Önce Kardiyo mu Yoksa Ağırlık Çalışması mı Yapılmalı?

Önce Ağırlık mı Yoksa Kardiyo Çalışması mı Yapılmalı? – Başarısız Salonları Tanıma Rehberi

Başlıktaki “başarısız” suçlaması çok mu ağır oldu? Hayır, çünkü artık bıktım usandım… Ben size şimdi uydurduğum bir hikaye anlatayım ve neden kızdığımı anlayın: Diyelim ki karpuz almalısınız, size karpuz o kadar lazım ki anlatamam.

Sürekli ismini duyduğunuz bir karpuz için artık para vermeye hazırsınız ve gördüğünüz ilk “Büyük Karpuz ve Yaşam Merkezi” tabelasını taşıyan yere, yani bana geliyorsunuz, ben de size karpuz satıyorum diyerek sivri biber verdim.

Bana ne derdiniz? İki ihtimal vardır: Ya ne yaptığımı, işimi ve yapmam gereken şeyleri bilmeyen bir cahilimdir ya da sizi kandırmak istiyorumdur. Her ikisi de kötüdür, çünkü eğer cahilsem işimi öğrenmeden size satış yapıyorum demektir; yok eğer sizi kandırıyorsam kanunda yeri olmasa da vicdanen zaten suçluyum demektir.

Peki, şimdi bu senaryoyu bir adım daha ileriye götürelim: Siz karpuz almak istiyorsunuz ve ben size kocaman bir sivri biberi güleryüzümle, tüm sevimliliğimle dayadım.

Sebzeler hakkında o kadar bilgisizsiniz ki aldığınız sivri biberin karpuz olduğundan eminsiniz, fakat yine de tereddütleriniz var; bu karpuzun suyu yok, çekirdekleri de siyah değil beyaz! İstediğiniz sonuca yaklaşamadınız bile.

Bu işte bir terslik olmalı ama bana o kadar güveniyorsunuz ki beni suçlamak aklınızdan geçmiyor, öyleyse sorun bende olmalı diyorsunuz. Bana tekrar geliyorsunuz ve tatlı bir karpuz yeme isteğiyle benden sürekli sivri biber alıyorsunuz. Kusura bakmayın dostum, ben bir karpuzcu değilim ve siz de bir salaksınız.

Eminim anlattığım bu hayalî hikâyede kendini bulanlar olmuştur. Öyleyse gelin sizi sivri biber yemekten kurtarayım.

Kendi kendime diyorum ki, kendi sektörünü eleştirmekte aceleci olma, birkaç çürük yumurtadan bahsedip insanları uyarayım derken sektöründeki binlerce temiz insanı zan altında bırakma.

Gel gör ki ben böyle dedikçe can sıkan olaylar daha çok kulağıma geliyor, öyle uzaktan da değil, bizzat arkadaşlarım, öğrencilerim mağdur edilmiş. “Hele bir otur soluklan, yeğenim, derdin nedir hele bir de?” diyerek beni sakinleştiren aksakallılar da olmadığına göre öfke patlamamı yaşamaya devam edebilirim. Gelin, önce hangi konudan bahsettiğimi netleştireyim…

Geçen gün Yağ Yakarken Kas Yapma yazımda kokoreç yerken beni arayarak yeni spor salonundaki hocalardan bahseden arkadaşımı hatırlarsınız. O arkadaşım da bana ağırlık antrenmanlarından önce salon hocaları tarafından âdeta kardiyo yapmaya zorlandığını, hem de tek bir alette değil birden çok alette kardiyoya zorlandığını anlatmıştı.

Ondan önce de bazı okurlarım bana danışırken salonlardaki rutinlerinden bu şekilde bahsetmişti. Sabrım git gide taşıyordu (sabrım taştığında 10 kaplan gücünde yazarım demiş miydim?).

Dalga geçerek gerçekleri konuşmayan salonlar

Geçen gün ise birebir antrenmanı tutmayacaksa da çok ısrar eden olduğundan artık internet üzerinden ders verme kararı almıştım. Çalışma tarzım şu: Öğrenci adaylarıyla önce ön görüşme yapıyor, ardından bir değerlendirme yaparak sonucu onlara bildiriyor ve en çok ihtiyacı olduğunu düşündüğüm 5 tanesini seçiyorum, 5’den fazla kişiyle çalışırsam verim alamam diyorum.

