Herkesin Katıldığı 10 Beslenme Gerçeği

woman-confused-salad-and-hamburgerBeslenme alanında uzmanların anlaşamadığı ve tartıştığı pek çok nokta bulunuyor ve insanlar genellikle bir konuda anlaşmaya varamıyor. Ama bu duruma uymayan bazı istisnalar var.

İşte herkesin (yani hemen hemen herkesin) kabul ettiği 10 beslenme gerçeği:

1) Şeker felakettir

Şekerin kötü olduğunu hepimiz biliriz. Bazıları şekerin sadece boş kalori olduğunu düşünürken, bazıları da her yıl milyonlarca insanı öldüren hastalıklara neden olduğuna inanır.

Şekerin (şukroz ve yüksek fruktozlu mısır şurubu) boş kalori olduğu kesinlikle bir gerçek. İçinde hiçbir besin, vitamin, mineral vs yok ve eğer çok şeker yerseniz besinsiz kalırsınız.

Ama bu, buzdağının sadece görünen yüzü.

Artık sağlık uzmanları şekerin başka çok ciddi tehlikelerine dikkat çekiyor.

Şeker, içerdiği fruktoz yüzünden, obezitenin, kalp hastalıklarının ve Tip II diyabetin en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Peki fruktoz nasıl buna neden oluyor?

Fruktoz vücut içinde sadece karaciğer tarafından metabolize edilebiliyor ve zamanla alkole bağlı olmayan karaciğer hastalığına, insulin direncine, trigliseritlerin artmasına, şişmanlığa ve yüksek kolesterole neden oluyor.

Bütün bunların yanı sıra fruktoz, lepin adı verilen bir hormona karşı direnç oluşturuyor. Leptin arttığı zaman iştah kapanıyor ama vücut leptine direnç kazandığı için leptin işe yaramıyor ve iştah kapanmıyor.

Böylece şeker yemek vücudumuzda acımasız bir kısır döngüyü başlatıyor. Şeker yedikçe karnımız acıkıyor ve şişmanlıyor, acıktıkça da yiyorsunuz.

2) Omega 3 yağ asitleri çok önemli ve çoğu insan yeterli miktarda almıyor

Omega 3 yağ asitleri insan vücudunun doğru çalışması için aşırı derece önemli. Mesela DHA (bir omega 3 asit yağ asidi) beyindeki çoklu doymamış yağların %40’ını oluşturur.

Çok sık görülen Omega 3 eksikliği düşük zeka, depresyon, çeşitli zihinsel bozukluklar, kalp hastalığı ve pek çok ciddi hastalıkla bağlantılı.

Omega 3 yağ asitlerinin 3 temel kaynağı var: ALA (bitkisel kaynaklarda bulunur), DHA ve EPA (hayvansal kaynaklarda bulunur).

Bitkisel form olan ALA, vücutta çalışması için öncelikle DHA veya EPA’ya çevrilmelidir. Ve insan vücudunda bu dönüşümün etkisiz olduğunu gösteren deliller var. O yüzden en iyisi Omega 3’ü balık, otla beslenen hayvanların eti, Omega 3 katılmış yumurta veya balık yağı gibi hayvansal kaynaklardan almak.

3) Herkes için kusursuz tek bir diyet yok

Hepimiz farklıyız ve genlerimizdeki veya vücut tipimizdeki farklılıklar nasıl beslenmemiz gerektiğini değiştirebilir.

Bazı insanlar düşük karbonhidrat diyetiyle daha iyi olurken, bazıları yüksek karbonhidratlı vejeteryan bir diyetle daha sağlıklıdır.

Gerçek şu ki, bir insan için işe yarayan, bir diğeri için işe yaramayabilir.

Sizin için hangisinin doğru olduğunu ise deneme-yanılma yöntemiyle öğrenmelisiniz. Uzun süre bağlı kalabildiğiniz, hoşunuza giden ve kendinizi iyi hissetiğiniz bir beslenme tarzı bulana kadar birkaç farklı çeşidi denemeniz gerekir.

