Daha İyi Bir Personal Trainer Olmanız İçin 35 Öneri

Kısa bir süre önce gelen talepler üzerine uzaktan danışmanlık hizmeti vermeye başladım (internet, telefon ve akıllı telefon yazılımları aracılığıyla). Öğrencilerimle ilk ayı doldurmak üzereyken “online personal trainer” hizmeti verecek diğer arkadaşlarıma tavsiyeler verebileceğimi düşündüm. Elbette, bu yazdıklarım sadece online değil, birebir ders veren arkadaşlarımın da, bu hizmeti alacak kişilerin de işine yarayacaktır.

Aslında yazıyı yazmaya başlarken sadece 10 öneri yazacaktım ancak yazdıkça konu konuyu açtı ve 35 maddelik bu uzun yazı ortaya çıktı. Keyfini çıkarın.

1) Yaşam koçu olmayın, psikologluğa soyunmayın

Personal trainer, özel spor hocası, kişiye özel fitness eğitmeni, kişiye özel koç, spor koçu, özel antrenör… Ne derseniz deyin, ancak kendinize meslek tanımı oldukça belirsiz olan “yaşam koçu” unvanını seçmeyin. Bir profesyonelsiniz, unvanlarınız ve hizmet verebileceğiniz alanlar belli, bunlara odaklanmak yerine tüm yaşamı kapsayan ve kişinin tüm yaşamına rehberlik edeceğiniz anlamını taşıyan “yaşam koçu” gibi bir unvanı kullanmayın. Yaşam çok kişisel bir şeydir ve başkasının yaşamını kontrol etmeye kalkmayın. Siz bir spor profesyonelisiniz ve öyle kalın.

İkinci olarak, öğrencilerinize destek olmakla psikolog konumuna geçmeyi birbirine karıştırmayın. Daha önce spor salonlarına giderek sürekli başarısız olmuş öğrencileriniz olacaktır, zaten bunun için sizi, yani özel bir eğitmeni tuttular. Onlara destek olmalı ama bahanelerine, sızlanmalarına karşı dikkatli olmalısınız. Eğer kendini size acındırmak isteyen bir öğrenciniz olursa bu amacını boşa çıkarın, siz onun spor eğitmenisiniz, onun dert ortağı ya da psikologu değil. Bunu öğrencileriniz unutabilir ama siz unutmayacaksınız. Ayrıca, kendine sürekli acıyan ve kendine sürekli acındırmak isteyen bir insana ona acıyarak yardımcı olamazsınız, ona acımayın, profesyonel hizmetinizi verin ve sonuç aldırın.

2) Müşteri değil, öğrenci alın

Size danışanları ve sizden danışmanlık hizmeti alanları müşteri olarak görmeyin. Her şeyden önce, somut bir şey alıp satmıyorsunuz. İkinci olarak, amacınız insanları “yetiştirmek” olsun, onların parasını sürekli almak değil. Yani, başlangıçta onlara “balık” veriyor olsanız da birkaç ay sonunda kendilerine yetecek kadar “balık tutmasını bilen” ve danışmanlığınız bittikten sonra kendi spor ve beslenme programlarını ortalama yapabilecek bilgiye sahip kişiler olmalarını sağlamalısınız. Bunun için eğitmenlik sürecinizin eğitim yönünü asla göz ardı etmeyin.

Bazı öğrencileriniz sizden yıllarca hizmet almaya devam edebilir, bazılarıysa isteyerek ya da istemeyerek danışmanlık hizmeti almaya son verebilir ancak sizinle birkaç ay geçiren birine bir şeyler öğretmiş olmanız önemlidir. Unutmayın, siz içinizdeki spor sevgisini yayıyorsunuz, spor bilgisini yayıyorsunuz ve bu sizin tutkunuz, tutkunuzu paylaşın, bilgilerinizi paylaşın, ateşinizi paylaşın.

Öğrencileriniz aynı zamanda sizin müşterilerinizdir, ancak onların müşteri sıfatından önce “danışan” sıfatı taşıdığını unutmayın. Onlara bir öğrenci ya da danışan olarak bakın ve bu sıfatlarını önceleyin. Bu sayede onlara bir şeyler öğretmeniz gerektiği sürekli aklınızda olacaktır.

3) Her geleni ezbere kabul etmeyin

İnternet öğrencisi alacağımı ilan ettikten sonra bana yapılan başvuruların çoğunu reddetmek durumunda kaldım. Reddetme sebeplerim çok çeşitli olabiliyor ve bu sebepleri başvuranlarla paylaşıyorum. Bana göre bir personal trainer’ın yapacağı en büyük hata her geleni sorgusuz sualsiz kabul etmektir. Böyle başlayan süreçler sorun çıkartırlar, sorun çıkartmaması bir şanstır. Ezbere kabulün yaratacağı sayısız zararın önüne geçmek için yapmanız gereken şey detaylı bir ön görüşme gerçekleştirmektir. Örneğin psikolojik rahatsızlığı olan bir başvuranımı bu alanda deneyimli olmadığım için reddettim.

4) Şartlarınızı belli olsun, herkesle de çalışmayın

Siz Mevlana değil, bir personal trainer’sınız ve “Ne olursan ol, yine gel” demek yerine bazılarına “Sen gelme,” demeniz gerektiğini unutmayın. Bu çok sevimli değil ama bazen öğrenciler size, bazen de siz öğrencilere uygun olmayacaksınız. Ben personal trainer’lık ilanımı ilk verdiğimde gelen başvuruların 4’de 1’ini kabul etmiştim. Siz de kimlerle çalışıp kimlerle çalışmayacağınızı ve bunun nedenlerini mutlaka netleştirin. Bu hususta, insanları “tipine göre” değil, sağlık durumuna göre sınıflandırın. Örneğin kalp hastalarıyla çalışma yeterliğiniz var mı, şeker hastalarında deneyimli misiniz, gibi…

5) Öğrenci kitlenizi belirleyin ve tanıyın

Farklı fitness hedefleri olan, farklı sağlık durumlarında olan, farklı yaşam düzenleri olan sayısız insan söz konusudur ve yolun başındayken isteklerine en iyi yanıt verebileceğiniz kitleye odaklanmanız daha doğru olabilir. Bu sayede daha verimli ve daha başarılı öğrencileriniz olacaktır. Zaman içerisinde kendinizi geliştirdikçe yeni gruplardan öğrenciler alarak yavaş yavaş hedef kitlenizi genişletebilirsiniz.

İsterseniz belirli spor branşlarına yoğunlaşıp onların antrenman ve diyet programlarında uzmanlaşarak bu branştaki amatör ve profesyonel sporcularla çalışabilirsiniz. Yaratıcı olun, eksikleri görün ve hakkıyla o boşlukları doldurun; böylece mutlaka o alanda isim yapabilirsiniz. Örneğin ben zaman zaman golf antrenmanlarıyla ilgili kitaplara göz atıyor, eğitim videoları izliyorum. Benimki biraz merak ama belli mi olur, belki de bir gün golfçulara antrenman programı vermeye niyetlenirim. Siz de başlarda ilgi duyduğunuz, sevdiğiniz işlerle alakalı, en önemlisi ise tanıyıp bildiğiniz gruplara odaklanın.

