindeki serotonin reseptörlerinin düzgün fonksiyonu için kolesterôle ihtiyaç vardır. Serotonin, bir bakıma vücudun doğal “kendini iyi hissetme” ilacıdır. Düşük kolesterôllü bir diyet uygulayan deneklerde bu nedenle saldırganlık, mutsuzluk belirtileri ve intihar girişimleri daha sık görülmüştür. </p>

<p>7- İnsanoğlunu 2,8 milyon yıllık bir evrim süresince ayakta tutan en önemli besin maddesi olan anne sütü, kolesterôl açısından çok zengindir. O nedenle özellikle çocukların beyin ve sinir sisteminin düzgün gelişebilmesi için kolesterôl çok önemlidir. </p>

<p>8- Gıdalarla alınan kolesterôl, sindirim sistemi organlarının iç çeperlerini sağlamlaştırarak, aşırı besin geçirgenliği olarak bilinen “Leaky gut” sendromu hastalığına karşı vücudu korurlar. </p>

<h4>Serum kolesterôlü neden yükselir? </h4>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/kolesterol-embolisi-2-150x150.jpg" alt="Kolesterol embolisi olarak gösterilen bir damar tıkanıklığının fotoğrafı." title="Kolesterol embolisi olarak gösterilen bir damar tıkanıklığının fotoğrafı." width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-2967" /><p>Birçoğumuz, kolesterôlü yüksek yiyeceklerin, vücudumuzun serum kolesterôl seviyesini arttırdığını sanır. Ancak araştırmalar, diyet ile gelen kolesterôlün, vücut kolesterôl seviyesine çok az tesir ettiğine işaret etmektedirler. Bu konuda Doktor Cemil Demir, Prof. Doktor Mary Enig ve Prof. Doktor Uffe Ravnskov görüş birliğindedirler (1, 3, 4). Bu araştırmacılara göre vücut kolesterôl seviyesinin artması ya da azalması, vücut ağırlığındaki önemli değişiklikler, psikolojik strese, fiziksel aktivite ya da sigara kullanımı gibi yıpratıcı ve serbest radikal aktivitesini arttırıcı faktörlere bir cevap olarak gelişmektedir. </p>

<p>Kolesterôlü yüksek yiyecekler, bildiğimiz gibi hayvansal kaynaklı yiyeceklerdir. Bunu daha kolay açıklayabilmek için, egzersiz ve beslenme uzmanı Paul Chek’in “bir çift göz” kuralını kullanabiliriz (5). Öyle ki eğer yediğiniz besin, gözleri olan bir varlıktan geliyor ise kolesterôle sahip demektir. Sığır, hindi, tavuk, balık hatta ve hatta karides bile bir çift göze sahiptir. Eğer bu besinlerin bol tüketilmesi, serum kolesterôlümüzdeki yükselmenin asıl nedeni olsaydı, bu tür besinleri en çok tüketen toplumların serum kolesterôllerinin zirveye çıkıyor olması gerekirdi. Hâlbuki önceki bölümde bahsettiğimiz Afrikalı yerliler ve Masai halkı üzerinde yapılan deneylerde yedikleri onca hayvansal gıdaya rağmen bu insanların serum kolesterôl seviyeleri 170 mg/L üzerine çıkmamaktadır (4). Bu da neredeyse ortalama bir batılı orta yaşlı insanın serum kolesterôlünün üçte ikisi değerindedir. </p>

<p>Profesör Doktor Ravnskov’a göre diyetimizdeki kolesterôlün kontrol altına alınması, kan kolesterôlü seviyemizi ancak yüzde 0 ila yüzde 4 oranları arasında etkileyebilmektedir (4). Bu değerin daha fazla üzerine çıkmayı hedefleyen katı diyetlere uzun süre devam edebilen henüz çıkmamıştır. Bunun nedeni de diyet ile alınan kolesterôlün yaklaşık 3–4 mislinin aslında vücudumuzda karaciğer ve bazı sindirim organları tarafından yapılıyor olmasıdır. </p>


<h4>Bazı insanlarda neden kolesterôl normalin üzerinde olur?</h4>

<p>Şimdi asıl sorumuza geçelim. Kolesterôlün doğuştan metabolik aksaklıklar nedeniyle aşırı sentezlendiği istisnai hadiseler dışında, neden bazı insanlarda kolesterôl değerleri normalin üzerine çıkar? </p>

<p>Profesör Doktor Enig, karaciğerimizin ve diğer bazı dokularımızın aşırı kolesterôl üretmelerinin nedenini, polis/suçlu örneklemesiyle anlatmaya çalışır (6). Bilindiği gibi vücut içindeki hücreler sürekli yıpranmakta ve zamanla yer değiştirmektedir. Vücutta fiziksel ya da psikolojik stresler arttığında (Örneğin enflamatuvar (iltihabi) yıpranmalar, yaşlanma, düzensiz ve yetersiz uyku, sigara, alkol kahve kullanımı, aşırı kilo alımı ya da aşırı kilo kaybı, besin değeri düşük işlenmiş gıdaların sürekli tüketilmesi, uzun süre egzersiz yapmama ya da ani bir ağır egzersiz programına başlama, işyeri ya da duygusal ilişki kökenli stresler vs.) atar damarlarımızın da dâhil olduğu birçok vücut dokusunda yıpranma artmaktadır (3-8). Bu tür yıpranmalara en güzel örnek, alternatif tıp doktorlarının yakından tanıdığı, “Leaky Gut” Sendromu olarak bilinen ve bağırsak duvarlarındaki hücreler arasında bulunan dar açıklıkların genişlemesi sonucu tam sindirilemeyen besin parçacıklarının (antijen) vücut bağışıklık sisteminde bir reaksiyon ve iltihaplaşma başlatması durumudur. “Leaky Gut” Sendromu’na sebep veren başlıca etmenler, enzim oranı düşük besinler (aşırı pişmiş ve işlenmiş), alkol, buğday, yulaf ve çavdar gibi glüten (bir tür tahıl proteini) içeren tahıllar ve uzun süre antibiyotik kullanımıdır (9,10). Bu durumda vücudumuzun kolesterôle duyduğu ihtiyaç artacaktır çünkü kolesterôl molekülleri hasarın meydana geldiği yerlerde bir antioksidan gibi davranır ve hasarı onarmaya çalışır. Bunu tıpkı suç oranının çok yüksek olduğu bir yerleşim bölgesinde daha çok polise ihtiyaç duyulması gerektiğine benzeten Doktor Enig, kalp damar hastalıklarını kolesterôle bağlamanın, tıpkı yüksek suç oranı olan o bölgedeki hırsızlıklar ve ölümlerden polisi sorumlu tutmak demek olduğunu belirtmektedir. </p>

