Badiyle body daha mı verimli?

Bu yazımızda spor evreninin en sık tartışılan problemlerinden birini çözüme kavuşturacağız: Sporu yalnız yapmak mı daha iyi, yoksa bir partnerle birlikte mi?

Aramızda temel içgüdüleri bilinçüstünde yaşayan bazı arkadaşlar olabilir korkusuyla baştan bir uyarı yapmam lazım. Yazı boyunca partner olarak bahsedilecek kişi, kişinin kendi cinsinden bir partner olup seksüel partnerle ilgisi alakası yoktur. Bu yüzden bu tür hevesler içinde yazıya giriş yapmış bulunan arkadaşların, yazının gelişme kısmından önceki son çıkışı kaçırmayıp farklı sitelere yönelmeleri rica olunur.

Evet, dönelim konu başlığımıza…

Takip eden her okuyucunun bildiği gibi Zinde Türkiye sitesinde yayınlanan yazıların temel amacı sporun daha bilinçli yapılması ve daha fazla fayda edinilmesidir. Zaman zaman sizleri rutinden kurtarmak, okumayı daha eğlenceli hale getirmek için işe mizah da katıyoruz ama asıl amacımız spora hizmet.

Dolayısıyla yazımız eğlence unsurları içerecek fakat asıl olay partnerle çalışmanın performansınızı artırıp artırmadığı. Bu noktada bir kez daha uyarmakta da fayda görüyorum. Hala yazı üstünde seyreden hormonal dürtüleriniz varsa şimdi hem partner hem performans kelimeleri ardı ardına geçti diye de boşuna ümitlenmeyin. Söylediğim gibi konunun cinsellikle ilgisi yok.

Neyse… Şahsi tecrübelerim doğrultusunda sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim ki, partnerle çalışmak performansı ve başarıyı direkt artıran bir faktördür. İşin püf noktası, sporun ve insanın doğasında bulunan rekabet içgüdüsüdür. Partnerle spor yapmak bir nevi antrenman maçı gibidir. Resmi bir müsabakaya girmezsiniz ama daha iyi sonuç alabilmek için partnerinizle kıyasıya yarış halinde olursunuz.

Örneğin bir fitness salonuna arkadaşınızla yazılırsınız. Vücut ölçüleriniz de benzerse hemen hemen aynı başlangıç programını alırsınız. İki üç gün bu programı rutin bir şekilde sürdürürsünüz. Sonra dördüncü gün bir bakarsınız, arkadaşınız ağırlığı iki kilo artırmış… “Haydaa n’oluyo kanka, niye zam yaptın ağırlıklara” demezsiniz asla. Hemen kendiniz de bara üç kilo ekler, diğerinin farkında değilmiş ve de hiç zorlanmıyormuş gibi başlarsınız basmaya. Bunu gören arkadaşınız bir kilo daha takar, siz bir kilo daha… Böyle sürer gider bu…

Bu tür nispet aktiviteleri küçük ebatlarda kaldığı sürece çalışma açısından çok faydalıdır. Kişiyi rehavetten kurtarır, sürekli daha fazlasına koşullar. Bu yarış, abartılıp vücudu çökertecek boyutlara ulaştırılmazsa daha iyi çalışmaya ve daha iyi gelişmeye zemin hazırlar.

Partnerlerin birbirlerine yardımcı olmaları ve birbirlerini eleştirmeleri de çok yararlıdır.

Partnerinin fiziksel kapasitesini bilen bir sporcu, ağır kilolarda ona hangi ölçüde destek olacağını daha iyi bilir ve bu ölçünün üstüne çıkmayarak partnerinin kuvvet çalışmasını maksimum ölçüde yapmasına yardımcı olur.

Salon çıkışı “Kanka sen omuzları geliştirdin ama bacaklar çöp gibi kaldı” veya “Adamım sırt taş gibi oldu ama belin kalınlaştı” benzeri, bir adı motive etme diğer adı çamur atma girişimleri de fazladan hırs yapmaya sebep olarak kişiyi gaza getirir. Böylece ertesi günkü idmanın squat ve twist çalışmalarıyla dopdolu olacağı da kesinleşmiştir. Nihayetinde tüm bu atışmalar iki sporcunun da vücutlarını daha mükemmel hale getirmesine önayak olur.

Her konuda olduğu gibi burada da ölçüyü kaçırmamak ve dengeli davranmak kilit noktadır. Can ciğer arkadaşınızı iki santim kol kası için feda etmenizi istemeyiz.

Body önemlidir ama badi candır.

 

Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Yorumlar

avatar
5000