Hedef kitlenizi tanımanız da önemlidir. Örneğin Ümraniye civarındaki plazalara hitap etmek istiyorsanız buna göre çeşitli değişiklikler yapmanız, onlar için anlamlı avantajlar yaratmanız size gösterilen ilgiyi artıracaktır. Ayrıca, tanımadığınız gruplardan olan insanlarla iletişim kurmanız daha zor olabilir, bunu da hesaba katın. Örneğin Malatya’daki bir ev hanımına spor salonuna gitmesi için ısrar ettiğinizde gösterdiği direnci anlayamıyorsanız onun grubundaki insanlarla sağlıklı iletişim kurmanız güçleşecektir.

6) Ön görüşmenin önemi

İnternet üzerinden danışmanlık kararı aldığımda ilk öğrencilerimi seçmeye başlamadan önce yapacağım iş hakkında ön hazırlık yapıyordum. Doğrusu, ben esas sıkıntıyı antrenmanı optimize etmekte yaşayacağımı düşünüyordum çünkü önceden çalıştırdığım herkesle birebir çalıştığımdan onlara hiçbir şey sormasam bile isabetli gözlemlerle programı onlara sormam bile gerekmeden ayarlayabiliyordum. Ben bu düşünceler içinde olmama rağmen işin iletişim kısmı da benim için biraz bilinmezdi. İnternet üzerinden sanıyorum binden fazla kişiyle diyalogum olmuştur ama ilk kez bunu ücretli bir profesyonel hizmet çerçevesinde yapacaktım.

Her şeyden önce, bu bir iletişim işiydi ve konuyu, tanıdığım en iyi iletişim uzmanı Doç. Dr. Recep Tayfun’a açtım, kendisinden öneriler istedim. İyi ki de böyle yapmışım. Recep Hoca’nın tavsiyelerini derhal not ettim ve ilk tavsiyesi şu olmuştu: Ön görüşme yap ve sonuç hakkında bilgilendir. Bu basit bilgiyi okuduğunuzda ne var bunda diyebilirsiniz ama ön görüşme yapmanın öneminin hiç bu kadar fazla olacağını düşünmemiştim. Diyebilirim ki, ön görüşme yapmamışsanız özel spor hocalığı hizmetinize kötü bir temelle başlayacaksınız demektir. Bu konu tartışma bile kabul etmez. Hocama değerli desteği için çok teşekkür ediyorum ve ayrıca işine tutkuyla bağlı bir uzman olduğu için kendisini bir kere daha takdir ve saygıyla anıyorum. Recep Tayfun’un 4. baskısını yapmış olan Etkili İletişim ve Beden Dili kitabını herkese öneriyorum.

7) Hizmet ücretinizi mantıklı belirleyin

İnternet üzerinden hizmetin sizin için olduğu kadar öğrenciler için de çeşitli avantajları vardır ve bunlardan biri de kuşkusuz birebir özel derse kıyasla daha hesaplı olmasıdır. Ülkemizde aylık birebir özel eğitmenlik ücreti geniş bir yelpazede, ortalama aylık 150 ila 450 TL arasındadır (bu fiyatlar Ocak 2014’de, yazıyı yazdığım tarihteki ortalamalardır). Bana söylendiğine göre, sosyeteye hizmet veren bazı “koçlar” aylık 3000 (üç bin) TL ve üstüne de ekstra ödemeler talep ediyormuş, böyle olaylar sizin kafanızı karıştırmasın. Siz, ne sunduğunuzu bilin ve buna uygun bir değer biçin. Birebir dersler 150 ila 450 ise sizin online derslere biçeceğiniz aylık ücret de 100 ila 300 TL arasında olabilir mesela.

Ücretinizi belirlerken öncelikle verdiğiniz hizmetleri ve ayıracağınız zamanı baz almalısınız. Unutmayın, siz bir profesyonelsiniz ve zamanınız para demektir. Temel hizmetleriniz antrenman ve diyet programlarıdır. Diyet programı vermiyorsanız buna göre fiyatınızda büyük bir ucuzlatma yapmanız gerekir. Ayrıca görüşme şekli ve sıklığınız da ücrete etki eder. Takip ve ölçümlerle programı sürekli kişiye özel tutmak da ücretin artmasına sebep olacaktır. Hizmetlerinizi azalttıkça ücretinizi düşürebilirsiniz, örneğin belirli hedefler için elinizde hazır program ve beslenme programları varsa, ufak değişikliklerle sadece bunları aylık olarak kişilere gönderebilir, aylık ücretinizi 50-150 arasında tutabilirsiniz. Bu sayede daha çok sayıda öğrencinizin olması olasıdır. Yani, tercih sizin, ister programlarınıza uygun ve pek takip gerektirmeyen çok sayıda kişiye verip sürümden kazanca odaklanın, isterseniz daha detaylı çalışma isteyen öğrenciler alın.

Dikkat etmeniz gereken bir konuysa fazla hizmet veriyorsanız ve bu ek hizmetler size olması gerektiğinden daha çok zaman harcatıyorsa bunu öğrencinize yansıtmamaktır. Bu hizmetlere ne kadar vakit ayırdığınız öğrencilerinizin sorunu değildir ve fazla zaman ayırıyorsanız bunu fazladan maliyet olarak yansıtamazsınız, standart, ortalama değerleri baz almalısınız. Örneğin bir antrenman programını bir iki saat yerine beş saatte yazıyorsanız bu tamamen sizin sorununuzdur. Beslenme programlarına saatler harcıyorsanız bu da sizin sorununuzdur. Glutensiz bir diyet ya da şeker hastalarına uygun bir program hazırlamayı üstlenmişseniz buna olması gerekenden fazla zaman ayırmak gibi bir zam gerekçeniz olamaz.

8) İletişim yöntemlerinizi belirleyin

İletişim yöntemleriniz belli olsun. Örneğin benim için mesajlaşma yazılımları sorun değilken sizin için olabilir, ya da belki siz telefon görüşmelerini daha sınırlı tutuyorsunuzdur. Ancak personal trainer’lığa başlamadan önce iletişim yöntemlerinizi ve bunların ne şekilde olması gerektiğini belirleyin. Öğrencileriniz sizin iletişim şartlarınızı en baştan bilmelidir ve bu bilgilendirmeyi programa başlamadan yapmalısınız. (Recep Hocama bir kere daha teşekkürler.)