<h4>Yüksek kolesterôl kalp hastalıklarının bir nedeni olabilir mi? </h4>

<p>Doktor Ravnskov’un, son 30 yıl içerisinde serum kolesterôlü değerleri ile kalp hastalıkları arasındaki ilişkiye kanıt olarak gösterilen araştırmalarda farkına vardığı en ilginç veri, erkek bireylerde yaş 47’yi aştığı andan itibaren kolesterôl değerlerinin hiçbir anlamının kalmaması durumudur (4). Bir başka deyişle, 48 yaş ve üzerindeki erkek bireylerin kolesterôlü düşük ya da yüksek olsun, kalp hastalığına yakalanma oranları arasında temel bir fark bulunamamaktadır. İnsanlarda serum kolesterôlü değerleri genellikle 50 yaş civarlarına geldiğinde ulaşabileceği en yüksek değerine ulaşır. Ancak damar sertliklerinin ilk belirtileri 30 yaş gibi çok daha genç yaşlarda bile başlayabilmektedir. Bu bilgilerin ışığında Doktor Ravnskov, kolesterôl kampanyalarını destekleyenlere şu iki soruyu yöneltmektedir; </p>

<p>1. Eğer yüksek kolesterôl gerçekten de iddia edildiği gibi kalp hastalıklarının önemli nedenlerinden birisi ise, nasıl olur da kolesterôlün çok daha düşük seyrettiği 30’lu yaşlarda risk faktörü olabilecek iken, serum kolesterôlünün azami değerlere ulaştığı 48 yaşlarında artık bir risk faktörü olmaktan çıkmaktadır? </p>

<p>2. Ayrıca, eğer kalp krizi vakalarının yüzde 95’inden fazlası biz 48 yaşını geçtikten sonra oluşuyor ve bu yaşlarda kolesterôlün bir önemi kalmıyor ise birçoğumuzun kolesterôlü ve hayvansal yağları dert etmesinin ne gereği var?” </p>

<p>Bu görüşe destek veren bir araştırma, Dr. Harlan Krumbholz’un Yale Üniversitesi’nde yaptığı ve bine yakın yaşlı insanı inceleyen araştırmadır. Dört sene süren araştırmalar esnasında düşük kolesterôle sahip bireylerde görülen kalp krizi vakalarının, neredeyse yüksek kolesterôle sahip bireylerde görülen vakalara göre iki misli daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Öyle ki, doktorların vardığı sonuç şudur; “Serum kolesterôlündeki her bir miligramlık düşüş, koroner hastalık ve ölüm riskini yüzde 11 arttırmaktadır” (4). </p>

<p>Örneklerimiz, bunlarla bitmiyor. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yapılan araştırmalar, yüksek kolesterôlün kalp hastalığı riski taşıdığı teorisini desteklemeyen sonuçlar bulmaktadır. Kanada’lı Doktor Gilles Dagenais, 5000 orta yaşlı erkeği inceleyen ve 12 senede tamamlanan araştırmalarında yüksek kolesterôl ve kalp hastalıkları arasında bir ilişki bulamamışlardır (4). </p>

<p>İsveç’li doktor Lars Carlson’un hastane raporlarına göre düşük kolesterôle sahip bireyler, yüksek kolesterôle sahip bireylerle hemen hemen eşit oranda kardiyovasküler ölüm riski taşımaktadır. Yine aynı şekilde Rusya’da Doktor Dmitri Shestov başkanlığındaki Rus Tıp Akademisi bilim adamları, aslında düşük kolesterôlün koroner hastalıkların riskini daha fazla arttırdığını gözlemlemişlerdir (4). </p>

<p>Doktor Ravnskov’un kolesterôl ile ilgili yapılan araştırmaların büyük bir çoğunluğunda gözlemlediği diğer bir sonuç, yaş ne olursa olsun kolesterôlün kadınlarda kalp hastalıkları için bir risk faktörü olmayışıdır. Tam tersine kadınlar için düşük kolesterôl, yüksek kolesterôlden daha fazla ölüm riski taşımaktadır. </p>

<p>Öyle ki Fransız Doktor Bernard Forette ve arkadaşlarının Paris’te yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına göre en yüksek kolesterôl değerlerine sahip kadınlar en uzun yaşamakta, düşük kolesterôle sahip kadınlarda ise ölümler ve hastalıklar, yüksek kolesterôle sahip olanlara oranla 5 kat daha fazla olmaktadır (4). </p>

<p>Simdi kolesterôl ve kalp damar sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen bütün bu araştırmalardan elde ettiğimiz sonuçları toparlayalım. Yüksek kolesterôl erkeklerde 30 yaşlarında risk olmaya baslarken, 48 yaşından itibaren risk olmaktan çıkmaktadır. Yaşlılar için yüksek kolesterôl aslında koruyucu ve yaşam süresini uzatıcı etkiye sahip olabilmektedir. Yüksek kolesterôl Amerikalılar için risk taşırken, Kanadalılar, İsveçliler ve Ruslar için risk taşımamaktadır. Son olarak yüksek kolesterôl erkeklerde risk faktörü iken, kadınlarda olmamaktadır. Bu çelişkiler göstermektedir ki kolesterôl ile koroner hastalıkları arasındaki ilişki hiç de düşünüldüğü gibi basit bir sebep ve sonuç ilişkisi değildir. Bu ilişki o kadar zayıftır ki kolesterôl hususunu tek başına tehlikeli bir faktör olmaktan çıkartır, onu daha çok diğer tehlikeli faktörlere karşı vücudun bir sinyal mekanizması haline getirir. O nedenledir ki kolesterôl düşürücü ilaçları kullanarak olağan hayat şartlarına devam eden bireyler, bu sinyali kesmekte, ancak asıl tehlikeli faktörlere karşı herhangi bir önlem almamış olmaktadırlar. Bu tehlikeli faktörlerin başında sigara kullanımı, düzensiz ve sağlıksız beslenme, aşırı kilolar, yüksek tansiyon, hareket azlığı ve stres gelmektedir. Bu faktörlerin hiç birisi diğerinden daha az önemli değildir, örneğin birçoklarının hiç ihtimal vermediği duygusal stres faktörü, bazı vakalarda kolesterôlü birdenbire yüzde 50 oranında arttırmıştır (4). </p>

<p>Şimdi bu durumda acaba olası bir kalp hastalığına asıl neden bu artan kolesterôl müdür, yoksa onu ilk başta arttıran duygusal stres mi? </p>