İşte bu sebeple bugün ön görüşmeleri yapmaya başladım. ilk görüştüğüm adaydan, daha önce onlarca okurumdan duyduğum şeyi duydum, o da gittiği salonda önce neredeyse zorla kardiyo yaptırılıyor, ardından da ağırlık çalıştırılıyormuş.

Anlattığına göre beslenmesi de oldukça ideal olmasına rağmen elbette bu şekilde çalışan çoğu insan gibi sonuç alamamış. Kendisi benim yazılarımı okuduğu için kardiyodan önce ağırlık yapmak istemiş ve spor salonundaki eğitmenlere neden önce kardiyo sonra ağırlık yaptırdıklarını sormuş, “İnternette okuduğum bir yazıda önce ağırlık sonra kardiyo deniliyor, siz neden önce kardiyo sonra ağırlık yaptırıyorsunuz?” demiş.

Hocalar ise gülerek “Ne yani, önce ağırlık sonra mı kardiyo yaptıracakmışız, hahaha” demişler (tamam, hahaha diye gülmemiş olabilirler ama resmen dalga geçerek gülmüşler). Tamam, şimdi fazla ileri gittiler; hem yanlış yaptıracaksınız hem de sorgulayanlarla dalga geçeceksiniz ha? Hayır, işte bu çok fazla!

Şu anda süper kahraman kıyafetlerimi giydim ve yazıma öyle devam ediyorum, çünkü Gotham City’de dersini alması gereken bir grup çok bilmiş eğitmen var…

Öncelikle tüm okurlarıma diyorum ki, biz “herhangi bir site” değiliz, hiçbir zaman da olmadık. Ülkenin en çok içerik üreten, en çok okunan fitness ve sağlıklı yaşam dergisiyiz.

Bizden bahsetmeniz gerekirse “Zinde Türkiye Dergisi’nden falanca yazar,” deyin. Benden bahsetmeniz gerekirse İlşad Özkan deyin, beni okumanız suç değil ve inanıyorsanız sizleri bilimsel olarak bilgilendirdiğim için ve kerizliğe varan seviyede dürüst olduğum için inanıyorsunuz.

Önce kardiyo diye tutturan spor salonlarının gerçek niyeti ne?

Böyle ısrarları olan salonların hedefi daha çok paradan başka bir şey olabilir mi? Gerçek niyetleri sizin hedeflerinize ulaşmanız değil, siz standart bir üyesiniz, bir hiçsiniz, paranızı almaları önemli gerisi değil. Peki, bunu nasıl yapıyorlar? Gelin şimdi bir salonu düşünerek bu ısrarlarının altında yatan olası sebepleri ortaya çıkaralım.

Salonların neredeyse tamamında koşu veya başka aktiviteler için yeterli bir alan bulunmaz ve kardiyo ihtiyaçları koşu bantları, eliptik ve normal bisikletler ve kürek gibi spor makinelerinde karşılanır.

Genellikle hiçbir salonda tüm üyelere yetecek kardiyo imkânı yoktur, çünkü bir kişi bir kardiyo cihazını ortalama olarak 1 saat meşgul eder, bu da iyimser bir hesaplamayla bir kardiyo cihazının 12 saatlik bir çalışmayla en fazla 12 kişiye hizmet vermesi demektir. Ancak bu hesaplama bizi yanıltacaktır çünkü salonlarda “yoğun saatler” dediğimiz bir gerçek vardır, yani belirli zaman aralıklarında salonlar en dolu saatlerini yaşar ve gelenlerin hepsine iyi kardiyo hizmeti verilmesi mümkün olmaz.

Bu saatlerde benzer bir yoğunluk ağırlık çalışılan istasyonlar için de geçerli olur. Peki, o bazı salonlar buna nasıl bir çözüm buldu dersiniz? İlk olarak, kişilere birazdan açıklayacağım gibi hiçbir mantığı olmayan yanlış ve verimsiz bir düzen öneriyorlar. Onlara diyorlar ki, 15 dk. koşu bandında koş, 15 dk. bisiklette çalış, 15 dk. başka bir aerobik cihazında çalış ve sonra da ağırlığa geç.

Ama ben her zaman ne diyorum: Aynı antrenmanda yapıyorsanız önce ağırlık, sonra kardiyo. Şimdi size bu önerimin sebebini açıklayayım ama önce antrenman hedeflerine göre önce hangi çalışmanın yapılacağından bahsedeyim.

