Fitness ve futbol

Bizim gibi futbola mahalle arasında başlayanlar için iki kavram arasında bağlantı kurmak epey uzun zaman aldı. Fitness, ülkemizde ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda biz errrkek adamlar için kız sporuydu ve bu spora yönelenler muhallebi çocuğu muamelesini uzun süre üzerlerinden atamadılar.

Ne zaman biraz serpilip büyüdük, geceleri piyasaya çıktığımızda kız milletinin bu sporu yapan arkadaşların uzun kaslarına, geniş omuzlarına baktığını fark ettik, o zaman bir anda fitness’ın bizim için konumu değişti. Artık gündüz mahalle maçı yapıp akşam semtin salonunda zaman geçirmeye başlamıştık.

Kısa bir süre geçtikten sonra fitness yine bize hafif gelmeye başladı ve body building’ci oluverdik. Evet body kasları daha çabuk büyütüyordu ve kızların bize daha çabuk gelmesinin bir numaralı yoluydu. Halı saha bir yandan devasa ağırlıklar bir yandan, omurgamızı zorluyor da zorluyorduk.

Sonra epeyyy bir zaman geçti. Omurga yaşlanmaya başladı ve her birimizin disklerinden küçük küçük fıtıklar fırlamaya başladı. Artık body yaptığımız gecelerin sabahında yataktan ağrılar içinde kalkıyor, gün boyu belimizi tutarak gezebiliyorduk. Hayat, ağırlık kaldırmaktan vazgeçmemizi emrediyordu!

Fakat en ünvanlı doktor abilerin söylediğine göre ağır spor yapmayacaktık ama spor yapmaktan da vazgeçmeyecektik. Kasları sağlıklı şekilde çalıştıran spor dallarına yönelecektik.

Ve yeniden fitness’ı keşfettik. Halı sahanın göbekli abisi olarak akşam idmanlarında spor salonlarının daha çok cins-i latifin tercih ettiği kısımlarında vakit geçirmeye başladık.

İşte tam olarak bu zamanlarda bu iki sporun birbirine olan etkilerini keşfetmeye başladık.

Salondaki kasları uzatan (aslında kas fiziksel anlamda uzamıyor, esnekliği artıyor) antrenmanların, pilates derslerinin futbol sahasında bizi nasıl daha rahat hareket eder hale getirdiğini farkettik. Artık daha az krampla, daha az kasık çekmesiyle, daha az adale yırtılmasıyla karşılaşıyorduk.

futbol-ve-fitness

Sonra bizden daha profesyonel insanların farkındalığıyla karşılaştık. David Beckham‘ın 37, Ryan Giggs‘in 40 yaşına kadar futbol oynayabilmelerinin sırrının pilates ve yoga olduğunu öğrendik.

Ve sonunda aydınlandık. Ne kadar fitness yaparsak, kasları ne kadar uzatıp çalıştırabilirsek ömürlerini o kadar uzatıyorduk. Omurga kaslar uzun ve güçlüyken kendini çok daha iyi koruyabiliyordu, vücudun direnci de bir o kadar artıyordu.

Şimdi halı sahada sırtımız kaleye dönükken gelen ortaya dönerek vurursak, bacağımıza kramp girmesinden daha az korkuyoruz. Tabii ki hiçbir zaman ilkgençliğimizdeki kadar esnek olamayacağız ama fitness sayesinde artistik gollere yine imza atabiliyoruz.

O yüzden futbol için de yaşasın fitness diyoruz.

Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Yorumlar

avatar
5000