Diş Çürüğü ve Genel Diş Sağlığı

Woman-smileHayatta en sinir bozucu şeylerden biri diş ağrısı. Hafta sonunu zevkli ve eğlenceli bir şeyler yapmak yerine evde korkunç bir ağrıyla geçirmek cidden berbat bir duygu. Üstelik dişçiye gitmek de birçok insan için büyük bir korku kaynağı.

Hepsinden kötüsü insanın dişleri bir kere çürüdü mü bir daha asla eski haline dönmüyor. Ya dolgu yapılıyor, ya da çekiliyor. O yüzden dişlerimize çok iyi bakmamız lazım.

Diş çürüğü bugün dünyada çok çok yaygın görülen bir sorun. Amerikan istatistiklerine göre 17 yaşına gelmiş gençlerin %78’inin en az bir çürüğü var ve %7’si en az bir dişini kaybetmiş. 35-44 yaş arası yetişkinlerin %69’u en az bir dişini kaybetmiş, %92’inin en az bir dişi çürümüş ve %28’inin tedavi edilmemiş bir çürüğü var. 65 yaş üstü insanların %26’sı tüm dişlerini kaybetmiş (edentulism).

Ama ne var ki diş çürüğü %100 engellenebilir. Diş ağrısını hafifletmeye çalışmak yerine direkt engellemek çok daha mantıklı. İsterseniz birkaç dişini kaybetmiş ve daha fazlasını kaybetmek istemeyen bir yetişkin olun; isterseniz bütün dişleri pırıl pırıl ve hiçbirini kaybetmek istemeyen bir çocuk olun, ya da böyle bir çocuğun eğitiminden sorumlu olun, aşağıda yazdığım metotları uygularsanız dişlerinizin çürümesini kesin olarak durdurabilir, en azından oldukça yavaşlatabilirsiniz. Diş sağlığının önemini es geçmeyin.

Dişin Yapısı

Diş temel olarak 4 bölümden oluşur: Diş minesi, dentin, pulpa ve sement.

Diş minesi

En dıştaki katman olan mine, vücuttaki en sert madde ve MOH skalasına göre sertlik derecesi 5 (Demir 5, cam 6, çelik 7, elmas 10). Minenin %97’si minerallerden, geriye kalanı ise su ve diğer organik maddelerden oluşur. Mineyi oluşturan ve diş minesinin sertliğini sağlayan madde bir çeşit kalsiyum fosfat olan hidroksil apatittir.

Minenin görevi dentin ve pulpayı korumak ve sertliği sayesinde yiyeceklerin çiğnenmesini sağlamaktır. Sertliği sayesinde aside dentine oranla çok daha dirençlidir. Ama ne var ki kolaylıkla kırılabilir ve dentin tarafından desteklenmek zorundadır. Çürük mineyi eritmeye başladığı sırada diş dolgusu yapılıp tedavi edilebilir ve diş çürüğü tedavisi bu aşamada çok daha masrafsız ve kolaydır.

tooth

Dentin

Minenin hemen altındaki katman olan ve dişin büyük bir bölümünü oluşturan dentinin sertliği MOH skalasına göre 4’tür. Dentinin %70’i hidroksil apatitten, %20’si organik maddelerden ve %10’u da sudan oluşur. Dentinin esnek yapısı diş minesini destekler ve böylece çiğneme sırasında oluşan yük sırasında dişin esneyip kırılmaması sağlar. Açık sarı ve beyaz arası renge sahip olan diş minesi yarı-transparan olduğu için dişin rengi sarı renkli dentinden etkilenir.

Yaş ilerleyip mine inceldikçe diş sararır. Dentinin içinde merkeze doğru indikçe sayıları ve büyüklükleri artan içi sıvı dolu milyonlarca kanal bulunur ve bu kanallar pulpaya kadar uzanır. Dentine yapılan basınç sırasında bu sıvıların pulpaya doğru yarattığı hidrostatik şok acıya sebep olur ve böylelikle dentin sıcağa, soğuğa; tatlı ve ekşiye karşı hassatır. Dentin bu kanallar sayesinde pulpadan beslenir. Dentin, mineye göre daha yumuşaktır ve asitler tarafından çok daha hızlı bir şekilde çürütülür.