9) Sözleşme yapın

Öğrencilerinizin sözel beyanları kanuni açıdan düşünüldüğünde her zaman yeterli olmayabilir ve herhangi bir durumda yazılı bir belge imzalatmamış olmanız aleyhinize olabilir. Bunun için içeriği iyi belirlenmiş bir tıbbi sorumluluk reddi ve daha başka önemli noktalarda her iki tarafın da haklarını güvenceye alan bir sözleşme imzalatın. Bu konuda bir avukattan destek alabilir ya da yakınlarda paylaşacağım benim sözleşmemi kopyalayarak kendinize göre uyarlayabilirsiniz.

10) Sınırlı sayıda kişiyle çalışın, verimli kalın

Bazen kabul etmeniz için uygun olan öğrenci başvurusu yeterli sayıda olmaz, bazen de çok fazla başvuru olur. Peki, bu başvuruların hepsini kabul mü etmelisiniz? Kendinizi verimli tutmanız ve hizmet standartlarınızı tüm öğrencilerinize sunmanız önemlidir. Çok fazla sayıda insana özel antrenörlük yapmanız mümkün değildir. Fazla başvuru söz konusuysa ve insanları geri çevirmek istemiyorsanız onları güvendiğiniz başka bir personal trainer’a yönlendirin. Bu sayede bu meslektaşlarınızdan aynı jesti bekleyebilirsiniz.

11) Ne paragöz olun ne de hayrına çalışın

Siz bir profesyonelsiniz ve yaptığınız işi severek yapıyor olmanız, yeteneklerinizin olması, bunu bedava sunacağınız anlamına gelmemeli. Yakın arkadaşlarınızın ve akrabalarınızın bunu anlamasını sağlayın. Sizin yaptığınız iş gömlek satmaya benzemiyor, gömlek satan biri arkadaşlarına veya sevdiği insanlara bir gömlek hediye edebilir, o da bir profesyonel ve bir ücret beklemeden bunu yapıyor, demeyin sakın. Gömlekçi gömleği verdi ve iş bitti, sizde böyle olmaz. Sizin işiniz sürekli takibi gerektirir, kimseye bir program verip başınızdan atamazsınız. Bu da demek oluyor ki sizden ücretsiz danışmanlık isteyenleri reddetmeniz sizin iyiliğiniz içindir. Arkadaşınız bile olsa sizin öğrenciniz olmaya karar veren birinin programıyla aylarca boğuşacak olmak hiç de sevimli bir durum değil. Onlara bu gerçeği anlatın, size anlayış göstereceklerinden emin olun. Hatta size en iyi çözümü söyleyeyim, eğer işe yeni başlayan bir eğitmenseniz öğrenciniz olmak isteyen akraba ve arkadaşlarınızdan ilk öğrenciler olmalarını isteyin ve banka hesap numaranızı onlara verin. Sizi sevenler size destek olmalıdır, değil mi?

en-iyi-personal-trainer

Hacı Baba Tekkesi olmamaya karar verdiyseniz güzel, doğru yoldasınız. Bir de öbür bir uç noktası var: Paragöz olmak. Asla paragöz olmayın, sizden tavsiye isteyenlerden cüzdanlarını ortaya koymalarını beklemeyin. Öğrenci kabul etmekle bilgi paylaşmanın ve insanlara yardımcı olmanın farklı şeyler olduğunu anlayın. Yine de yardım ve tavsiye talepleri uzuyor ve sürekli artan sorular geliyorsa bunlara vaktinizin olmadığını bildirin.

12) Sürece başlarken hedefi birlikte belirleyin

Öğrencilerinizi kabul etmeden önce yapacağınız ön görüşmede hedeflerini mutlaka sorun ve bu hedefe ne kadar sürede ulaşmayı düşündüklerini sorun. Ayrıca size bir süre verdiklerinde neden ve nasıl bu süreyi ulaşılabilir gördüklerini sorun. (Bu tavsiyesi için değerli arkadaşım ve abim Mehmet Oğuzcan’a çok teşekkürler.)

13) Sağlık durumlarını dikkate alın, gerekirse hekimle çalışın

Her ne kadar öğrencilerinize sizi resmî olarak sorumluluktan arındıran bir belge imzalatacak olsanız da bu onların sağlığını önemsememeniz anlamına gelmez. Hatta bana kalırsa siz onların sağlığını onlardan daha çok önemsemelisiniz çünkü beslenme gibi önemli bir alanda hizmet veriyorsunuz. Beslenme programlarını kişilerin sağlık durumuna uygun ayarlayın ve hastalığı olan bir öğrenciniz varsa hekimine danışmaktan çekinmeyin. Hekiminden görüşme için bir randevu alın ve öğrencinize daha iyi hizmet vermeye başlayın.

Ciddi, hayati risk taşıyan öğrenci adaylarınız olursa onlarla uzaktan danışmanlık üzerinden çalışamayacağınızı belirtin. Bu durumdaki kişileri birebirde çalıştırmak bile sürekli bir dikkat gerektirirken uzaktan danışmanlıkla onları riske atmayın. Hafif kalp hastaları gibi kimi durumdaki insanları geri çevirmeye gerek olmadığını düşünebilirsiniz, hatta böyle insanlarla daha önce sorunsuz da çalışmış olabilirsiniz ama buna bir son verin çünkü 100 kalp hastası öğrencinizden 1 tanesi sizden kaynaklanan bir sorun yaşarsa bunun vicdani yükünü taşıyamazsınız. Şöhretinize de zarar gelebilir ve daha kötü bir senaryoda tüm iletişim dökümlerinizi soruşturma başlatan bir savcının önüne sermeniz gerekebilir.

14) Profesyonellerle çalışmanız gerekiyorsa çalışın

Ülkemizde yasal yönden şimdilik bir kısıtlama yok diye biliyorum ve bu da demektir ki öğrencilerinize –feragat belgesi imzalatmak kaydıyla– diyet önerilerinde bulunabilir, örnek beslenme programları verebilirsiniz. Ancak beslenme konusunda eğitiminiz olmayabilir, belgeniz olmayabilir ve hatta deneyiminiz bile olmayabilir. Böyle bir durumda ne yapacağınızı bilmiyorsanız beslenme eğitimlerinizi tamamlayana kadar öğrencinizi bekletemezsiniz. Onu bir diyetisyene yönlendirebilir ya da sizin öğrencilerinize program yazması için bir diyetisyenle anlaşabilirsiniz.

15) Bir estetik cerrahı olmadığınızın altını çizin

Öğrencilerinize vücut tiplerine uygun, gerçekçi değişimler olabileceğini açıklıkla anlatın. Düz formda olan bir kadına kum saati tipi kazandırmayı vaat etmeyin örneğin. Öğrenciler size pek çok konuda danışıp çözüm isteyebilirler, bu istekleri arasında hiç de gerçekçi olmayanları olacaktır. Bu istekleri doğal karşılayın, zaten çok şey bilseler size para ödemezlerdi, değil mi? Doğal karşılamakla birlikte öğrencilerinizin gerçekçi olan ve olmayan isteklerini ayırt etmesini sağlayın, ona öğretin ve bir estetik cerrah beklentisi yaratmayın. Sizden neler bekleneceği öğrenciniz kafasında da net olmalıdır.