4) Yapay trans yağ asitleri çok sağlıksız ve mutlaka uzak durulmalı

Trans yağ asitleri aynı zamanda kısmi hidrojenize yağlar olarak da bilinir ve doymamış yağların yüksek ısıda hidrojenle birleştirilmesiyle oluşturulur. Bu işlem oldukça iğrenç ve bu yağların insanların tüketimi için uygun olduğu fikri gerçekten şaşırtıcı. Mesela margarinler yüksek oranda trans yağ asitleri içerir.

Trans yağ asitleri kötü kolesterolü arttırıp, iyi kolesterolü azaltıyor, karınsal şişmanlığa, enflamasyona ve insulin direncine neden oluyor.

Uzun vadede, trans yağ asitlerinin tüketimi obezite, diyabet, kalp hastalığı, Alzheimer, depresyon ve pek çok başka hastalık riskini arttırıyor.

Benim tavsiyem ne olursa olsun trans yağ asitlerinden uzak durun.

5) Sebze yemek sağlığınıza iyi gelir

Sebze sizin için iyidir. Çünkü sebzeler vitamin, mineral, fiber, anti-oksidan ve bilimin yeni keşfettiği sayısız besin açısından çok zengin. Gözlemsel araştırmalarda sebze yemek sağlığın iyileşmesiyle ve daha düşük hastalık riskiyle bağlantısı olduğu görülüyor.

Her gün çeşitli sebzeleri tüketmenizi tavsiye ediyorum. Sonuçta sebze sağlıklı, doyurucu ve beslenmenize çeşit katıyor..

6) D vitamini eksikliğine dikkat etmeniz önemli

D vitamini benzersiz bir vitamin. Aslında vücut içinde steroid hormon gibi davranıyor. Normalde cildimiz güneş ışınlarına maruz kalınca D vitamini üretiyor. Evrim süreci içinde milyonlarca yıl boyunca D vitamini bu şekilde aldık. Ama artık eskisi gibi çıplak dolaşmıyor ve günün büyük bölümünü dışarıda geçirmiyoruz. O yüzden D vitamini eksikliği yaşıyoruz. Üstelik güneş yılın önemli bir bölümü süresince çok güçlü değil.

Eğer D vitamini eksikliği yaşıyorsanız o zaman vücudunuzdaki çok önemli bir hormon eksik demektir ve bu da diyabet, kanser, kemik erimesi ve başka bir sürü ciddi hastalıkla bağlantılı.

D vitamini eksikliği yaşadığınızı anlamanın en iyi yolu doktora gidip kan testi yaptırmak.

Ne yazık ki gıdalardan yeterli miktarda D vitamini almak çok zor. O yüzden günde 2000 IU D vitamini supplementi veya 1 yemek kaşığı morina balığı karaciğeri yağı almak D vitamini eksikliğine engel olmanın en iyi yolu.

7) İşlenmiş (rafine) karbonhidratlar çok sağlıksız

Karbonhidrat ve yağlar hakkında çok farklı görüşler var. Kimine göre yağlar tüm kötülüklerin kökünde yatıyor; kime göre ise şişmanlığa ve diğer kronik hastalıklara asıl neden olan karbonhidratlar.

Ama herkesin katıldığı nokta, beyaz ekmek, beyaz un, beyaz pirinç gibi işlenmiş karbonhidratların işlenmemiş karbonhidratlara göre çok daha kötü olduğu…

Yüksek karbonhidrat içeren tahıl gibi gıdalarda bazı besinler var. Ama tahıl işlendiği zaman besinlerin büyük bir çoğunluğu da bu işlem sırasında yok oluyor ve geriye sadece kolaylıkla sindirilebilen glikoz kalıyor.