Pulpa:

Pulpa dişin merkezini oluşturan, en yumuşak, sinirlerle ve kan damarlarıyla dolu kısmıdır. Pulpanın en önemli görevi dişi beslemek ve dentinin oluşmasını ve yenilenmesini sağlayan besinleri taşımaktır. Ufak kanallarla çeneye ve bu şekilde vücuttaki dolaşım ve sinir sistemine bağlı olan pulpadaki hassas sinirler sıcağa, soğuğa ve basınca karşı çok duyarlıdır. Diş çürüğü dentini geçip pulpaya ulaşınca dayanılmaz bir diş ağrısı başlar. Peki diş neden ağrır? Çünkü asitler sinirleri eritmeye başlar. Eğer enfeksiyon sonucu pulpa ölürse, dentin beslenemez, kurur ve diş de bu şekilde kırılır.

Sement:

Kökün çevresini saran kemiksi tabakadır ve diş çevresi kirişlerinin dişe bağlanmasını sağlayan bir araç görevi görür. Sementin %65’i hidroksil apatit, %23’ü organik maddelerden ve %12’si sudan oluşur.

Diş Çürüklerinin Tarihi

ancient-tooth-careDiş çürükleri insanlığın başından beri vardı, 25.000 yıllık fosillerde bile çok ender de olsa görülüyor. Ama diş çürüklerinin ilk hızlanışı bundan 10.000 yıl önce insanın tarıma başlayıp nişastalı yiyecekleri tüketmesiyle gerçekleşti. 10. yüzyılda şeker kamışından şeker elde edilmesinin batıda yaygınlaşmasıyla beraber diş çürükleri yine belli bir artış gösterdi. Ama şeker kamışından elde edilen şeker çok pahalıydı ve sadece zengin kesim onu tüketebiliyordu. O yüzden o dönemlerde diş çürükleri genel olarak sadece kraliyet ailelerinde veya çok zengin tüccarların ailelerinde görülüyordu.

Bu süreçten sonra yine sabit giden diş çürükleri 18. yüzyılda şekerin pancardan elde edilip ucuzlamasıyla yeni bir hızlanma kaydetti. Ama yine de fazla değildi. Basit bir tarım ailesinde insanlar günde 3 öğün yemek yiyor ve şekerli yiyecekleri oldukça az tüketiyordu.

Diş çürüğünü dünyanın en sık rastlanan 2. hastalığı haline 19. yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan “alkolsüz içecekler” getirdi. Bu şekerli meşrubatlar herkes tarafından, her yerde, her saatte içilebiliyordu ve içi şeker doluydu. 1960 yılına kadar hızla artan çürük oranı, o tarihte floridin kullanıma başlanması ve halkın artan beslenme ve temizlik bilinciyle beraber en azında batılı ülkelerde azalmaya başladı.

Ama ne var ki gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde hala artmakta ve azalmaya başlamasına da daha var gözüküyor.

Diş Neden Çürür?

tooth-under-attackHer canlının ağzında milyonlarca bakteri yaşar. Bu bakterilerden sadece Streptococcus mutans ve Lactobacilli diş çürüklerinden sorumludur. Normalde ağzın içindeki PH seviyesi 6,5’dur. PH seviyesi 5.5’in altına düşünce diş minesi çözülmeye başlar.

Herhangi bir asit saldırısından sonra tükürüğün ağız içindeki PH seviyesini normale getirmesi 20 dakika sürer; fakat bu süre plağın durumuna göre 2 veya daha fazla saat sürebilir.

Öncelikle diş plağından bahsetmem gerekir. Diş plağı nedir? Mucin adı verilen proteinden oluşan yapışkan, beyazımsı bir biofilmdir ve bakteriler burada yaşar. Plak bakterilerin dişleri çürütmesi için oldukça uygun bir ortam sağlar. Plağın yapışkan olmasının sebebi bakterilerin şekeri kullanarak ürettikleri dextran adı verilen bir çeşit polisakarid ve dextran bu sayede plağa daha çok şeker çekilmesini sağlıyor.