<h4>Kolesterôlün iyisi kötüsü olur mu? </h4>

<p>Bu bölümün başlarında da belirttiğimiz gibi kolesterôl molekülleri, tıpkı yağ moleküllerinde olduğu gibi suda çözünemez bir yapıya sahiptir. Bu nedenle kan içerisinde tek başlarına değil, küre biçimindeki, yağ ve protein moleküllerinden oluşan ve lipoprotein adı verilen yapılar vasıtasıyla taşınırlar. Bu lipoproteinlerin suda çözünmesi, kabuk kısımlarında bulunan ve çözünme özelliği yüksek proteinler sayesinde mümkün olur. Bu şekilde lipoproteinler, kolesterôlü tıpkı bir denizaltı misali kan içerisinde vücudun bir yerinden başka bir yerine taşırlar (4). Bu denizaltılar, diğer adıyla lipoproteinler, yoğunluklarına göre değişik kategorilere ayrılmışsa da, bunlardan özellikle ikisi en çok bilinenleridir. Bunlardan ilki, yüksek yoğunluklu lipoproteinlerdir (HDL), iyi huylu kolesterôl olarak adlandırılırlar ve vücutta taşınan toplam kolesterôlün yüzde 10-15’ini oluştururlar. Görevleri, kolesterôlü içerisinde damar çeperlerinin de bulunduğu bir grup dış dokudan karaciğere getirmektir. Kolesterôl burada ya safra yardımıyla vücuttan atılır, ya da başka görevler için kullanılır. Düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDL), diğer adıyla kötü huylu kolesterôl molekülleri ise zıt yönde çalışır ve toplam lipoprotein miktarının yüzde 60 ila yüzde 80’ini oluşturur. Vücudun diş dokuları, damar duvarları ve birçok hücre ekstra kolesterôle ihtiyaç duyduğunda LDL denizaltılarını çağırırlar ve böylece bu denizaltılar vasıtasıyla kolesterôl, en çok üretildiği yer olan karaciğerden ilgili hücre ve dokulara iletilir (4). </p>

<p>Konumuzla ilgili bu kısa bilgiden sonra gelelim asıl cevaplanmasını istediğimiz soruya. Acaba neden vücut için önemli biyolojik fonksiyonları bulunan ve kanda doğal olarak bulunan bir madde, taşıma işini karaciğerden dokulara doğru yaparken “kötü huylu” olarak adlandırılıyor da, bu işlemi zıt doğrultuda yaparken “iyi-huylu” olarak adlandırılıyor? Bunun nedeni, birçok araştırmanın, normal değerlerin altındaki HDL miktarı ile normal değerlerin üzerindeki LDL miktarının kalp krizi riskini arttırdığı yönündeki sonuçlarıdır. Bunun bir diğer deyişi, HDL’nin LDL’ye oranı düşük ise bu bir koroner hastalığı risk faktörüdür. Ancak bir önceki kısımda okuduğunuz bilgilerin ışığında biliyorsunuz ki risk faktörü denilen husus, neden ile aynı şey değildir ve bilinmeyen bir başka neden, kalp krizine sebebiyet verirken aynı zamanda yüksek ve düşük yoğunluklu lipoproteinlerin birbirine olan oranını da değiştirmiş olabilir. Aslında bizce risk göstergesi tabiri daha uygundur. </p>

<p>Doktor Ravnskov “Kolesterol Safsataları=The Cholesterol Myths” isimli kitabında bu durumu, olası diğer zararlı faktörlerin HDL/LDL oranına nasıl direkt etki ettiğini örnekleriyle açıklamıştır (4). Bunlardan ilki, fazla kilolardır. Araştırmalar göstermiştir ki daha düzenli ve kaliteli beslenerek bir miktar fazla kilolarından kurtulan, kolesterôl seviyeleri için hiçbir tedavide bulunulmayan yüzlerce birey, HDL/LDL oranını iyi yönde geliştirmiştir. Sigara kullanmak, LDL kolesterôlünü arttırarak HDL/LDL oranını negatif yönde etkilemektedir. Bir diğer örnek, düzenli ve seviyeye uygun yapılan egzersizdir. Fiziksel egzersizin dünya genelinde HDL oranını neredeyse yüzde 40’lara varan oranda arttırdığı birçok araştırmacı tarafından kanıtlanmıştır. Ayrıca aşırı stresin önemli rol oynadığı bilinen yüksek tansiyon hastalarının hemen hepsinin HDL/LDL oranı düşüktür. </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/kolesterol-embolisi-150x150.jpg" alt="Kolesterol embolisi olarak gösterilen bir başka damar tıkanıklığının fotoğrafı." title="Kolesterol embolisi olarak gösterilen bir başka damar tıkanıklığının fotoğrafı." width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-2966" /><p>Bütün bu örneklemelerin ardından Doktor Ravnskov otoritelere şu soruyu yöneltmektedir; Acaba problemin kendisi şişman, sigara tiryakisi, hareketsiz ve aşırı stresli olarak yaşamaya devam etmek mi, yoksa basitçe düşük HDL/LDL oranına, ya da çokça “kötü-huylu” kolesterôle sahip olmak mı? Doktor Ravnskov’un bu soruyu sormasının çok önemli bir nedeni var. O da şimdiye kadar HDL ve LDL oranlarının kalp hastalığı ile olan ilişkisini inceleyen araştırmaların birçoğunda bireylerin yaşı, sigara kullanımı, fiziksel egzersiz miktarı, kilosu ve stres miktarı hesaba katılmamıştır. Bu değişkenlerin hepsinin hesaba katıldığı çok az sayıdaki araştırmada da gözlemlenmiştir ki HDL/LDL oranının tek başına bir risk faktörü olarak taşıdığı önem, istatistiksel olarak bir anlam ifade etmeyecek kadar düşüktür, hatta ve hatta toplam kolesterôl faktöründen bile daha düşüktür (4). O nedenledir ki diyet ve ilaç yolu ile LDL kolesterôl rakamlarının aşağılara çekildiği, kolesterôl kampanyası destekleyenlerinin ballandıra ballandıra “ondan fazla araştırmada...” diye anlattığı, hâlbuki gerçekte topu topu 4 araştırmanın sadece birisinde ölümcül olmayan bir tür kalp hastalığı kontrol altına alınabilmiştir.</p>