16) Kesin konuşmayın, vaat vermeyin

Kesin konuşmayın, vaatler vermeyin. Bahsettiğimiz ve üzerinde çalışacağımız şey odun değil, bir insan ve sayısız olasılık söz konusudur, bu yüzden başarının garantisi yoktur. Neler yapabileceğinizden bahsedin ve tanrı rolüne soyunmayın. Kötü giden bir programınız olduğunda bu sözlerimin kıymetini anlarsınız. Sizin başarınız kötü giden bir programdaki aksaklığı bulmak ve onu düzelterek hedefe varmak olmalıdır.

17) Kişilerin hayatına uyarlanmış programlar verin

Unutmayın, siz kişiye özel hizmet veriyorsunuz. Herhangi bir salonda verilen rutin programları veriyorsanız insanlar size ihtiyaç duymadıklarını düşüneceklerdir. Bazen de rutin programlarla sonuç alabilecek öğrencileriniz olur, o zaman onlara rutin programlar verin ama takip konusunda gözünüzü açık tutun.

18) Düzenli ölçüm yaptırın

Öğrencilerinizin programına başlamadan onların boy ve kilo bilgilerinden fazlasına ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Yağ oranı tespiti, ekstremite ve major kasların gelişimi hakkında fikir verecek ölçüleri de onlara aldırın. Ayrıca evde bile uygulatabileceğiniz fitness testleriyle onların kuvvet ve kondisyonları hakkında fikir sahibi olun. Çoğu zaman ise esneklik testine ihtiyacınız yoktur.

Öğrencilerinize sürecin başlangıcında fotoğraf çektirmeniz önemlidir, aylık fotoğraflarla gelişimlerini gözle görebilirler ve motivasyonları canlı kalır. Bu fotoğrafları özellikle karşı cinsten öğrencilerinizden istemeyin, yanlış anlaşılabilir ve buna gerek yok. Kendileri göndermek isterse elbet kabul edin ve bu görsel belgeleri tahlil edin. Ayrıca her hafta bir sabah aç karnına tartılmalarını isteyin. Ben tüm öğrencilerim için bir TG (Tartı Günü) belirledim örneğin.

Tüm bu kayıtları iş olsun diye tutturmuyorsunuz elbette, eğer düzenli kaydetmiyorsanız bu ölçümlerin bir anlamı yoktur. Düzenli ölçüm ve kayıtları inceleyerek öğrencilerinizin gelişimlerini inceleyin ve gelecek programlarını belirleyin.

19) Öğrencilerinize sabırlı olmasını öğretin

Size oldukça fazla sayıda aceleci insan başvuracaktır. Her şeyden önce, siz bir şarlatan değil bir profesyonelsiniz ve acele hedefler için etkili gibi görünen sağlıksız programlar veremezsiniz. Eğer gerçekçi ve sağlıklı bir sürecin dışında acil istekleri olan başvurular varsa bunları kibarca reddedin ve onlara bol şans dileyin. Eğitim süreci, sizin her şeyden önce sağlıklı yürütmeniz gereken bir süreçtir ve öğrencileriniz bu ilkenin dışına çıkmaya dünden razı bile olsalar siz çıkamazsınız. Sağlığı umursamayarak size ve ilkeli yönteminize burun kıvıracak insanlarla çalışmayın.

Bunun için öğrencilerinize sabırlı olmalarını öğretmeniz, hedeflerine sağlıklı bir biçimde ulaşmalarının zaman isteyen bir süreç olduğunu anlatmanız önemlidir.

20) Spor programında dikkat edecekleriniz

Spor programlarının birbirine çok benzediğini biliyorum, bu büyük oranda doğrudur da, özellikle de başlangıç programları… Bununla birlikte esas değişiklikler ilerleyen günlerde ortaya çıkacaktır. Bazı vücut bölgelerine yoğunlaşırken bazılarını geri bırakmanız gerekebilir. Ayrıca bazı öğrencilerinizin spor geçmişlerini dinlediğinizde onların bazı sebeplerden eski klasik başlangıç programlarında zorlandığını göreceksiniz. Bu durumda olan öğrencilerinize klasik bir başlangıç programı yerine önce merkez bölge ve en büyük kasları güçlendirecek programlar verebilirsiniz veya bir kondisyon sorunu varsa bunu çözmeye odaklanabilirsiniz.

Seviyesi ilerlemiş öğrencileriniz için zaman zaman sürpriz etkinlikler planlayın. Mesela kardiyo ağırlıklı grubunuza haftanın etkinliği olarak 20 dakikalık bir interval, evde vücut ağırlığıyla çalışanlara bir burpee seansı, salonda çalışanlara ise birkaç süper set gönderebilirsiniz. Bu ek antrenmanların fazladan olduğunu ve tercihe bağlı olduğunu belirtin. Yine de hepsinin bunu severek kabul edip gerçekleştireceğini ve size haber vermek için sabırsızlanacağından emin olabilirsiniz. Spor sürecine ne kadar eğlence katabilirseniz o kadar iyi olur.

21) Zor hareketleri verdiyseniz destek alabildiklerinden emin olun

Öğrencilerinize birebirde ders verirken hareket sürecini baştan sona kontrol edebilirsiniz, internet üzerinden verdiğiniz danışmanlıkta ise bu mümkün değildir. İnternet kamerasıyla denetlemek de hem her zaman mümkün değil hem de kontrol için yeterli olmuyor. Bunun için riskli, zor ya da emin olmanız gereken hareketleri yapmasını bilmeyen deneyimsiz bir öğrenciniz varsa, onun bu konuda gittiği salondan destek alabildiğinden emin olmalısınız. Bu desteği alamıyorsa bir buluşma ayarlayıp ona öğretebilir veya bir süre bu tip hareketleri programlarına eklemeyip alternatiflerini yazmaya çalışırsınız.

22) Beslenme programında dikkat edecekleriniz

Beslenme programlarını oluştururken günlük planlarda benim dikkat ettiğim temel veriler şunlardır: Toplam kalori, karbonhidrat, protein, yağ ve diyet lifi miktarı; günlük enerjinin yüzde kaçının yağlardan (doymuş + doymamış), karbonhidratlardan ve proteinlerden geldiği. Bunun yanı sıra kompleks ve basit karbonhidratları hangi öğünlerde aldıklarına dikkat ederim.

Beslenme programlarınızın en az 3 adet olmasına özen göstererek vitamin-mineral açısından da zengin olmasını sağlayın. Öğrencileriniz hedeflerine yaklaştıkça birkaç ay ya da birkaç haftada bir gerekiyorsa programlarını değiştirin ve hedefe göre yeniden ayarlayın.