Eğer plak varsa bakterilerin ürettiği asit direk olarak dişlerle temas eder ve plak, bir önleyici görevi görüp asitlerin dişten sızıp aşağı dökülmesi engeller ve aynı zamanda tükürüğün de bu asitlere ulaşıp PH seviyesini düşürmesini, reminerilizasyon yapmasını ve sahip olduğu antibakteriyal özelliklerle bakterilerin çoğalmasına engel olmasını zorlaştırır.

Plak uzun bir süre temizlenmezse sertleşip tartara dönüşür. Plağın temizlenmesi en zor olduğu yerler dişin engebeli yüzeyleri, dolgular ve diş eti çevresidir. Plağın içindeki bu bakteriler siz şekerli bir şeyler yedikten hemen sonra şekeri metabolize ederek 500’den fazla atık madde üretir ve bu maddelerden “laktik asit” diş minesi üzerindeki PH seviyesini düşürür. Bu asidite diş minesini aşındırmaya başlar (demineralizasyon).

Asit saldırısı sona erip PH seviyesi normale döndüğü zaman bu sefer diş tükürükteki kalsiyum ve fosfat sayesinde yeniden mineralize olmaya başlar (remineralizasyon). Normalde dişlerimiz sürekli belli bir dengede remineralize ve demineralize olmaktadır. Fakat eğer bu denge demineralizasyon lehine bozulursa diş yavaş yavaş çürür, kitlesini kaybetmeye başlar ve büyüyen bir delik oluşur1. Çürük dentine ulaştığı sırada2 soğuğa, sıcağa, tatlıya ve ekşiye karşı hassasiyet başlar ve dentin mineye göre daha yumuşak olduğu için çürümenin hızı artar3. Son olarak çürük pulpaya ulaştığında4 dayanılmaz bir ağrı ortaya çıkar ve bu aşamada pulpadaki sinirleri ve damarları almak için kanal tedavisi gereklidir. Kanal tedavisinden sonra zaten diş ölür. Eğer çürük pulpaya ulaşmadan önce fark edilirse diş dolgusu sayesinde tedavi edilebilir.

Kimi insanların diş minesi diğerlerine göre daha yumuşaktır, kimi insanların ağzı daha kurudur ve bütün bunlar diş çürümesini kolaylaştırır. Özellikle, anne karnında ve çocukluk döneminde yeterli kalsiyum, fosfat ve D vitamini almayanların; ya da bu besinleri şu anda az alanların dişleri zayıf oldukları için çürümeye çok yatkın olur.

Ayrıca yaş ilerledikçe diş minesi yumuşar ve daha da kötüsü diş etleri çekilirse diş kökünün dışarıda kalan korunmasız kısımları asit saldırısı sonucu kolaylıkla çürür. 60 yaş üstü insanların büyük bir kısmının diş köklerinde çürük oluşur. Küçük yaştaki çocuklar da, aynen yaşlılar gibi zayıf diş minelerine sahiptir çünkü diş yeni yapılanmaktadır ve daha kolay çürür.

Diş Çürüğünü Nasıl Engellersiniz? 6 Yol!

Bundan 60 yıl önce Weston Price adlı bir dişçi, modern dünyada yaşayan hastalarının halini gördükten sonra, medeniyetin el değmediği yerlerde yaşayan insanları araştırmaya karar verdi. Weston’un incelediği bu insanlar asla dişlerini fırçalamıyorlardı ve gidebilecekleri bir diş doktoru yoktu. Ama ne var ki dişleri çok güzel, beyaz ve sağlıklı duruyordu ve sadece %1’inde çürük vardı.

Amerika kıtasında yaşayan Eskimolar, kızılderililer ve zenciler modern yeme alışkanlıklarına başlamadan önce dişleri sağlamdı ama beyazların yiyecek alışkanlıklarını elde eder etmez çürük oranları hızla beyazlarınkine ulaştı. Diyet diş çürüklerini engellemek için kullanabileceğiniz en önemli silah.