Antrenman hedeflerine göre kardiyovasküler aerobik antrenmanları konumlama

Kardiyo yapacaksan sevgili dostum, bunun üç ana yolu vardır:
a) Ağırlık çalışmalarından farklı günlerde yapmak (idealdir, temiz olur, tartışma yapacak bir sorun da kalmaz).
b) Bu ikisini aynı anda yapmak (aynı antrenmanda değil, aynı anda diyorum). Bunun için tasarlanmış HIIT ve Circuit tarzı antrenmanlar vardır.
c) Kardiyoyu önce ya da sonra yapmak.

Bu yazımın konusu C Grubu’ndakiler. Bu yazı sizin için gereken yanıtları taşıyor.

Büyük spor salonlarının dünya çapında desteklediği gerçek dışı görüşler

Eğer hedefiniz sağlığınızı geliştirmekse kardiyoyu önce ya da sonra yapmanız pek önemli değildir. Eğer hedefiniz dayanıklılığınızı artırmaksa ağırlık egzersizleri pek önemli değildir ve aerobik egzersizlere yoğunlaşmanız gerekir. Ancak birçok salonda yapıldığı gibi alet alet gezmek yerine her antrenmanda bir egzersize odaklanmak daha iyidir. Hedefiniz kas yapmaksa kardiyoyu önce yapmanız bu hedefe ulaşmanızı zorlaştırır. Son olarak ise pek çoğunuzun ilgisini çeken yağ yakma hedefine geçelim.

Bugün sadece ülkemizde değil dünyada genel olarak aerobiği önce yapma eğilimi vardır ve ülkemizdeki salonların büyük kısmı sistemlerini başka ülkelerden kopya ettiklerinden sorgusuz sualsiz önce aerobik yaptırırlar. Peki, bunun mantığı nedir? Sorarsanız bunun mantığı, bir antrenmanda olabildiğince çok yağ yakmaya odaklanmaktır ancak bu bakış açısı “antrenman dışı yağ yakımı” avantajını büyük oranda engeller. Bu görüşe göre eğer önce ağırlık antrenmanı yapılırsa kişiler yorulacak ve aerobik egzersizi yapacak halleri kalmayacaktır. Bu görüş yeni başlayanlar dikkate alındığında doğrudur ancak bedeli “daha az kas yapmak” olan bu tutumu sürdürmek ne kadar mantıklıdır? Doğrusu, kişilerin kas gelişimini de sağlayarak aerobik yapmaya da alıştırmak değil midir?

Elbette yağ yakmak kişilerin beslenmesiyle de çok yakından ilişkilidir ancak bu görüşe göre antrenman yapan birçok kişinin sonuç alamamasını sadece beslenmelerine bağlayabilir miyiz? Soruyorum size: Kas oranı çok az olan birinin kaslarını geliştirmezseniz onu nasıl etkili bir şekilde zayıflatacaksınız veya zayıflatırsanız bu kilosunu nasıl kolayca korutacaksınız? Bu görüş büyük spor işletmeleri tarafından desteklenen sakat ve bilimsel olarak oldukça desteksiz bir görüştür. Ağırlık antrenmanlarının verimsiz geçmesinin sonuçları ortadadır. Çünkü yağ yakmak beslenmeye çok bağlıyken aerobik antrenmanlarını öncelemenin yağ oranını düşürmekte temel belirleyici olamayacağı ortadadır. Ancak kas kazanımınız için yeterli antrenmanı yaptıktan yeterli besini alıyorsanız az ya da çok yemeniz fark yaratmayacağından, verimsiz ağırlık antrenmanları yapmanız kas geliştiremeyeceğiniz anlamına gelir. Kaslansaydınız yağ yakımınızın nasıl artacağını tekrar anlatmama gerek yok. Bu durumda kas kazanımından vazgeçmek orta kısa ve uzun vadede kişinin daha az yağ yakmasına neden olacaktır. Ayrıca önce ağırlık antrenmanları yapıp kas glikojenlerini büyük oranda tükettikten sonra aerobikle yağ yakımına geçmeniz çok daha hızlı ve kolay olacaktır.

en-iyi-fitness-sitesi

Yağ yakmak isteyenler yukarıda yazdıklarımı dikkate almalı ancak kas yapmayı daha önemseyenler için bir haberim var: Ağırlıktan sonra ciddi bir kardiyo egzersizi yapmanız kas kazanımınızı bir miktar azaltır. Bunun için yağ yakmaktan çok kas yapmanız önemliyse önce ağırlık çalışın ve ardından gidin, yiyin için ve dinlenin. Ağırlıktan sonra ille kardiyo yapacağım diyorsanız da yarım saati geçmeyin. Çünkü kardiyoyu uzattığınız her saat vücudunuz vücut yağlarıyla birlikte proteinleri de enerji için yıkacaktır. Bu sebeple birinci hedefi kas kazanmak olanlara önerim kardiyoyu ayrı günler yapmaları ya da biraz daha az kazanımı göze alarak ağırlıktan sonra abartmadan kardiyo yapmalarıdır.