<p>LDL Kolesterôlünün “kötü huylu” olarak adlandırılmasının bir diğer nedeni, Nobel ödülü sahibi Michael Brown ve Joseph Goldstein’in ailevi hiperkolesterôlemi adı verilen genetik bir metabolizma hastalığına sahip bireylerde aşırı oranlarda LDL kolesterôlünün damarlarda yarattığı değişiklikleri keşfetmeleri ve bu sistemin normal insanlarda da benzer şekilde çalışıyor olması gerektiği yolundaki iddialarıdır (4). Ancak daha önce de söylediğimiz gibi eğer LDL kolesterôlü gerçekten asıl suçlu olsa idi, toplam kolesterôle göre daha güçlü bir risk faktörü olması gerekirdi ki bunun böyle olmadığını yukarıda açıklamıştık. Üstelik kolesterôl metabolizması, az görülür bir genetik hastalık nedeniyle bozulmuş olan bu insanlardan elde edilen verilerle, bizlerin durumunu aynı kategoriye koymak sizce biraz zayıf bir tahmine dayalı hareket etmek değil midir? Damar sertliğinin nedeni yüksek kolesterôl mü? Her ne kadar kolesterôl hakkında az çok bilim adamlarının görüş birliğine varamadığı bazı hususlar olsa dahi, bir iddia vardır ki sanki yerçekimi kanunu gibi tartışmasız kabul edilmiştir. Bu iddia, kanda yüksek oranda bulunan kolesterôlün damarlarda ilerlerken zamanla damar duvarlarında anormal sertliklere ve tıkanıklıklara yol açtığı iddiasıdır. Damar sertliğinin ve tıkanıklıkların oluşmaya başlaması için kolesterôlün ne kadar yüksek olması gerektiği tartışılır, ancak sertliğe ve tıkanıklığa yol açanın gerçekten kolesterôl olup olmadığı hiç tartışılmaz. Kitabımızın bu bölümünde sonsuza kadar kapatılmış gibi görünen bu konuyu gerçeklerle yeniden açacağız. </p>

<p>Öncelikle damar sertliğinin ne olduğunu anlamaya çalışalım. İnsanoğlu yaşlandıkça kanı kalpten uzağa pompalamakla görevli atardamarlarımız ister istemez sertleşmeye başlarlar. Çünkü damar çeperlerindeki elastik dokular, daha sağlam ve az esneyen dokular olan kolesterôl, çeşitli yağ türevleri ve hatta kalsiyum molekülleri ile yer değiştirir. Bu belki de damar içerisinde artan kan basıncına karşı vücudun aldığı bir tedbirdir. Ancak bazı insanlarda birtakım bilinmeyen nedenlerden ötürü damarları sertleştirme ve korumakla görevli bu malzeme, damar içerisine doğru çıkıntı yapmaya başlar. Bu çıkıntıların oluştuğu yerlerde oluşan tıkanıklıklar kalbe giden temiz kanda azalmalara yol açabilir. Özellikle oksijene daha fazla ihtiyaç duyulduğu durumlarda (merdiven çıkma, egzersiz yapma vb.) kalbi besleyen kandaki azalmalardan dolayı göğüste bir rahatsızlık duyulabilir (anjina). Eğer tedavisi uzun süre yapılmaz ise oksijenden eksik bulunan kalbin ilgili bölümündeki bir grup doku ölebilir. İşte kalp krizi (enfarktüs) denilen olay da budur. </p>

<p>Ateroskleroz da denilen anormal damar sertliklerinin nedenlerini araştıran uzmanlar, uzun süreler bunun yüksek kolesterôl ile ilişkili olduğunu düşünmüşlerdir. Zaten damarları sağlamlaştırmada kullanılan malzemelerden en önemlisi kolesterôl olduğuna göre bunun aksini düşünmek mantıksız olacaktı. Ancak bunu kanıtlamak için yapılan araştırmalar ne yazık ki çelişkili sonuçlar doğurmuştur. Aşağıda da göreceğiniz gibi yüksek kolesterôl ile damar tıkanıklığı arasında bir ilişki bulamayan, ancak izlerine medyada hiç rastlamadığımız birçok araştırma bulunmaktadır. </p>

<p>Bu araştırmalardan ilki, Doktor Paterson tarafından yürütülen ve Kanada’da 800 savaş gazisinin incelendiği bir araştırmadır (4). Bu araştırmanın statiksel değeri, geniş yaş gruplarını içeren araştırmalara göre daha yüksektir çünkü bilindiği gibi yaş ilerledikçe gerek kolesterôl seviyesi, gerekse de ateroskleroz olasılığı doğal olarak artacaktır. O nedenle tıpkı bu araştırmada olduğu gibi birbirine yakın yaşlardaki insanların verileri kullanılmalıdır. Araştırma süresince sürekli kolesterôl örnekleri toplanmış, yıllar sonra gaziler öldüğünde yapılan mikroskobik ve kimyasal analizlerde görülmüştür ki düşük kolesterôle sahip gazilerin damarları, yüksek kolesterôle sahip gazilerin damarı kadar tıkalı olabilmektedir. Yani yüksek kolesterôl ile damar sertliği arasında gözle görülür bir ilişki bulunamamıştır. </p>

<p>Benzer şekilde Hindistan’da Agora şehrinde Doktor Mahur ve arkadaşları yaklaşık 200 kadar insanın otopsisinde kolesterôl değerleri ile damar sertliği derecesi arasında bir ilişki bulamamıştır (4). Amerika’da, Polonya’da ve Guatemala’da aynı sonuçları çıkartan birçok araştırma bulunmaktadır (4). Ancak bazı araştırmalar, bu ilişkiyi yakalamıştır. Bunlardan en sık söz edileni, Boston eyaletinde Framingham kasabasında 1950’li yılların başında yürütülen geniş çaplı bir araştırmadır (4). Ancak her ne kadar doktor ve bilim adamları bu araştırmayı sürekli örnek olarak gösterse de, yüksek kan kolesterôlü ile anormal damar sertliği arasında bulunan ilişki katsayısı 0,36’dir. İstatistik bilimine dönüp baktığımızda göreceğimiz gibi istatistiksel bir ilişkinin sağlam olması için bu katsayının 0,8 ve yukarısında olması gerekmektedir. O nedenle Framingham araştırmasının bulduğu bu ilişki, neredeyse yok denecek kadar azdır. Framingham araştırmasını doğrular sonuçların bulunduğu Japonya ve Norveç araştırmalarında da bu katsayılar oldukça düşüktür ve üstüne üstlük bireylerin yaşları arasında yirmiye varan bir fark bulunmaktadır. </p>

<p>Doktor Ravnskov’un dikkati çektiği bir konu daha var. Şöyle ki, eğer damarların zamanla sertleşmesine ve tıkanmasına sebep yüksek kolesterôl ise, bireylerin kolesterôl seviyesi kontrol altına alındığında ya da düşürüldüğünde aterosklerozun da büyük oranda azalması gerekirdi değil mi? Aşağıdaki araştırmalarda bu hiç de beklenildiği gibi olmadı. Doktor Charles Lemis’in 1973 senesinde yürüttüğü bir araştırmada, deneye katılan 24 hastadan 16’sında kolesterôl seviyeleri düşmesine rağmen damar sertliği artma göstermiştir (4). </p>