Rafine karbonhidratlar yemek kan şekerini aniden yükseltir ve bunu takiben yüksek oranda insulin salgılanır. Insulinin kanda yükselmesi yağ depolamayı tetikler ve insulinin sürekli yüksek seviyede kalması zamanla insulin direncine, şişmanlığa ve en sonunda şeker hastalığına neden olabilir.

Bana göre tahılları tüketmenize gerek bile yok. Onlardan alabileceğiniz tüm besinleri daha sağlıklı ve daha besleyici gıdalardan zatan alabiliyorsunuz.  Ama şu bir gerçek ki tam tahıllar ve işlenmemiş karbonhidratlar işlenmiş olanlara göre çok daha sağlıklı.

8) Supplementler hiçbir zaman gerçek yemeklerin yerini tutamaz

Nutritionism yemeklerin içerdikleri makro-besinler (protein, karbonhidrat, yağ) hariç hiçbir şey ifade etmediği düşüncesidir. Bu, beslenmeyle ilgilenen pek çok insan içine düştüğü bir tuzak ve doğru değil. Örneğin kuruyemişler sadece Omega 6 yağ asitleriyle dolu kabuk değiller ve aynı şekilde de meyve de sadece fruktoz dolu bir tatlı değil. Bunlar bir sürü eser besin içeren gerçek gıdalar. İçlerinde bilimin yeni keşfettiği veya henüz keşfedemediği ve sağlığa faydalı bir sürün besin var.

Supplement (multivitamin vs) olarak aldığımız vitamin ve mineraller, gıdaların içerdiği besinlerin sadece ufak bir bölümünü oluşturuyor. O yüzden supplementler, en azından bugün alabileceğiniz supplementler, asla gerçek gıdaların yerini tutamaz.

Beni yanlış anlamayın. Supplementler işe yaramaz demiyorum. Özellikle beslenme yoluyla alamadığınız D vitamini veya magnezyum eksikliğine engel olmada veya diğer vitamin/mineral eksikliğine engel olmada çok işe yarayabilirler. Ama hiçbir supplement kötü bir diyetin eksiklerini telafi edemez.

9) Diyetler işe yaramaz. Hayat tarzınızı değiştirmeniz gerekir

Diyet yapmak etkisizdir. Bu bir gerçek. Diyet yaparak kısa dönemde sonuca ulaşabilirsiniz ama sonrasında normal beslenme alışkanlıklarınıza dönünce verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri alırsınız. Buna yo-yo diyeti denir ve oldukça sık görülür.

Diyet yaparak bir sürü kilo veren insanların çoğu, diyeti bıraktıktan hemen sonra hepsini geri alır. O yüzden uzun vadeli sonuçlar almak için hayat tarzınızı değiştirmeniz gerekir. Bu da sağlıklı ve gerçek gıdalar yiyerek, hangi gıdaların vücudunuza nasıl etki ettiğini öğrenip, ona göre beslenerek mümkün olabilir.

10) İşlenmemiş gıdalar en sağlıklısıdır

Yemek dağıtım sistemi endüstriyelleştikçe, toplumların sağlığı da bozulmaya başladı. Çünkü gıdalar işlenirken genel olarak sağlıklı besinler kayboluyor ve aynı zamanda daha da kötüsü içlerine şeker, rafine buğday veya trans yağ asitleri gibi bağımlılık yaratıcı, kilo aldırıcı veya hastalığa neden olan zararlı maddeler ekleniyor.

Ek olarak, işlenmiş gıdalar uzun dönemli tüketiminin güvenli olduğu ispatlanmamış koruyucu, tatlandırıcı veya renklendirici gibi yapay kimyasallar içeriyor. Kısaca işlenmiş gıdalarda iyi şeyler daha az ve kötü şeyler daha fazla.

Sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi şey gerçek gıdalar yemek.. Bir gıda paket içindeyse yemeyin!

Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Yorumlar

avatar
5000