Şimdi bana otorite geçinen dergileri, kitapları ve 8-10 deneğe dayanarak, bilimsel kurallar hiçe sayılarak yaptırılan sözde deneyleri getirin ve onlarla hesaplaşalım. Eleştirdiğim görüşü savunan bütün antrenör arkadaşlarımı bu yazıya yorum yapmaya davet ediyorum, mümkünse “bilimsel sandıkları” verilerle birlikte.

Sanırım C grubundakilerin tüm hedefleri için gerekli açıklamayı yaptım.

once-aerobik-mi-agirlik-mi

Biraz bilimsel açıklama: Neden önce ağırlık çalışmalıyız?

Detaya girersek anaerobik eşik, Krebs döngüsü falan derken konuyu ayrı bir yazıda ele almak gerekecektir onun için kısa geçeceğim. Temel bir noktadan bahsedeceğim, ki bu tek başına yeterli olup detaya girmemize hiç gerek olmadığını gösterecektir. Enerji yönünden, kısa ve şiddetli egzersizlerde glikoz, uzun süren egzersizlerde vücut yağı önemlidir. Ağırlık çalışmaları yönünden kişi kendini geliştirdikçe anaerobik sistemde kullanılan enzim artışı da olduğundan bu glikoz daha verimli kullanılır. Bu bile yeterli bir özet ama detaylandıralım.

Örneğin bisiklet ya da koşu egzersizine başlayacaksanız bu demektir ki vücudunuzun hareket etmek için güce ihtiyacı vardır. Hareketi sağlayacak fiziksel gücü ise kaslarınız sağlar. Bu da demek oluyor ki kaslarınız çalışmaya ve enerji harcamaya başlar. Peki, kaslarınız gereksindikleri ilk enerjiyi nereden alır? Siz aslında aerobik bir çalışma yapıyor da olsanız ilk başta vücudunuz enerji ihtiyacını anerobik şekilde elde edecektir. Bunun için adenozintrifosfat (ATP) birincil kas enerji kaynağıdır ve üç şekilde elde edilir: fosforilazasyon, oksidatif fosforilizasyon ve glikolitik fosforilizasyon. İlk ciddi ihtiyacınız besinlerden alarak kanınıza geçen karbonhidratlardan ve kaslarınızdaki glikojen depolarından karşılanır.

Antrenman söz konusu olduğunda vücudumuzun iki enerji kaynağından söz etmeliyiz (normalde ikiden fazladır ama ben konuyu dağıtmak istemiyorum). Bu iki kaynak kas glikojenleri ve vücut yağlarıdır. Kas glikojenleriniz ağırlık çalışması için önce başvurmanız gereken kaynaklarınızdır.

Çalışan kasların sadece ilk birkaç kasılmasında kullanılan enerjiyi boş verin, fizyoloji dersinde değiliz. Devam eden ATP yani enerji ihtiyacını karşılamak için vücudumuz kas glikojenlerini yıkıma uğratarak hareket için gereken enerjiyi sağlar. Bu anaerobik bir enerjidir ve vücut yağları enerji için kullanılmamaktadır. Egzersiziniz devam ediyorsa yavaş yavaş vücut yağlarınız da yakılarak enerjiye çevrilir ve egzersiziniz uzamaya devam ediyorsa yağların glikoza oranla kullanılması da iyice artar. Tebrikler yağ yakmaya başladınız ama o da ne, tam da yağ yakım moduna geçmişken hocanızın sözlerini hatırladınız, şimdi eliptik bisiklete geçeceksiniz…

Bu doğru değildir. Yeni bir egzersiz cihazına geçerek farklı kasları çalıştırmanız demek bu sefer de o yeni kasların sunduğu glikoz kaynaklarını kullanmanız demektir ve bu yüzden antrenman esnası yağ yakımınız büyük bir sekteye uğrar, enerjinin çoğu tekrar karbonhidratlardan alınır. Eğer benim bir salonum olsaydı ve böyle çalışan birini görseydim ona gider ve amacını sorardım: “Amacın ne?” Eğer benim bir çalışanım ona böyle yapmasını söylemişse gidip o çalışanımı bulur ve aynı soruyu ona sorardım: “Amacın ne?” Üzgünüm ama o çalışanla muhtemelen yollarımızı ayırırdık çünkü insanlar bana her şeyden önce “hedefleri” için para ödüyorlar ve ben o parayı hak etmeliyim. Onları bilerek hedeflerine uygun çalıştırmıyorsam ben o parayı hak etmeden yediğimi düşünürüm.