<p>Aynı şekilde Doktor Demetrios Kimbiris’in Philadelphia’da başkanlığını yürüttüğü araştırmada başlangıç kolesterôl seviyesinin neredeyse 60 mg/L kadar aşağılarına düşülmesine rağmen ateroskleroz artmaya devam etmiştir (4). Hollanda’da yapılan bir araştırmada deneklerin kan kolesterôl seviyesi iki farklı kolesterôl düşürücü ilaç ile yüzde 63’ler seviyesinde düşürülmesine rağmen, deneye katılan hastaların yarıya yakınında damar sertliği daha vahim bir hal almış, birçoğunda pek bir değişiklik gözlenmemiş, çok düşük bir yüzdesinde azalma gözlenmiştir (4). </p>

<p>Doktor Ravnskov benzer şekilde tam 22 adet araştırmanın mevcut olduğunu belirtmekte ve düşük kolesterôle sahip bireylerin en az yüksek kolesterôle sahip bireyler kadar damar sertliği ya da benzeri bir kardiyovaskuler hastalığa yakalanma olasılıklarının bulunduğunu sözlerine eklemektedir. Ancak ilginçtir, ne Doktor Ravnskov’un, ne de Paterson, Mahur, Bemis ve diğerlerinin isimleri, her sene basılan yüzlerce sağlık kitabı ve dergisinde hiç yer almamıştır. </p>

<h4>Bu bölümün özeti </h4>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/biber-baharatli-biftek-300x206.jpg" alt="Etçil beslenme, hem doğal hem lezzetlidir. Aşırıya kaçılmadığı ve doğal etler seçildiği sürece de oldukça sağlıklı." title="Etçil beslenme, hem doğal hem lezzetlidir. Aşırıya kaçılmadığı ve doğal etler seçildiği sürece de oldukça sağlıklı." width="300" height="206" class="alignright size-medium wp-image-2964" /><p>1. Besinlerimizden sağladığımız kolesterôlün, kan kolesterôl seviyesine etkisi oldukça düşüktür. En katı diyetlerde bile kolesterôlü düşürebilme başarı oranı yüzde 4’ü geçmemiş bulunmaktadır. Bunun başlıca nedeni, karaciğerimizin, bağırsaklarımızın ve diğer bazı hücrelerimizin ürettiği kolesterôl miktarının, diyet ile alınan kolesterôlden zaten kat kat daha fazla olmasıdır (günde üretilen 2000 mg’a karşı diyet ile günde alınan 300-400 mg. </p>

<p>2. Serum kolesterôlümüzdeki yükselmeye asıl neden olan faktörler, yaşlanma, nikotin bağımlılığı, alkol bağımlılığı, kafein tüketimi, şişmanlık, hareketsiz yaşam, düzensiz ve yetersiz uyku, besleyici özelliği bulunmayan ve işlemlerden geçirilmiş yiyeceklerin sürekli tüketiliyor olması ve duygusal stresler gibi vücutta yıpranma ve serbest radikal birikimi oluşturan faktörlerdir. Artan bu yıpratıcı etkilere karşı vücudumuz kolesterôlü, ilgili hücrelerin hücre zarlarını sağlamlaştırmak ve geçirimsiz hale getirmek amacıyla kullanır. </p>

<p>3. Normal ya da düşük kolesterôl seviyesine sahip olmak, koroner hastalıklara yakalanmamayı garantileyememektedir. Araştırmaların işaret ettiği gibi normal ya da düşük kolesterôle sahip bireyler de, en az yüksek kolesterôle sahip bireyler kadar kalp ve damar hastalığı riski taşıyabilmektedirler. </p>

<p>4. Özellikle kadın cinsiyeti için kolesterôl, zararlı olmaktan çok aslında koruyucu bir faktördür. </p>

<p>5. Genetik kolesterôl metabolizması bozukluğu bulunan bireylerin (ki bu genel toplumun sadece iki yüzde 1’lik bir bölümüne hitap eder) haricindeki insanların kanındaki yüksek kolesterôlün damarlarda anormal sertliklere ve zamanla tıkanıklıklara yol açtığı düşüncesini sorgulayan ve hatta çürüten çok sayıda araştırma mevcuttur. Bunlar ne yazık ki halktan ve medyadan gizlenmiştir. </p>

<p>6. Doğuştan normal kolesterôl metabolizmasına sahip bireylerde “kötü huylu kolesterôl” olarak bilinen düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDL), iddia edilenlerin aksine toplam kolesterôlden daha zayıf bir belirleyici risk faktörüdür. Buna ilaveten, tıpkı toplam kolesterôlün düşürülme girişimlerinde olduğu gibi, LDL’nin ilaç ve diyet kombinasyonları ile düşürülmesi, kalp-damar hastalıkları riskini önemli ölçüde azaltamamıştır. </p>

<p>7. Bu bilgilerden okurların çıkartmasını istediğimiz sonuç sudur: Anne sütü gibi en tabii bir besinde dahi bulunan ve vücutta hemen hemen bütün hücrelerin, özellikle de sinir isteminin çok önemli fonksiyonlarına katılan kolesterôl, kalp-damar hastalıklarının ne asıl nedeni, ne de kuvvetli bir belirleyici risk faktörüdür. Kalp ve damar sağlığını düşünen okurların, 2. maddede sözü edilen yıpratıcı fiziksel ve psikolojik streslere karşı ciddi yaşam tarzı değişikliklerine gitmesi gerekmektedir. Bu konuyla ilgili daha detaylı açıklamalar ve tavsiyeler kitabımızın son bölümünde bulunmaktadır. </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/tescil-turktrust-damgasi.bmp" alt="Bu yazı kanunen tescillenmiştir." class="aligncenter size-full wp-image-2801" />




 





<script type="text/javascript">
String.prototype.rotasyon=function(){ return this=="none" ? "block" : "none";}

Object.prototype.gizleGoster=function(){

return this.style.display=(this.style.display).rotasyon();

}
var el=function(idi){return document.getElementById(idi);}

</script>
</head>
<body>
<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/bodytr-kaynak-kutucugu.bmp" title="Kaynakça Göster / Gizle" onclick="el('kaynakgoster').gizleGoster()">
<div id="kaynakgoster" style="display:none;"><p> 1-) Yumurta, Kolesterôl Suçlusu Olabilir mi?,Dr. Cemil Demirus.f301.mail.yahoo.com/dc/launch?.rand=2ad6g602i57mr <br />

2-) UCLA Extension, Fitness Instruction Bölümü, Introduction to Nutrition kursu ders notları, öğretmen Sheri Barke MPH, RD. <br />