Eğer doğru beslenirseniz, yani demek istediğim, nasıl beslenmeniz gerektiğini iyi bilirseniz çok basit önlemlerle diş çürüklerini kesin olarak engeller, en azından kontrol altına alabilir ya da en aza indirebilirsiniz. Eğer aşağıdaki önerilere uyarsanız diş çürüklerini en az %90 azaltabilirsiniz; fakat uymazsanız ve kötü bir şekilde beslenirseniz dişlerinize ne kadar iyi bakım yaparsanız yapın mutlaka çürürler. İşte dişlerinizin çürümesine engel olacak 6 ipucu!

1) Şekerden uzak durun veya kısıtlı tüketin

Şeker bakterilerin asit üretmesini sağlayan besindir ve diş mineleriniz istediği kadar yumuşak olsun ya da isterseniz asla dişlerinizi fırçalamayın; eğer şeker yemezseniz dişleriniz çürümez. Yani şeker yoksa, diş çürümez. Sükroz (beyaz şeker), fruktoz(meyve şekeri) ve laktoz (süt şekeri) arasından dişler için en tehlikeli olanı sükroz çünkü bakteriler rafine şekeri, meyve şekerine ya da laktoza göre çok daha hızlı metabolize edip aside çevirir. Bu yüzden meyve şekeri ve süt şekeri beyaz şekere oranla daha az zararlıdır.

Kek, çikolata, bal, reçel, pekmez, bisküvi, dondurma, kuru üzüm, kuru incir, pasta ve daha birçok şey şeker (sükroz) içerir. Nişastalı yiyeceklerse (ekmek, börek, makarna, pilav vs) aslında diş çürüğüne sebep olmaz. Ama şu var ki eğer ağzın içinde fazla kalırsa ya da dişe yapışırsa tükürüğün içindeki bir enzim nişastayı çözer ve şekere dönüştürür. Öyle ki eğer ekmeği alıp ağzınızda biraz bekletirseniz şeker tadı almaya başlarsınız. İşte bu aşamada bakteriler için kullanabilecekleri bir şeker fırsatı oluşur.

Şekerli gıdaları yemek sırasında yerseniz diğer yemeklerle birleşeceği için diş minesiyle teması ve böylece etkisi azalır. Bunun yanında yemek sırasında ve yemekten sonra bol su için. Süt ve meyvede bulunan şeker (laktoz ve fruktoz) de dişleri çürütmekle beraber sofra şekeri (sükroza) göre daha az zararlıdır. Aynı şekilde, süt içtikten ya da meyve yedikten sonra da bol su için.

2) Şekerli gazozlardan kesinlikle uzak durun

20. yüzyılda artan diş çürüklerinin en büyük sorumlusu olan gazozlar çok miktarda şeker içeriyor ve gün boyunca kolaylıkla içilebiliyor. İnsanlar bu gazozları genelde yavaşça ve yudum yudum içiyor ve böylece gün boyunca asit saldırısına maruz kalmış oluyorlar. Eğer bu gazozları seviyorsanız mutlaka light olanlarını için, yani yapay tatlandırıcılı olanları. Bu söylediğim çay için de geçerli.

Yapay tatlandırıcılar (aspartam, sakarin vs) diş çürüğüne neden olmaz. Onları kullanmak sakıncasız çünkü bakteriler onları metabolize edemiyor. Kimi insanlar “colanın içine demiri koyun; 3 günde erir” dayanağını referans göstererek asitli içeceklerin dişleri çürüttüğünü iddia ediyor. Oysa şunun farkın değiller: Kimse colayı ağzında 3 gün tutmaz. Gazozların içinde bulunan asitler doğal olarak yapışkan olan şekerin aksine ağzın içinde anında çözülüp, yıkanıyor ve dişe bir zararı yok. Meyve suları da (%100 doğal değillerse) şeker içerir ve aynen gazozlar gibi dişleri çürütürler. O yüzden gazozları seviyorsanız mutlaka tatlandırıcılı olanlarını için.