Devam edelim, aerobik egzersizinizi yaptınız, kendinizi fişek gibi hissediyorsunuz ama hiçbir halt olmadığınızı ağırlıkların altına geçtiğinizde anlıyorsunuz. Evet, hem verimli bir şekilde ağırlık çalışmayı yapamıyorsunuz hem de sakatlık riskinizi artırdınız. Neden? Her şeyi bilen hocanız size ille önce aerobik yapılacak dedi diye…

Siz, aslında ağırlık antrenmanı için ihtiyacınız olan güçlü karbonhidrat kaynaklarını aerobik egzersizlerinizde kullanırsanız bunun iki türlü zararı olur: İlki, ağırlık antrenmanlarınız daha yumuşak geçmek zorunda kalır, istediğiniz kadar sert ve etkili antrenman yapamazsınız; ikincisi ise aerobik çalışmalar esnasında elde etmek istediğiniz “anlık vücut yağı yakımı” sürecine daha geç girersiniz çünkü uzun süre zaten yağ dışı kaynakları kardiyo çalışırken kullanmış olursunuz. Yani yağ yakım durumuna geçmek için yüzlerce kaloriyi önce kaslarınızdaki şekerlerden harcadınız, yakmak istediğiniz yağlardan değil. Ayrıca ağırlık çalışmalarınızı sert yapacaksanız birincil kas enerji kaynaklarınızı aerobikte tüketmişseniz sakatlık riskiniz artar. Üstelik oldukça kısa aerobik çalıştığınızdan, yağ yakım süreciniz de iyice kısa kalıyor. Sonuçta ne doğru düzgün aerobik çalışıyorsunuz ne de doğru düzgün ağırlık.

Ağırlık antrenmanlarınızı daha hafif yapmanız yağ yakımınızı azaltır çünkü kaslarınız dinlenme esnasında enerji kaynağı olarak vücut yağlarını kullanabilirler ve ağırlık antrenmanlarınız ne kadar verimliyse (yani sertse) dinlenme anlarında o kadar daha fazla vücut yağınızı enerjiye çevirerek yakarsınız. Gördüğünüz gibi, kas geliştirenlerin ilk önce aerobik yapması birden çok şekilde hedefe ulaşılmasını zorlaştırmaktadır ve bunun alışkanlık haline getirildiğini düşünmek bile istemiyorum. Gelin görün bazı salon sahipleri ve onların “aman istasyonlarda yığılma olmasın” talimatını sizin hedeflerinizden üstün tutan bazı eğitmenler, ya bu gerçekten habersiz ya da bu gerçeği sizden gizleyerek size boşa kürek çektiriyorlar.

Bu salonlara gidenler neden havanda su dövüyorlar, salonların çıkarı ne?

Size korkunç gelebilir ama gerçek şu ki, böyle salonlara gidiyorsanız o işletme sizi pek o kadar önemsemiyor bence. Sizin hedeflerinizin pek önemi yok, siz spor yapmaya karar vermişsiniz, onlar da sanki sizi hedefinizden uzaklaştırmaya karar vermiş. Sorduğunuzda ise şiddetle onların dediği gibi çalışmanızı öneriyorlar, çünkü bu çalışma şekli onların işine geliyor. Bu şekilde çalıştığınızda her olasılık onların işine geliyor, bu olasılıklar şunlardır:

1) Sonuç alamadığınızı görüp spora gitmekten vazgeçeceksiniz. Bu salonun umurunda değildir çünkü bu tip salonlar satış politikası olarak peşin satışı benimsemişlerdir ve size en az bir 6 aylık ya da belki 36 aylık üyeliği çoktan satıp parasını ya da senedini almışlardır. İade ücreti istediğinizde veya üyeliğinizi bir başka salona devretmek istediğinizde ise bunu reddederler ve mümkün olmadığını söylerler. Bu durumdaysanız size tavsiyem en yakın avukatın kapısını çalın, çünkü kanunen spor salonları sizden satmadıkları veya gelecekte almaktan vazgeçtiğiniz biz hizmetin parasını alamazlar. Vazgeçtiğinizde paranızın bir kısmını gerekiyorsa kanuni yolla kurtarmanız mümkündür. Çoğu insan da bu yola başvurmaz ve kullanmayıp da parasını ödediği üyeliğin üstüne bir bardak soğuk su içer.