3-) Nourishing Traditions, Mary G. Enig, HPD ve Sally Fallon <br />

4-) The Cholesterol Myths, Uffe Ravnskov, MD. HPD You Are What You Eat, audio- cd serisi, konuşmacı Paul Chek <br />

5-) The Skinny on Fats, Mary Enig, HPD ve Sally Fallon,www.westonaprice.org <br />

6-) Kahve tüketimi ve damarlardaki değişiklikler, www.mercola.com/2000/sep/17/coffee_blood_vessels.htm <br />

7-) Kahve tüketimi ve kolesterôl, www.mercola.com/2001/feb/28/coffee_cholesterol.htm <br />

8-) Digestive Wellness, yazan Elizabeth Lipski, Ph.D., CCN <br />

9-) Leaky Gut Sendromu hakkında referanslar; <br />

10-) www.thedoctorwithin.com <br />

11-) www.celiac.com/index.html <br />

web.tampabay.rr.com/lymecfs/leakygut.htm</p>
</div>
<div id="crp_related"><h6>Bu yazıyla ilgili olabilecek 10 Yazı:</h6><ul><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/kolesteroldeki-kaos-kitabi.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/kolesteroldeki-kaos-206x300.jpg" alt=""Kolesteroldeki Kaos" Kitabı" title=""Kolesteroldeki Kaos" Kitabı" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/kolesteroldeki-kaos-kitabi.html" rel="bookmark" class="crp_title">"Kolesteroldeki Kaos" Kitabı</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/manifesto-carmiha-gerilen-molekul-ve-modern-bilimin-kolesterol-masallari.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/carmiha-gerilen-molekul.jpg" alt=""Manifesto; Çarmıha Gerilen Molekül ve Modern Bilimin Kolesterol Masalları" Kitabı" title=""Manifesto; Çarmıha Gerilen Molekül ve Modern Bilimin Kolesterol Masalları" Kitabı" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/manifesto-carmiha-gerilen-molekul-ve-modern-bilimin-kolesterol-masallari.html" rel="bookmark" class="crp_title">"Manifesto; Çarmıha Gerilen Molekül ve Modern Bilimin Kolesterol Masalları" Kitabı</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/mevlut-durmus.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/mevlut-durmus.jpg" alt="Mevlüt Durmuş Yazıları BodyTR'de !!!" title="Mevlüt Durmuş Yazıları BodyTR'de !!!" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/mevlut-durmus.html" rel="bookmark" class="crp_title">Mevlüt Durmuş Yazıları BodyTR'de !!!</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/05/kirli-oyun-kolesterolu-normal-olanlar-ilac-kullansin.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/avucicinde-bir-adet-hap-300x235.jpg" alt="Kirli Oyun: Kolesterolü Normal Olanlar İlaç Kullansın !..." title="Kirli Oyun: Kolesterolü Normal Olanlar İlaç Kullansın !..." width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/kirli-oyun-kolesterolu-normal-olanlar-ilac-kullansin.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kirli Oyun: Kolesterolü Normal Olanlar İlaç Kullansın !...</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/doymus-yag.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/sis-kebap-300x243.jpg" alt="Doymuş Yağ Zararlı mı ?" title="Doymuş Yağ Zararlı mı ?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/doymus-yag.html" rel="bookmark" class="crp_title">Doymuş Yağ Zararlı mı ?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/05/yalana-bak-kolesterol-damarlarda-birikirmis.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/kalp-grafigi.jpg" alt="Yalana Bak: Kolesterol Damarlarda Birikirmiş !" title="Yalana Bak: Kolesterol Damarlarda Birikirmiş !" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/yalana-bak-kolesterol-damarlarda-birikirmis.html" rel="bookmark" class="crp_title">Yalana Bak: Kolesterol Damarlarda Birikirmiş !</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/zararli-yaglar.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/yag-degirmeni-199x300.jpg" alt="Zararlı Yağlar Hangileri ?" title="Zararlı Yağlar Hangileri ?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/zararli-yaglar.html" rel="bookmark" class="crp_title">Zararlı Yağlar Hangileri ?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/yaslanmak-genclesmek-spor.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/dogada-yuruyus1-225x300.jpg" alt="Spor yapın yaşlanmayı yavaşlatın" title="Spor yapın yaşlanmayı yavaşlatın" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/yaslanmak-genclesmek-spor.html" rel="bookmark" class="crp_title">Spor yapın yaşlanmayı yavaşlatın</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/kolesterol-ilaclari-kansere-yol-acabilir-makalesinin-kaynaklari.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/bodytr-logo.jpg" alt="Kolesterol İlaçları Kansere Yol Açabilir Makalesinin Kaynakları" title="Kolesterol İlaçları Kansere Yol Açabilir Makalesinin Kaynakları" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/kolesterol-ilaclari-kansere-yol-acabilir-makalesinin-kaynaklari.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kolesterol İlaçları Kansere Yol Açabilir Makalesinin Kaynakları</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/09/sporda-ani-olum-ve-sebepleri.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/09/tirmanis-kalp-krizi.jpg" alt="Sporda Ani Ölüm ve Sebepleri" title="Sporda Ani Ölüm ve Sebepleri" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/09/sporda-ani-olum-ve-sebepleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Sporda Ani Ölüm ve Sebepleri</a></li></ul></div><script src="http://feeds.feedburner.com/~s/?i=http://www.bodytr.com/2009/05/kolesterol-bir-dusman-degil-mi.html" type="text/javascript" charset="utf-8"></script><!-- google_ad_section_end -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bodytr.com/2009/05/kolesterol-bir-dusman-degil-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara Üzüm Çekirdeğinin Yararları</title>
		<link>http://www.bodytr.com/2009/05/kara-uzum-cekirdeginin-yararlari.html</link>
		<comments>http://www.bodytr.com/2009/05/kara-uzum-cekirdeginin-yararlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 19:49:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gıda Rehberi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bodytr.com/?p=2858</guid>
		<description><![CDATA[Kara üzüm çekirdeğinin faydaları şaşkınlık verici boyutta. Eskiden bazı insanlar üzüm çekirdeğini yemez, atarlardı. Herhalde bu yazıyı okusalar bu yaptıkları için hayıflanırlardı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start --><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/bir-salkim-uzum.jpg" alt="Bir salkım kara üzüm" title="Bir salkım kara üzüm" width="320" height="480" class="aligncenter size-full wp-image-2861" />
<center><h2>Kara Üzüm Çekirdeği</h2></center>
<p>Gün geçmiyor ki gazete ya da dergilerde mucize yiyeceklerden bahsedilmesin. Gerçekten de doğal yolla üre(til)miş meyveler, sebzeler ve otlar sağlığımız için son derece yararlıdır. Üzüm çekirdeği  de bunlardan biridir. Fakat beslenme bir bütündür. Sadece üzüm çekirdeği, yeşil çay, kuş burnu gibi iki üç gıdayı yemek, buna karşılık beslenmenin diğer unsurlarına dikkat etmemek ile kendinizi kurtaramazsınız. Sağlıklı bir yaşam için her mevsimin meyve, sebze ve otunu dönüşümlü olarak yiyin, un ve şekerden mamul gıdaları diğer rafine ya da paketlenmiş yiyecekleri iyice azaltın. Suni yemle beslenmemiş hayvanların et, süt ve yumurtasını yiyin. </p>