Kolesterol bir öcü değildir, ona bir miktar ihtiyacımız olduğu kesin. Özellikle ağırlık çalışmalarında kolesterolün çok düşük olmasını istemeyiz. Bununla birlikte çok yağlı diyetler yazarak aşırı kolesterole sebebiyet vermeyin, bunu göz önünde bulundurun.

Beslenme programlarınız tekdüze değilse multivitamin gibi bir takviyeye gerek yok ama tekdüzeyse bu desteği önemseyin (biliyorum, bunlara gerek yok diyenler çıkacaktır ama tekdüze bir beslenmede gereklidirler). Ayrıca balık yağı gibi takviyeler gerekiyorsa önermekten öte, programlara ekleyin.

Benim dikkat ettiğim bir diğer nokta ise, kişilere özel beslenme programları yaratmaya çalışmamdır. Örneğin kilo verecek birinin bunu sevdiği yemeklerle başarmasını sağlamayı önemsiyorum. Herkese ezbere, aynı programları vermek benim tarzım değil. Öğrencilerimden sevdikleri, erişebildikleri, yapabildikleri ve sağlayabilecekleri, akıllarına gelen tüm besinleri yazmalarını isterim. Eğer sulu yemek, dolma gibi karışık şeyler yapıyorlarsa kullandıkları malzemeleri tüm detaylarıyla bildirmelerini isterim. Ardından programlarını bu yemeklerden oluştururum ve hedef beslenme değerlerine bu şekilde erişirim. Sevdikleri besinlerle değerleri tutturmak mümkün değilse kendim ekleme ya da çıkarma yaparım. Bu yöntemim size de uyuyorsa kullanın.

Kilo verecek öğrencilerinize açlık hissiyle baş etmelerini ve buna alışmalarını söyleyin. Açlık hissettiklerinde şekersiz bitki çayları, su falan içebilirler ama emek harcayarak ve hassas değerleri tutturduğunuz programları kafalarına göre bozmalarına müsaade etmeyin. Eğer kaçamak yapıyorlarsa tüm kaçamaklarını not etmelerini ve size göndermelerini isteyin. Kaçamakları inceleyin ve bunun zararları hakkında öğrencinizi bilgilendirin. Sürekli kaçamak yapan öğrencilerinizle çalışmayı sürdürmeyin.

23) Supplement’den kazanç düşünmeyin

Takviye gıdalar (supplement’ler) her zaman herkese gerekmez. Diyeti dengelemek, kas gelişimini hızlandırmak, yağ yakımına yardımcı olmak amacıyla zaman zaman çeşitli takviyeleri öğrencilerinize önerebilirsiniz. Bazen de gerekmediğini belirttiğiniz hâlde öğrenciniz takviye kullanmak isteyebilir. Bir supplement kullandıracağınız durumlarda bunlar hakkında gerekli dürüst bilgilendirmeyi yapın ve kullanım konusunda gereken desteği verin. Supplementler’e özendirici bir tavır içinde olmayın ama zorlu bir vakayla karşılaşmışsanız programa ekleyin.

Öğrencinizin satın alacağı supplement’leri nereden alabileceğini ona önerebilirsiniz ama ısrarcı olmayın. Yine de benim gibi %100 orijinal ürün sattığından emin olduğunuz bir satış kanalınız varsa öğrencinize bunun önemini anlatın. Öğrenciniz sizin yönlendirmenizle herhangi bir ürün alıyorsa, öğrencinizin cebinden o ürün için çıkan paranın piyasa seviyesinde olduğundan emin olmalısınız. Öğrenciniz sizin aracılığınızla ürün alıyorsa piyasa ortalamasında ödeme yaptığından emin olun, daha yüksek fiyattan satmayı ve aradaki farkı cebinize atmayı aklınızdan bile geçirmeyin. Satış kanalınız size ürünlerden komisyon veriyorsa bu da iyidir ancak bu sizinle satıcı arasındaki bir anlaşmadır ve fiyat açısından asla öğrenciye yansıtılmamalıdır.

En iyisi ise bir tedarikçiyle anlaşarak öğrencilerinize satış anında (sizin kârınızdan düşmek üzere) indirim sağlamanız olur. Marketimizde kod girme sistemi devreye girer girmez ben de bu sisteme geçeceğim ve isteyen personal trainer arkadaşlara da aynı imkânı sağlayacağız.

24) Programlarınız bozuksa düzeltin

Öğrencileriniz danışmanlık sürecinin bir parçası olan programlarınıza da para ödemektedirler ve bazen verdiğiniz programlar öğrencilerinizde işe yaramayabilir. Bu sizin hatanız olabilir, öyleyse düzeltin ama genelde değildir. Bu gibi durumlarda genelde ortada hesaba katılmamış bazı gerçekler vardır ve tıbbi bir muayene sonucu ortaya çıkarılması gerekebilir. Ardından sürece devam edilebilecekse bu tıbbi duruma uygun uyarlama ve değişiklikleri yapın. Bazen de programlarınız çok basit bir ifadeyle “beğenilmez” ve “yapılmak istenmez”, bu gibi durumlarda asla aşırı veya duygusal tepki vermeyin. Tekrar edelim, insanlar programlarınıza para veriyorlar ve bu süreci olabildiğince severek, eğlenerek geçirmek istemeleri en doğal hakları. Öğrencinizden bir şikâyet gelmiyorsa programlarınıza uymalarını bekleyin, ancak bir şikâyet geliyorsa bunu dikkate alın ve programınızı değiştirin. Mesela koşmaktan nefret eden ama kardiyo egzersizi de yapması gereken bir öğrencinize koşu yerine kürek ya da yüzme verebilir ya da yatay bisikleti sevip sevmediğini sorabilirsiniz.

Ancak zaman zaman bazı öğrencilerin isteklerine sürekli uymak programları kilitleyebilir, bu gibi durumlarda katı olun ve alternatif sunmak yerine çözüm sunun. Örneğin bir öğrenciniz dambılların, metal tutacakların ellerinde nasıra sebep olduğunu ve bundan nefret edip başka bir şey yapmak istediğini söyleyebilir. Dambılla çalışmasın diye alternatif sunmaya kalkıp, süreci oldukça karmaşıklaştırabilecek direnç lastiği egzersizlerini öneriyorsanız hata yapıyorsunuz demektir. Basit olun, öğrencinize fitness eldivenlerinin varlığından ve ellerimizi nasırdan koruduğundan bahsetmeniz yeterli olacaktır. Bazı durumlarda bu da çözüm sağlamayabilir, öyleyse yapacak bir şey yok: o nasırlar oluşacak ve öğrenciniz buna alışsa iyi olur.