2) Çok kararlısınız, o kilolar mutlaka verilecek, o kaslar mutlaka yapılacak ve o salona gidilecek! Güzel, çünkü sizin fazla kilolarınız ya da zayıf kaslarınız salonun umurunda değil. Onların bu hatalı sistemine uyduğunuz sürece pek bir halt elde edemeyeceksiniz. Varlığınız ise onları rahatsız etmeyecek çünkü ihtiyacınız olan aletleri değil, onların istediği aletleri onların istediği kadar kullanıyorsunuz ve “sistemi” aksatmayacaksınız. Hem üstelik salonu bırakmamanız da güzel, kilo verememenizden ya da kas yapamamanızdan yakındıkça eğitmenler size yanaşacak ve falanca ek besini al, al sana karnitin, al sana protein tozu, bunlar kesin işe yarar diyecekler. Bu sayede esas sorun olan hatalı antrenmanı düzeltmek yerine bir de belki ihtiyacınız olmayan ürünlere para vereceksiniz. Açıkçası, yıllardır bu sektörün içindeki biri olarak her haltın sahtesini görüp duymuş biri olarak böyle salonlarda satılan ürünlerin orijinalliğine de hemen güvenmezdim. Neden derseniz, üç kuruşluk karnitinin bile utanmadan sahtesini yapanları, bunu satanları gördü bu gözler. Allah aşkına, nerede bu devlet? Neyse, devletimiz henüz bu konuları ihmal etse de sizin aslan gibi Zinde Türkiyeniz var 🙂

3) Genetik ve metabolik özellikleriniz o kadar iyi ki bu saçma antrenman sisteminde bile deli gibi antrenman yapıp kılı kırk yararak beslendiniz ve –aslında almanız gerekenden daha az olsa da– biraz sonuç aldınız. Harika, hadi koşarak gidin ve salonunuza, sizi boşvermiş hocalarınıza teşekkür yağdırın!

Spor salonlarında başarı oranı nasıl düştü? Sorun sizde değil, salonunuzda!

Çok eskiden de değil, mesela bir on sene önce, şu büyük spor merkezleri piyasaya girmeden önce iş genellikle mahalle salonlarında dönerdi. Elbette birçok eksiklik vardı falan ama genelde o salonlara gidenler sonuç alırdı. Bugün ise devasa spor merkezleri var, pardon, spor ve yaşam merkezi, gidin de yaşayın yani diye; sohbet, muhabbet, sosyallik 10 numara ama o basenler bir türlü erimiyor hafız, onlar n’olacak? Her neyse, şimdi böyle salonlara gidenlerin çoğu mutsuz ve çabalarından sonuç alamadığını düşünüyor. Sorunu sürekli kendilerinde arıyorlar çünkü güleryüzlü ve profesyonel personel o kadar güvenilir görünüyor ki, hayır hayır, onlar size en iyi programları veriyorlar! Adresinizi verirseniz külâhımı göndereyim de masalınızın geri kalan kısmını ona anlatın…

Spor salonlarına gidenlerin başarı oranı eskiye nazaran büyük ölçüde düşmüş durumda. Eskinin o öğrencisini benimseyen, evladı kadar düşünen, önemseyen, saygı ve sevgi besleyen hocalarını mumla arar olduk; şimdi herkesin tek derdi çarkı döndürmek, nasıl dönerse dönsün…

Eğitmenler kendini geliştirsin demeden önce…

Sizi temin ederim ki sporla ilgili bölümlerden mezun olarak antrenörlüğe ilk adımı atan hemen her arkadaşımız tertemiz niyetler ve büyük bir enerjiyle iş hayatına atılıyor.

Ancak bu sektörde iş olanağı kısıtlı, şartlar acımasız ve mantalite eğitmen ya da müşteri odaklı değil, patron odaklı. Patronların haklı yakınmalarını sonra yine dinleriz ancak milletin umutlarını hiçe sayan bir patronu dinleyecek değiliz, onun için iyi patronlarla kötülerini ayıralım.

Her neyse, bu patron odaklı sistemde salonların büyük çoğunluğu zerre kadar utanç duymadan sigortasız eğitmen dahi çalıştırmaktadır, ulan sigorta yapmıyorsun bari doğru düzgün maaş ver şu çocuklara desen, o da yok! Rabbena, hep bana! İnanın bana salonlarda sizi bilerek veya bilmeyerek yanlış yönlendiren eğitmenlerin çok büyük bir kısmı patronlarının kurbanlarıdır.