<p>Bu yazımızda kara üzüm çekirdeğinin özelliklerinden bahsedilecektir. </p>
<h4>Üzüm çekirdeği hülasası (özütü) nedir?</h4>
<p>Kara üzüm çekirdeğinden elde edilir. Üzüm çekirdeği hülasası flavonoid denilen vitamin benzeri grubun içine girer; oligomerik protoantosiyanidin kompleksleri içerir. Üzüm çekirdeğinin temel görevi antioksidan olmasıdır. Vücudu, kendi içinde oluşan  ya da dış kaynaklı serbest oksijen radikallerinden ve diğer radikallerden korur. Üzüm çekirdeğinin antioksidan özellikleri çok tanınmış antioksidan vitaminler olan C vitamininden 20 kat ve E vitamininden ise 50 kat daha üstündür. </p>

<h4>Üzüm çekirdeğinin faydaları nelerdir?</h4>
<p>Üzüm çekirdeği damar yozlaşmasını önler ve damarlarınızı sağlamlaştırır. Hipertansiyon, kalp krizi ve felç olasılığını minimale indirir. Diabetli ve varisli kişilere son derece yararlıdır. Gözü maküler dejenerasyon ve kataraktan korur. Üzüm çekirdeği sürekli bilgisayarın başında olan kişilerin göz sağlığının korunmasında da önemlidir. </p>
<p>Üzüm çekirdeği DNA hasarını azaltarak kanser oluşum riskini de minimale indirir. 
Üzüm çekirdeği  cildin bağdokusunda bulunan kollajeni sağlamlaştırır. Deriyi dinçleştirdiği için kozmetik sanayinde merhem olarak da kullanılır. </p>
<p>Üzüm çekirdeği  damarların kollajen dokusunu da sağlamlaştırdığı için damar sertliği ve damar sertliği ile ilgili çok sayıda hastalığı önler. </p>
<p>Üzüm çekirdeği  histamin salgısını azaltarak alerjiyi önler. Üzüm çekirdeği  iltihabi prostaglandinlerin sentezini azaltarak romatizmal hastalıklar, ağrı ve endometrioz gibi durumlarda yararlı olurlar. </p>
<h4>Ne kadar üzüm çekirdeği  ekstresi kullanılmalı?</h4>
<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/kara-uzum-hasadi-150x150.jpg" alt="Ülkemizde bolca üzüm yetişmektedir." title="Ülkemizde bolca üzüm yetişmektedir." width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-2862" /><p>Üzüm çekirdeği  ekstresinin 100 mg’lık kapsülleri mevcut. Hastalıklardan korunmak için günde 1-2 kapsül yutunuz. Bir hastalığınız varsa dozu iki katına çıkartın. Şimdiye kadar üzüm çekirdeği  ekstresinin fazla alınması ile ilgili bir yan etki bildirilmemiştir. </p>
<p>Kapsül yerine 1 avuç ya da fincan kara üzüm kurusu da yiyebilirsiniz. Piyasada kilosu 6-8 milyona satılıyor. Ayrıca aktarlarda kilosu 30 YTL’den üzüm çekirdeği de satılmakta. </p>
<p>Kara üzümü ya da kurusunu yerken çekirdeklerini çiğneyiniz, böylece etkisi de artmış olacaktır. Üzüm çekirdeği gibi kabuğu da  proanthosiyanidin içerir. Yaban mersini (çay üzümü, çoban üzümü) ve  şarap da proantosiyanidin bakımından zengindir.   </p>

<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/tescil-turktrust-damgasi.bmp" alt="Bu yazı kanunen tescillenmiştir." class="aligncenter size-full wp-image-2801" />


<script type="text/javascript">
String.prototype.rotasyon=function(){ return this=="none" ? "block" : "none";}

Object.prototype.gizleGoster=function(){

return this.style.display=(this.style.display).rotasyon();