25) İletişimde kalın ve bunu hissettirin

Benim için öğrencilerimin acil bir durumda ya da gerek gördükleri bir anda bana ulaşabilmesi önemlidir. Belki bu size rahatsız edici hatta lüks gibi görünebilir ama bu türden bir iletişim için ücretiniz daha yüksekse bunun hakkını vermeniz gerekmektedir. Öğrenciniz kullanmayacak olsa bile bu hakka sahip olduğunu bilmeli. Kendi adıma, haftada 2 gün 1’er saat düzenli görüşme hedefim vardır ve buna ek olarak 24 saat SMS, e-posta ve akıllı telefon uygulamalarıyla erişime açığımdır (ama müsait olduğumda yanıt yazarım). Acil durumlar söz konusu ise beni arayabilirler. Örneğin öğrencilerimden biri sehpanın kenarına bacağını çok sert bir biçimde çarptığında beni aramasaydı, çevresinde ona RICE ilkesini anlatabilecek ve hasarın büyük ölçüde artmasını önleyecek birini bulamazdı.

Bir öğrencinizden ses seda çıkmıyorsa bir kontrol edin, acaba hâlâ yaşıyor mu? Her zaman onlardan adım beklemeyin ve zaman zaman programlarının nasıl gittiğini siz sorun. İlgiliyseniz, bunu hissettirin.

26) Arkadaşça olun, arkadaş değil

Başlığın biraz kibirli gibi durduğunu biliyorum ama hiç alakası yok, anlatayım: Arkadaş dediğimiz insanlar kafalarına estiği anda bizi arayıp “Yarın akşam takılalım mı?” diyebilen, canı sıkılınca bizimle biraz sohbet etmeye gelebilen, bizim için önemli anlarda yanımıza gelip bize destek olan ve beraber vakit geçirmek istediğimiz, frekansı değişse de sürekli iletişimde kaldığımız insanlardır, öyle değil mi? Şimdi düşünün, kaç öğrenciniz bu tanıma uyuyor? Bu tanıma uyan öğrencileriniz varsa kendinizi kandırmayı bırakın, onlar artık sizin arkadaşınız olmuştur.

Öğrencilerinizle uzun süre birebir ya da uzaktan iletişimle zaman geçirdiğinizde arkadaş olabilmeniz mümkündür, ama size tavsiyem profesyonel ilişkinizi arkadaşlık ilişkisine çevirmeye çalışmamanız olur. Her şeyden önce, yeterince arkadaşınız yoksa bu sizin sorununuzdur; öğrencinizin yeterince arkadaşı yoksa bu da onun sorunudur. Arkadaş arayan bir taraf varsa yanlış yere gelmiş demektir. Siz bir hastaneye gittiğinizde doktorla arkadaş olmaya çalışıyor musunuz?

Eğer birbirinizin kişiliğinden, hayata bakışından, yaşam felsefesinden, esprilerinden, yaşadığı olaylardan ve hatta gülüşünden çok hoşlanıyorsanız bunun iki anlamı vardır: İlki, şanslısınız çünkü böyle uyuştuğunuz birini bulmak zordur; ikincisi, çok konuşuyorsunuz ve merak ediyorum bunca laklakın arasında çalışmaya nasıl vakit buldunuz? Elbette robot değilsiniz, gündelik olaylardan da konuşun ama profesyonel bir hizmet verdiğinizi ve karşınızdakinin de parasını ödeyerek sizden bu hizmeti satın aldığını aklınızdan çıkarmayın.

Öte yandan, durum sadece sizinle alakalı değildir, insanların sizinle arkadaş olmak istememesi de pekala mümkündür. Onlar sizin profesyonel bilgi ve yönlendirmenize, kontrollerinize para ödüyorlar ve muhtemelen sizden almak istedikleri ilk ve en önemli şey budur. Muhabbet kuşu olmayın.

Tüm bunlar Hanzo gibi kaba veya tam tersi Kraliçe Elizabeth gibi mesafeli olmanızı gerektirmez. Daima içten ve arkadaşça olabilirsiniz ama öğrencilerinizi arkadaşınız sanma hatasına düşmeyin. Zaten eğer birisiyle arkadaş olacaksanız bu zaman içerisinde siz isteseniz de istemeseniz de kendiliğinden olur.

27) Saygısızlık eden taraf asla siz olmayın

Efendiliğinizi daima koruyun, sinirlenseniz bile. Çok çeşitli ve birbirinden farklı insanlarla çalışacaksınız ve danışmanlığa başladıktan sonra nadiren de olsa, ön görüşmelerde gerçekleşebileceğini sezemediğiniz saygısızlıklara maruz kalabilirsiniz. Bunu olağan görün ve ayniyle ya da misliyle asla karşılık vermeyin. Ben asla böyle bir olay yaşamadım ve yaşamak da istemem ama yaşarsam yol haritam bellidir.

Siz saygı çerçevesinin dışına asla çıkmayın, öğrencileriniz çıksa bile onların yaptığı hatayı siz tekrarlamayın. Öğrencinizden kaynaklanan bu şekilde bir saygı sorunu karşısında genelde en iyi çözüm programa son verdiğinizi söylemeniz olur. Eğer bir şey söylemenizi bile gerektirmeyecek, âdeta bir terbiyesizlikle karşılaşırsanız iletişimi kesin, öğrencinizin iletişim yollarını engelleyin ve sözleşmeniz çerçevesinde yapmanız gereken iadeyi de yaparak bağınızı kesin. Bu tip öğrenci hatalarını büyütmeye gerek yoktur ama öğrencinizin çok daha ileri gitmesi durumunda delillerle birlikte savcılığa şikâyette bulunun.

28) Otoritenizi kullanın ama sert olmayın

Programlarınızın, kısıtlama ve kurallarınızın bağlayıcı olması gerekir. Bu elbette sizden önce karşınızdaki kişinin size yaklaşımıyla da alakalıdır. Ne derseniz coşkuyla yapacak bir öğrenciniz de olabilir, her sözünüzü sorgulayan septik bir öğrenciniz de. Bu gibi durumlarda siz her zaman aynı şekilde ve ve sapasağlam durmalısınız. Her dediğinizi sorgulayan birine sert olmak isterseniz çatışma kaçınılmazdır; her dediğinizi sorgulamadan yapacak birine sert olmanıza ise gerek yoktur. Her dediğinizi sorgulayan birine yumuşak olmanız iletişimin kalitesini yükseltir, her dediğinizi yapacak birine karşı yumuşak olmanızsa size olan güveni sarsabilir. Bana kalırsa, inatçı ve sert olmaya gerek yoktur, eğer birisi sizi yumuşak (bu aslında sakin ve medeni demek) olduğunuz için sizi etkili bulmuyorsa kendisini daha iyi motive edecek, farklı tarzda bir eğitmenle çalışabilir. Siz tarzınızı bozmayın, öğrencilerinize sizden yana kaliteli bir iletişim süreci garanti edin ve bunu kimse için değiştirmeyin. Eğitim çavuşu değil, bir spor profesyonelisiniz. Yine de zaman zaman daha katı bir eğitimden hoşlandığını belirten ve bunu talep eden öğrencileriniz olabilir, öyleyse, bu size de uyuyorsa saygı çerçevesinin dışına çıkmadan bu konsepti deneyebilirsiniz.