3) Yapışkan gıdaları kısıtlı tüketin

Yiyecekler için bir diğer önemli nokta da yiyeceğin yapışkanlığıdır. Mesela hamur işleri, bisküviler, tatlılar, cipsler dişlere yapışır ve uzun süre boyunca bakterilere şeker imkanı sunar. Aslında dişler için en zararlısı da budur. Basit bir kesme şekeri ağzınıza atıp eritirseniz bu dişlerinize yapışmaz ve anında tütürük tarafından temizlenir. Ama dişlere yapışan ekmek kırıntısı, helva ya da bisküvi çok daha zararlıdır. Bu sebepten dişlere yapışan gıdaları olabildiğince az, tercihen yemeklerde tüketin ve yedikten sonra su için.

4) Yeme sıklığınıza dikkat edin.

Önemli olan bakterilerin gün boyunca ne kadar şekere maruz kaldığı değil, “ne sıklıkla” şekere maruz kaldıkları. Yani bir oturuşta 2 litre cola içmek, yarım litre colayı gün boyunca yudum yudum içmekten çok daha iyidir. Çünkü 1 yudum da içseniz, 2 litre de içseniz ikisi de aynı etkiyi gösterir ve bakteriler 20 dakika veya daha uzun süre boyunca aside çevirebilecekleri şekere kavuşurlar.

Normalde asit saldırısından sonra PH seviyesi yükselince reminerelizasyon başlar ve kaybolan mine dokusu yeniden yapılır. Ama siz sürekli şeker yerseniz hem remineralizasyon fırsatı olmaz, hem de sürekli asit üretileceği için dişleriniz hızla çürür. Günde 4 öğün yemek yemeniz ve arada abur cubur atıştırmamanız sadece dişleriniz için değil, aynı zamanda sağlığınıza genel olarak da faydalı olur.

Şeker içeren gıdaları ise günde 1 veya en fazla 2 kez tüketin.

5) Diş bakımınızı aksatmayın

Ağız hijyeni diş çürüklerini engellemeniz için önemli bir etken değil. Eğer şeker yemezseniz, bir kez olsun dişlerinizi fırçalamasanız bile dişleriniz çürümez… Ama dişlerinizi tehdit eden bir hastalık var: Diş Eti Hastalığı yani periodontisis.

Daha önce diş plağından bahsetmiştim. Plak bakterilerden ve onların atıklarından oluşan inanılmaz toksik bir tabakadır. Plak zamanla diş etlerini eritmeye başlar.. Böylece zamanla diş eti çekilmesi başlar. Daha sonra çene kemiğine ulaşır ve bu sefer kemiği eritmeye başlar… Diş eti eriyip yok olduğu için diş desteklenmez ve zamanla düşer.. Ve dişinizi kaybedersiniz. Eğer dişlerinizi fırçaladığınızda diş eti kanaması oluşuyorsa diş etleriniz zayıf demektir.

Diş eti hastalığı başladıktan sonra durdurulması çok zor ama başlamasına engel olmak çok kolay. Eğer dişlerinizi fırçaladığınızda diş eti kanaması oluşuyorsa diş etleriniz zayıf demektir.

Diş eti hastalığına nasıl engel olabilirsiniz? Dişlerinizi günde sadece bir kez doğru olarak fırçalayarak… Evet sadece bir kez. Daha fazla fırçalamanızı söyleyen varsa yanlış söylüyor demektir.. Bunun yanında diş macunu filan da kullanmayın. Tamamen gereksiz. Üstelik diş macunu çok sert fırçalarsanız dişleri aşındırabiliyor.

Ne yazık ki insanlar diş nasıl fırçalanır tam bilmiyor. Sadece diş fırçasını 45 derecelik bir açıyla temas ettirip diş etleri ve dişin birleştiği yeri toplam 3 dakika dişinizi fırçalayın. Günde sadece bir kez diş fırçalama yeterli.. Listerine gibi alkol içeren ve ağzı kurutan gargaralardan uzak durun! Unutmayın bu işin arkasında büyük paralar dönüyor. Beyazlatıcı diş macunları da aynı şekilde diş minesine zarar veriyor ve kesinlikle kullanılmamalı.