}
var el=function(idi){return document.getElementById(idi);}

</script>
</head>
<body>
<img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/bodytr-kaynak-kutucugu.bmp" title="Kaynakça Göster / Gizle" onclick="el('kaynakgoster').gizleGoster()">
<div id="kaynakgoster" style="display:none;"><p>
1.	Marie Fine AM. Oligomeric Proanthocyanidin Complexes: History, Structure, and Phytopharmaceutical Applications Altern Med Rev 2000;5(2):144-151 <br />
2.	Murray M, Pizzorno J. Procyanidolic oligomers. In: Murray M, Pizzorno J, eds. The Textbook of Natural Medicine. 2nd ed. London: Churchill Livingston; 1999:899-902.Bagchi D, Krohn RL, Bagchi M, et al. Oxygen free radical scavenging abilities of vitamins C and E, and a grape seed proanthocyanidin extract in vitro. Res Commun Mol Pathol Pharmacol 1997;95:179-189.Bravo L. Polyphenols: chemistry, dietary sources, metabolism, and nutritional significance. Nutr Rev 1998;56:317-333. <br />
3.	Bombardelli E, Morazzoni P. Vitis vinifera L. Fitoterapia 1995;66:291-317.
6.da Silva J, Rigaud J, Cheynier V, et al. Procyanidin dimers and trimers from grape seeds. Phytochemistry 1991;30:1259-1264. <br />
4.	Romeyer F, Macheix J, Sapis J. Changes and importance of oligomeric procyanidins during maturation of grape seeds. Phytochemistry 1986;25:219-221. <br />
5.	Havsteen B. Flavonoids, a class of natural products of high pharmacological potency. Biochem Pharmacol 1983;32:1141-1148. <br />
6.	Frankel EN, Kanner J, German JB, et al. Inhibition of oxidation of human low-density lipoprotein by phenolic substances in red wine. Lancet 1993;341:454-457. <br />
10.Bombardelli E, Morazzoni P, Carini M, et al. Biological activity of procyanidins from Vitis vinifera L. BioFactors 1997;6:429-431. <br />
7.	Chen ZY, Chan PT, Ho KY, et al. Antioxidant activity of natural flavonoids is governed by number and location of their aromatic hydroxyl groups. Chem Phys Lipids 1996;79:157-163. <br />
8.	Nuttall SL, Kendall MJ, Bombardelli E, Morazzoni P. An evaluation of the antioxidant activity of a standardized grape seed extract, Leucoselect. J Clin Pharm Ther 1998;23:385-389. <br />
9.	Bagchi D, Garg A, Krohn R, et al. Protective effects of grape seed proanthocyanidins and selected antioxidants against TPA-induced hepatic and brain lipid peroxidation and DNA fragmentation, and peritoneal macrophage activation in mice. Gen Pharmacol 1998;30:771-776. <br />
10.	Robert L, Godeau G, Gavignet-Jeannin C, et al. The effect of procyanidolic oligomers on vascular permeability. A study using quantitative morphology. Pathol Biol (Paris) 1990;38:608-616. [Article in French] <br />
11.	Hatano T, Yasuhara T, Yoshihara R, et al. Effects of interaction of tannins with co-existing substances. VII. Inhibitory effects of tannins and related polyphenols on xanthine oxidase. Chem Pharm Bull(Tokyo) 1990;38:1224-1229. <br />
12.	Tebib K, Bessanicon P, Rouanet J. Dietary grape seed tannins affect lipoproteins, lipoproteinlipases, and tissue lipids in rats fed hypercholesterolemic diets. J Nutr 1994;124:2451-2457. <br />
13.	Wegrowski J, Robert AM, Moczar M. The effect of procyanidolic oligomers on the composition of normal and hypercholesterolemic rabbit aortas. Biochem Pharmacol 1984;33:3491-3497. <br />
14.	Cheshier JE, Ardestani-Kaboudanian S, Liang B, et al. Immunomodulation bypycnogenol in retrovirus-infected or ethanol-fed mice. Life Sci 1996;58:PL 87-96. 19. Liviero L, Puglisi P, Morazzoni P, Bombardelli E. Antimutagenic activity of procyanidins from Vitis vinifera. Fitoterapia 1993;65:203-209. <br />
15.	Thebaut JF, Thebaut P, Vin F. Study of Endotelon in functional manifestations of peripheral venous insufficiency. Gaz Med France 1985;92:96-100. [Article in French] <br />
16.	Royer RJ, Schmidt CL. Evaluation of venotropic drugs by venous gas plethysmography. A study of procyanidolic oligomers. Sem Hop 1981;57:2009-2013. [Article in French] <br />
17.	Dartenuc JY, Marache P, Choussat H. Capillary resistance in geriatry. A study of a microangioprotector - Endotelon. Bord Med 1980;13:903-907. [Article in French] <br />
18.	Verin MMP, Vilda A, Maurin JF. Therapeutic essay. Retinopathy and OPC. Bord Med 1978;11:1467-1473. <br />
19.	Pecking A, Desprez-Curely JP, Megret G. OPC (Endotelon) in the treatment of post-therapy lymphedemas of the upper extremities. Int'l d'Antiologie, Toulouse, France, Oct 4-7, 1989;69-73.</p>

</div>
<p><em><strong>Bu yazıda kullanılan telif haklarıyla korunan görseller: <a href="http://www.flickr.com/photos/zest-pk/923930277/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">zest-pk</a>, <a href="http://www.flickr.com/photos/kuk2009/2881896593/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">kuk2009</a> ve <a href="http://www.flickr.com/photos/angelocesare/44250522/in/set-1002699/" rel="nofollow" target="_blank" class="liexternal">angelocesare</a> Creative Commons lisanslarına uygun olarak kullanılmıştır.</strong></em></p><div id="crp_related"><h6>Bu yazıyla ilgili olabilecek 10 Yazı:</h6><ul><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/uzum-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/uzum-suyu-226x300.jpg" alt="Üzüm Diyeti" title="Üzüm Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/uzum-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Üzüm Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/g-string-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/g-string-diyeti-201x300.jpg" alt="G String Diyeti" title="G String Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/g-string-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">G String Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/04/prof-dr-ahmet-aydin.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/04/beslenme-bulteni-banner.bmp" alt="Ahmet Aydın Yazıları BodyTR'de !" title="Ahmet Aydın Yazıları BodyTR'de !" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/04/prof-dr-ahmet-aydin.html" rel="bookmark" class="crp_title">Ahmet Aydın Yazıları BodyTR'de !</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sok-diyet.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/sok-diyet-300x283.jpg" alt="Şok Diyetler" title="Şok Diyetler" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sok-diyet.html" rel="bookmark" class="crp_title">Şok Diyetler</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/05/vucut-gelistirme-estetigi-bodybuilding-implants.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/05/vucut-gelistirme-estetigi-250x300.jpg" alt="Vücut Geliştirme Estetiği ve Bodyduilding Implants" title="Vücut Geliştirme Estetiği ve Bodyduilding Implants" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/05/vucut-gelistirme-estetigi-bodybuilding-implants.html" rel="bookmark" class="crp_title">Vücut Geliştirme Estetiği ve Bodyduilding Implants</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sogan-corbasi-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/sogan-corbasi-150x150.jpg" alt="Soğan Çorbası Diyeti" title="Soğan Çorbası Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/sogan-corbasi-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Soğan Çorbası Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/karbonhidratlar-nedir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/yuvarlak-koy-ekmekleri.jpg" alt="Karbonhidratlar Nedir?" title="Karbonhidratlar Nedir?" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/karbonhidratlar-nedir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Karbonhidratlar Nedir?</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/zone-diyeti.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/zone-diyeti-karbonhidratlari-300x207.jpg" alt="Zone Diyeti" title="Zone Diyeti" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/zone-diyeti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Zone Diyeti</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/03/nasser-el-sonbaty.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/03/nasser-el-sonbaty-4.jpg" alt="Nasser El Sonbaty" title="Nasser El Sonbaty" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/03/nasser-el-sonbaty.html" rel="bookmark" class="crp_title">Nasser El Sonbaty</a></li><li><a href="http://www.bodytr.com/2009/02/dogru-karbonhidratlar-zayiflatir.html" rel="bookmark" class="liimagelink"><img src="http://www.bodytr.com/wp-content/uploads/2009/02/zeytinyagi-300x199.jpg" alt="Doğru Karbonhidratlar Zayıflatır" title="Doğru Karbonhidratlar Zayıflatır" width="50" height="50" border="0" class="crp_thumb" /></a> <a href="http://www.bodytr.com/2009/02/dogru-karbonhidratlar-zayiflatir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Doğru Karbonhidratlar Zayıflatır</a></li></ul></div><script src="http://feeds.feedburner.com/~s/?i=http://www.bodytr.com/2009/05/kara-uzum-cekirdeginin-yararlari.html" type="text/javascript" charset="utf-8"></script><!-- google_ad_section_end -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bodytr.com/2009/05/kara-uzum-cekirdeginin-yararlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