Sizi düşünseler bile, yani diyorlardır ki, ben patronun dediğini yapmasam ve bu insanları tam doğru çalıştırmaya kalksam kovulacağım ve yerime bir başkası gelerek onları yanlış yönlendirmeye devam edecek.

Öyleyse, doğruyu yapmak için işsiz ve aç kalmaya gerek yok, sistemi değiştiremem ve uyum sağlamazsam üç kuruş maaşımdan da olacağım…

Unutulmamalıdır ki onlarca insanın umutlarını bağladığı her salon onların parasını almakla belli bir yükümlülüğü de üstlenmiş olur, bu yükümlülüğün ağırlığını ve önemini üzerinde yeterince hissedemeyen salonlar için Demokles’in kılıcı olma vazifesini gururla üstlenmeye devam edeceğiz.

Bu yazımdan çıkarılmaması gereken iki anlam

Her salonu suçladığım anlamını çıkarmayın. Bu yazımı okuyup da bir hışımla soluğu salonunuzda almayın. Çünkü salonunuzun sahipleri sporun inceliklerini bilmeyen iyi niyetli yatırımcılar olabilir ve çalıştırdıkları antrenörler de yetersiz olup başka büyük salonlardaki sistemi taklit eden kişiler olabilir. Onlara yazımdan bahsedin ve bir açıklama isteyin.

Eğer yazımı okuyup hak veriyor ve sizden özür dileyerek daha verimli bir program uygulatmaya başlıyorlarsa sorun yok demektir. Yok eğer daha iyi bir fikirleri varsa dergimiz burada, görüşlerini büyük bir öğrenme merakı ve gelişim isteğiyle karşılayacağımdan emin olabilirsiniz.

Bir de salonların sizi mutlaka sonuca ulaştıracak büyülü yerler olduğu anlamını çıkarmayın. Salonlar Harikalar Diyarı, eğitmenler de büyücü değildir ancak size hedefinize uygun antrenmanlar vermekle, kanuni olmasa da ahlaken, yükümlüdürler.

Doğru antrenmanlar yapıyor olmanıza rağmen sizden ya da çevresel şartlarınızdan kaynaklanan sebeplerle sonuca ulaşamıyor olabilirsiniz. Tıbbi bir durum söz konusu olabilir veya daha detaylı bir ilgiye gereksiniminiz olabilir ancak standart üyesi olduğunuz bir salondan her üyeye gerekenden fazla bir özel ilgi vermesini beklemek doğru olmaz.

Bu çoğunlukla ticari sebeplerden mümkün değildir çünkü üye sayısı çok, eğitmen ve kaynak sayılıdır.

Sevgili okurlar, yorumlarınızı esirgemeyin ve uyanık kalın, Zinde Türkiye’den ayrılmayın.

 

Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

82
Yorumlar

avatar
5000
40 Yorumlar
42 Yorum cevapları
1 Aboneler
 
En çok oy alan yorum
En aktif yorum
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Anıl
Ziyaretçi
Anıl

Hocam merhaba yazinizi dikkatlice okudum bende oncesi hep 15 dakka bisiklet sonra 10 dkk eliptik sonra mekik falan bitiriyorum boyum 1.80 kilom 105 bende agirlik calismalimiyim yoksa kardiyo antremanimi yapmaliyim eger agirlik calisicaksamda nasil bir program onerirsiniz benim dusumcem 10 dakka kosup agirliga girip en son tekrar 10 dakka kosup sporu bitirmek mantiklimi sizce gerci biraz size oneriyomusum gibi oldu ama olsun bu fikrim benim?

Berkan
Ziyaretçi
Berkan

Hocam ilk olarak ağzınıza sağlık
Hocam benim bir sorum olucaktı ben 107 kilodan suan 88 e düştüm fakat hocam ve arkadaşlarım diyorki kardiyo ile ağırlığı bir arada götür ben 4 gün kardiyo yapsam 2 günde ağırlık antremanlarını yapsam sizce olur mu yada neyapayım herkes fitness hocası olmuş piyasada neyapıcağımı bilemiyorum bi yardım eli uzatın lütfen.
Boy 177 Kilo 88

Aykut
Ziyaretçi
Aykut

187 boyundayin 98 kilo yum spor salona gidiyorum surekli kardiyo yapiyorum ben kardiyo ile agirlikta calismak istiyorum hoca izin vermiyor yag yapar diyor iyice sizce ne yapmaliyim