Kontrolden çıkmış ve programları sallamayan bir öğrenciye gerekli uyarıyı yapmanız gerekiyorsa bunu da yapın. A Hanım / Bey, programlara artık dikkat etmiyorsunuz ve bu durum sürerse sizinle çalışmaya devam edemeyiz, deyin. Gördüğünüz gibi, bu tutumda otoritenizin kabulünü bekleyen bir hava vardır, otoritenizi Cengiz Han gibi zorla elde etmeye çalışmanıza hiç gerek yok. Fantezi amaçlı da olsa çok daha sert bir otorite kurmak istiyorsanız bu enerjinizi doğru yerlere saklayın. Anladınız siz onu.

29) Motivasyon görevinizde takıntılı olmayın

Öğrencilerinizi motive etmek ve motivasyonlarını korumak görevleriniz arasında sayılabilir. Ne var ki, çorak topraklarda bir çiçek bahçesi yaratamazsınız, tüm önderliğinize ve desteğinize rağmen motivasyon elde edemeyen bir öğrenciniz için yapabileceğiniz çok fazla şey yoktur. Motivasyon apayrı bir konu ve zaman içerisinde bilimsel araştırmalara dayanan yöntemleri sizlerle de paylaşmayı umuyorum.

30) Ücretleri daima peşin alın ama gerektiğinde anlayışlı olun

Bu işte ücretler peşin ödenir, yani siz kira alır gibi vereceğiniz hizmetin parasını önden alırsınız. Bu ücreti verdiği için o ay öğrenciniz maddi bir itici güçle de programınıza uyar. Bunun önemini yabana atmayın ve programa başlayıp ödemeyi ay sonunda yapmayı öneren bir öğrenciniz olursa bu teklifi kibarca ama kesin bir dille reddedin. Çözüm olarak, ödeme ay sonunda olacaksa gelecek ay çalışmaya başlayabileceğinizi söyleyebilirsiniz.

Elbette siz de bir insansınız ve makul gerekçelere karşı daima anlayışlı olun. Öğrencilerinizin maaş gecikmesi, o ay arabalarının beklenmedik bir masraf çıkarması gibi olağan olumsuz durumlarda o öğrencinize güveniyorsanız iki haftaya, hatta ay sonuna kadar anlayışlı olabilirsiniz. Ancak, bir önceki ayın ücreti ödenmeden sonraki aya başlamayın. İyilik düşüncesiyle yapacağınız böyle bir davranış ilişkinize zarar verir. Unutmayın, siz bir profesyonelsiniz ve değilseniz bile böyle “katı gibi görünen” bazı kurallarınız olmalı ve bunlara uymalısınız. Olağanüstü durumlardan ise aşağıda bahsedeceğim, bu gibi durumlarda ise anlayışlı olun, asla icracı bankalar gibi değil!

31) Ücret iade edilmez politikasını benimsemek zorunda değilsiniz

Olağanüstü durumlarda daima anlayışlı olun. Vefat, kaza, hastane masrafları, zorunlu tayin gibi beklenmedik durumlar kaçınılmaz olarak programların uygulanmasını etkileyebilir ve öğrenciniz maddi açıdan da sıkışık bir durumda kalabilir. Böyle durumlarda programınıza son vermeniz gerekebilir. Ayın ortasında programı durdurmanız ve ücreti günlük hesaplayarak geri kalan ücreti ödemeniz iyi bir yoldur. Hatta bu gibi durumlar için sözleşmenize bir madde eklemeniz de işe yarayabilir. Bana kalırsa bu tip durumlarda tüm ücreti iade ederek öğrencinizin iyiliğinin, sizin için paradan daha anlamlı olduğunu gösterin ve bu zor durumda ona bu şekilde destek olun.

Bazen de öğrencileriniz sizinle çalışmaktan size söylemedikleri herhangi bir sebepten vazgeçmek isteyebilir. Belki sadece sizden hoşlanmamışlardır, bunlar olağandır, bu tip konuları takıntı yapmayın. Öğrencileriniz programı erken bitirmek istediklerinde sebep sormak hakkınızdır, söylerlerse ne âlâ, sizden kaynaklanıyorsa bu eksikliğinizi gidererek sonradan sorun yaşamamak için önlem alabilirsiniz. Söylemek istemediklerini hissederseniz hiç ısrar etmeyin ve derhâl anlayış göstererek gün bazından veya sabit bir cayma bedeli üzerinden hesaplama yaparak iade yapın.

Cayma bedeli iyi bir uygulamadır çünkü emeğinizin karşılığını korumanızı sağlar. Çoğu öğrenci için danışmanlığın ilk günleri yorucudur ve yoğun bir çalışma gerektirebilir. Ancak öğrenci daha 3-4’üncü gün programa son vermek isterse cayma bedeli olarak aylık ücretin %50’sini almalısınız. Programlarını henüz göndermediyseniz de bu bedel %25 olabilir.

Bana kalırsa insanlar sizi istedikleri zaman bırakabileceklerini ve maddi olarak da bağlı kalmak zorunda olduklarını hissetmemelidir. Zorunlulukları sevmem çünkü, bu tip duyguları bu coşkulu süreçte verimli bulmam. Bırakın, herhangi bir sebepten sizden memnun olmayanlar varsa gitsinler ve siz sadece isteyenlerle çalışın. Üstelik bu sayede gittiklerinde, ileride kendilerini hazır hissettiklerinde tekrar sizinle çalışmak istemeleri de oldukça olasıdır.

32) Küçük hediyeler gönderin

Sizden hiçbir öğrenciniz hediye beklemeyebilir, yine de uzun süredir birlikte çalıştığınız öğrencileri motive tutmak, onları düşündüğünüzü göstermek için küçük hediyeler gönderin. Merak etmeyin, kimse sizden sıfır bir koşu bandı veya 3 bin liralık bir ağırlık istasyonu beklemiyor. Yaratıcı ve akıllı olun, örneğin kardiyo ağırlıklı öğrencileriniz için yeni bir koşu müzikleri CD’si, ağırlık çalışan öğrencileriniz için kaliteli bir çift eldiven hem onların motivasyonunu hem de aranızdaki bağı güçlendirecektir.