Diş ipi kullanımı da en az diş fırçalamak kadar önemli. Diş fırçası maalesef diş aralarındaki %35’lik kesime ulaşamıyor ve plağı temizlemekte etkili olamıyor ve bu yüzden mutlaka günde en az 1 kez diş ipi kullanmanız gerekiyor. Nasıl kullanacağınızı dişçinize mutlaka sorun. Bütün bunların yanında, alkolsüz olmasına dikkat etmeniz koşuluyla, florid içeren bir gargara kullanmanız da oldukça faydalı olabilir.

Günde bir kez dişlerinizi fırçalayarak, diş ipi kullanarak ve şeker tüketimizinizi günde 1 keze indirerek çürükleri ve diş eti hastalıklarına engel olur ve ömür boyu sağlıklı dişlere sahip olabilirsiniz.

Ek olarak şekersiz sakız çiğnemek tükürüğü arttıracağı için diş çürümesine engel olabilir ve araştırmalar bazı meyve ve sebzelerin liflerinden elde edilen ve sakızlarda kullanılan bir çeşit tatlandırıcı olan Xylitol’ün de bakterilerin asit oluşturması bloke ederek ve sayılarını azaltarak diş çürüklerini yavaşlattığını açıkça ortaya koyuyor.

Diş fırçalamak plağı yok edip bir sürü bakteriyi öldürse de yine geriye milyonlarca bakteri kalıyor. Böylece sayıları ve ürettikleri asit azalsa da eğer sürekli şekere maruz kalırlarsa yine asit üretiyorlar, ve dişlerinizi çürütüyorlar. Sıfır çürük için diyetinize dikkat etmeniz mutlaka şart.

6) Düzenli aralıklarla diş hekimine kontrole gidin

Dişlerinize ne kadar özenle baksanız dahi mutlaka 6 ayda bir doktora gidip kontrol ettirmelisiniz. Doktorunuz olası bir çürüğe rastlarsa büyümeden onu tedavi edebilir. Aynı zamanda dişlerinize profesyonel temizlik yapabilir. Eğer çocuğunuz varsa, diş çürüme riski yüksek olduğu için bir sealant yaptırabilirsiniz.

Sealant özellikle çiğneme dişlerinin yüzeyine yapıştırılan ince bir plastiktir ve mineyi asittten korur. Özellikle dişin engebeli yüzeylerinde etkilidir ve plağın ya da yiyecek artıklarının buralara girmesini engeller. Diş renginde ya da şeffaf oldukları için fark edilmezler. Çocuğunuza dişleri çıkar çıkmaz yaptırmanız baya faydalı olur ve 10 sene kullanılabilirler.

Sonuç olarak

Kısaca özetlersek diş çürüklerini engellemek için:

  • Şekerli, karbonhidratlı ve dişlere yapışan yiyecekleri olabildiğince az tüketin.
  • Şekerli meşrubatları hayatınızdan tamamen çıkarıp yerine yapay tatlandırıcılı light meşrubatları için.
  • Günde sadece 4 öğün yemek yeyin ve abur cubur yemeyin.
  • Günde 1 kez 3 dakika dişlerinizi fırçalayın
  • Diş ipi kullanın.
  • Günde 2 kez, 5 dakika boyunca Xylitol içeren bir sakız çiğneyin.
  • 6 ayda bir diş doktoruna kontrole gidin.
Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

1
Yorumlar

avatar
5000
1 Yorumlar
0 Yorum cevapları
0 Aboneler
 
En çok oy alan yorum
En aktif yorum
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Emrullah
Ziyaretçi
Emrullah

Dişlerimizi günde sadece bir kez fırcalamamız gerektiğini söylüyorsunuz. Sonra özette 2 kere fırçalayın diyorsunuz. Diş macunu kullanırken küresel sermayeye hizmet ediyorsak sakız çiğnerken de küresel sermayeye hizmet ediyoruz. Araştırmacılar sıgnal White now un da dişlere çok iyi geldiğini söylüyorlar. Kısaca makalenız tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor sanki. Ama bana faydası çok oldu teşekkür ederim.