Burkay
Ziyaretçi
Burkay

Hocam ben yaklaşık 1 yıl önce 35 kilo verdim ve 1 aydir spor yapmaya başladım vücudum aşırı yağlı gobegimde sarkma oldu ve hayalim fit kasli bir vücut yapmak yardimci olursaniz sevinirim tüm vücut antrenmani yaptiktan sonra 20 dakika kardio kaslarimi cok yıkarmi ksrdioaya gecerken 1 tane muz yesem yararlu olurmu bitince zaten 1 ölçek whey protein icecegim ağırlık kaldirma konusunda zaten kötüyüm zamanla arttirabilirmiyim bilgi verirseniz sevinirim bu konularda bilgim az ancak isteğim fazla çok büyük istekle ve hayallerle basladim bu ise öğrenciyim ve herseyimden kisarak boğazıma dikkat ediyorum parasiz geziyorum süt yumurta alıyorum ama emegimin sıkıntılarimin bosa gitmesini istemiyorum… Devamını Oku »

Anonim
Ziyaretçi
Anonim

Hocam cevap verirseniz çok sevinirim ben 1 yıl önce 35 kilo verdim 1 aydirda spora başladım vücudum aşırı yağlı ve göbeğimde sarkma oldu ama kilom ideal ağırlık kaldirma konusunda biraz kötüyüm zamanla arttirabilirmiyim birde tüm vücut antrenmanı yaptiktan sonra 20 dakika kardio zarar vermez değilmi hemen Üstünede 1 ölçek whey protein alacam su ile birde zarar verir diyorsanız kardioya gecerken 1 muz yesem yarari olurmu bu işe hirsla heyecanla ve gerçekten büyük hayallerle basladim ogrenciyim durumum olmadigi halde varimi yokumu koydum hani parasiz gezip süt aliyorum yumurta aliyorum beni bilgilendirirseniz sevinirim simdiden tesekkurler

taner
Ziyaretçi
taner

ilşad abim mesela bir bolgeyi yaptım bir daha o bolgeye gelene kadar 4 gün geçyor iyi mi kötümü anlamış degilim siz ne önerirsiniz. teşekkür ederim.

şerif ferhat koçak
Ziyaretçi
şerif ferhat koçak

yararlı bilgileriniz için teşekkür ederim benim sormak istediğim göğüs ve arka kol, sırt ve ön kol, omuz, bacak olmak üzere 4 ayrı güne yayılan programım var. bu antrenmanları akşam 6 dan sonra yapıyorum. haftanın 3 gününü kendime aileme ve dinlenmeye ayırıyorum. haftada iki kardiyo antrenmanı yapsam hiç vaktim kalmayacak. bu kardiyo antrenmanlarını diğer antrenman günlerimin sabahında yapsam nasıl olur. mesela sabah 9 da 45 dk koşu ya da bisiklet çalışsam akşam 7 de de normal antemanımı yapsam (bacak çalışmayacağım günlerde) sizce nasıl olur

Uzm.Fizyoterapist Volkan
Ziyaretçi
Uzm.Fizyoterapist Volkan

Ellerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş..

ahmet
Ziyaretçi
ahmet

sayın hocam ben spora yeni başladım.çok fazla terimlerinizi bilmiyorum fakat 33 yaş 140 kilo 182 cm olarak en son 15 sene önce boks yaparken burnum kırılınca bidaha salona falan gitmedim.burada sizin bir kaç yazınızı henüz okudum.Bugün 6. günüm, kişisel olarak hocam bana salonda 2 adet bisiklet var biri arkama dayanmalı biri dayanmasız 12 şer dakika ile onlarla başlıyoruz.sonra sırt gögüs kanat üst ön bacak ve tüm kol kaslarını çalıştıran bir uygulama içerisinde 15×2 yapıyorum. ve bitiyor.onun dışında birde zorlanmadığım diyet listesi hazırladı sabah öğle akşam ara öğünler ve antreman öncesi gibi.Bana çatımın güzel ve ideal olduğunu söylüyor.1 yıllık bu programda… Devamını Oku »

Doğuhan
Ziyaretçi
Doğuhan

Öncelikle eğitmenler ve spor salonları için gerçekten çok doğru bir yazı olmuş. Yaşım 16 boyum 179 kilom 75 yağ oranım 18 ağırlık antrenmanından sonra yağ yakımı için 12-15 dk lık interval koşuyorum sizin daha etkili olucak bir kardio şekliniz varmı?