33) Zengin olmak için bu işi yapmayın

Hem fazladan gelir elde etmek, hem tanınırlığınızı artırmak, hem de deneyiminizi artırarak kendinizi geliştirmek için internet ya da birebirde personal trainer’lık yapmak –becerebiliyorsanız– akıllıca ve doğru bir adımdır. İyi bir spor hocası olursanız iyi bir gelir elde edersiniz ve refah seviyeniz yükselir; birkaç yıl içinde belki bir araba, belki daha üst model bir araba da alabilirsiniz ama zengin olma hayallerini hiç kurmayın. Gerçekçi olun. Eğer fiyatınızı yükseltmek istiyorsanız da bunun yolu onlarca, hatta yüzlerce başarılı öğrencinizin olmasından geçer. Ancak başarılı bir mesleki özgeçmişten sonra isminizi “en iyilerinden biri” hanesine yazdırabilir ve rahat edebilirsiniz. Bu noktadan sonra artık çok az sayıda insana yüksek ücretlere ders verebilir ve ortalamanın üstünde bir gelir elde edebilirsiniz.

Zaten çoğumuz için spor eğitmenliği bir zenginleşme aracı değildir, hiçbirimiz binlerce lira aylık gelir hayaliyle bu işe girmedik. Bu, bizim için bir tutku, yanılıyor muyum? İşimizi severek yapıyoruz ve bu işten para kazanmak istememiz de en doğal –ve gerekli– bir isteğimizdir. Bu tutkunuzu asla öldürmeyin, çünkü sizin gerçek zenginliğiniz bu tutkunuzdur.

34) Duygusal ilişkilerden kaçının

Profesyonel hoca-öğrenci ilişkilerinize duygusal ve daha da beteri cinsel ilişkiler karıştırmak klasik etik kurallarına uymadığı için kaçınmanızı istediğim bir şey değildir. Daha önemli olarak, bu sizin işinizi baltalar ve –çiftleşme mevsiminde olan gözü dönmüş öğrenci adayları haricindeki– insanlar, öğrencileriyle çıkan bir eğitmene güvenmezler. Sanki siz iş değil de aşk arıyor gibi görünürsünüz.

Kadın bir eğitmenseniz, birçok acar playboy’un öğrenci kisvesi altında sizi tavlamaya çalışmasına hazırlıklı ve uyanık olun, akıllı çapkınlar tavlamak için size yavşamazlar, sizi kendilerine yavşatmak isterler. Erkek eğitmenler içinse –kadınlara olduğu kadar çok olmasa da– ne istediğini bilen avcı kadınlar ve hormonları tavan yapmış ergen artığı kızlar gibi rutin tehlikeler söz konusudur. Bu gibi ilişkilere girerseniz asla gerçekten ciddi ve saygın bir noktaya gelemezsiniz. Unutmayın, bir jigolo/fahişe gibi algılanabilecek kolay biri değil, ciddi bir spor eğitmeni olarak nam salmanız gerekiyor.

Elbette öğrencinizin size asılmasından çok daha beter bir senaryo da vardır: Sizin öğrencilerinize asılmanız! Bunu sakın, ama sakın ve sakın yapmayın. Kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Öğrencinizden karşılık alıp almama olasılığınız önemli bile değildir. Karşı cinsten çok çekici insanlarla çalışmanız olasıdır, onların diğer öğrencilerinizden hiçbir farkı yoktur ve olmamalıdır.

Gerçek aşkın öğrencilerinizden biriyle olacağını düşünüyorsanız da, şıpsevdi bir dangalak değilseniz ve sürekli kolayca âşık olmuyorsanız tabii, aşk sizi ıskalamayacaktır, merak etmeyin.

35) Kendinizi sürekli geliştirin

Fitness hakkında aldığınız temel eğitimleri hatırlayın, bu iş size olması gerektiğinden daha kolay görünmüştü, değil mi? Ancak sahaya inip işin içine girdikçe ve sayısız vakayla karşılaştıkça temel bilgilerinizin yetersiz olduğunu da görmüşsünüzdür. Sorunlarla hazırlıksız yüzleşmek, çözümü bulsanız bile süreci yavaşlatacaktır. Bunun için kendinizi sürekli geliştirmeli, eski bilgilerinizi oturtmalı ve yeni bilgilerinizle sentezlemelisiniz. Daima mesleki gelişiminizi sürdürmeye devam etmeli, eğitiminizi artırmalı ve güncel gelişmeleri takip etmelisiniz.

Yabancı bir dil, İngilizce, Almanca, Fransızca veya Japonca öğrenmek bu dildeki fitness kaynaklarını okuyabilmenizi sağlar. Türkçede size yeni ve saygın sertifikalar veren eğitimlere, atölye çalışmalarına katılmanız da yararlıdır ancak her kursa da atlamayın. Her hıyarım var diyene elinizde tuzlukla koşmayın, her sakallıyı dedeniz sanmayın. Ne yazık ki bazı kurslar, dersler para tuzağıdır. Özgeçmişinizde gösterişli bir satır yaratmanızı sağlasalar da gerçek anlamda mesleki yeterliğinizi geliştirmeyen bir kursa para yatırmayın.

Okuyun. Mesleğinizle alakalı olabilecek tıp, diyetetik ve spor bilimleriyle ilgili akademik çalışmaları okuyun. Spor, fitness, beslenme ve bazı konular için de tıp kitaplarını okuyun. Her ne kadar başarısız editoryal kadroları olduğundan kendileriyle (hatta aynı sayı içinde bile) sıkça çelişseler de yerli fitness dergilerini de okuyun. Ayrıca, söylememe gerek yok biliyorum ama ülkenin lider fitness dergisi olan Zinde Türkiye okumaya her zaman devam edin. (Sizin sayenizde lider kalmaktan çok memnunuz ve bu durum bizi motive ediyor.)

Bilmiyorum deyin. Her şeyi bilmeniz mümkün değildir, bazen de bildiklerinizi o an unutmuş olabilirsiniz, bunlar olağan şeylerdir. Siz de bir insansınız ve eğitmeni, hocası olduğunuz kişiye tanrı rolü kesmenize hiç gerek yok. Daha da önemlisi, gerçekten bilmediğiniz bir konuda bunu belli etmeyeceğim diye yanlış bir tavsiye vermeniz sizin zararınıza olacaktır. Kendinizi geliştirmek için diğer meslektaşlarınızla iletişime geçmekten, onlara danışmaktan, fikir alışverişi yapmaktan gocunmayın.

Bu konular hakkında ileride tekrar yazmak istiyorum. Kitabımda da bu konuya bir bölüm ayıracağım, takipte kalmanızı öneririm.

Başarılı bir kariyer ve bol bol öğrenci diliyorum! 🙂

Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

3
Yorumlar

avatar
5000
2 Yorumlar
1 Yorum cevapları
0 Aboneler
 
En çok oy alan yorum
En aktif yorum
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Canan
Ziyaretçi
Canan

Tmm

hakan
Ziyaretçi
hakan

Hocam yazınızı okudum inanılmaz güzel ve çok faydalı tebrikler..benim ricam sözleşme örneği olacaktı.nasıl ulaşabilirim bu örneğe.tesekkurler..